Yenmekten başka çaren yok.
Yenilsen; 4’cülük şansın zora girecek, şike yapmaktan dolayı ceza alan Fenerbahçe gibi Avrupa’da oynamak için sıranı bekleyeceksin.
Tamam, şike yapanlar milyonları futboldan soğuttu..
İyi de kardeşim dün akşam Avni Aker’de ilk yarı oynanan futbol Trabzonsporluları hasta etti!
Hele Henrique Trabzonspor’u rahatlatan 2’ci golü atana kadar...
***
Futbolu yazan papaz, Trabzonspor’un ilk yarı oynadığı futbolu izlemiş olsaydı; isyan ederdi herhalde.! Zira onların yazdığı futbol bu değildi; sahada futbol adına anlatılacak-yazılacak hiçbir şey yoktu.
Herkes kendi oyununu oynadı.
Özer’i çıkar; Trabzonspor deyim yerindeyse yerle bir. Biraz Bosingwa, biraz da Olcan... Onlar da olmasa yandı gülüm helva...
Demem o ki; iyi ki Özer var, sorumluluk alıyor, arkadaşlarını oynatmaya çalışıyor. Topu ayağına alınca yardımlaşıyor; alıyor-veriyor, koşuyor, attırıyor...
***
Yusuf ve Henrique oyunu girdikten sonra Trabzonspor daha etkili oynamaya başladı. Aslında Hami hoca maça bu oyuncularla başlaması gerekirdi ama... Hoca tercihidir deyip geçelim.
Kim ne derse desin, Yusuf ve Henrique bu Trabzonspor’da oynamalı...
Zaten oyuna dahil olunca da bunu ispatlamış oldular..!
Bu oyuncuları maçın başında oynatmayıp bu kadar dakika bekletmeyi uygun bulmadım. Özellikle dikine gidebilen oyunculardan Yusuf’un oyunda olması çok çok önemliydi. İkinci yarıda oyuna girince farkını fark ettirdi.
Henrique’nin oyuna girmesiyle birlikte Trabzonspor’un daha pozitif bir görüntü çizdiğini söylemek gerekir. Senin gol yapacak adeta tek oyuncunun kenarda tutulması hataydı. Hami bu yanlışından erken vazgeçip neticenin müspet bitmesini sağlamasını takdir etmek gerekir.
***
Özetle...
İlk yarı Avni Aker’de futbol yoktu, penaltıdan gelen bir gol,
İkinci yarı, son yarım saatte koşan, keyif veren, gol atan bir Trabzonspor vardı.
Biz de bu Trabzonspor’a “ Evet” diyoruz...