İlk yarıyı, futbolu yazan papazlara izlettirin, futbolu yazdıklarına-yazacaklarına bin pişman olurlardı.
“Futbol” demek için bin şahit lazım; kimin ne yaptığı, nerede oynadığı belli değil; resmen kör dövüşü izledik.
***
Trabzonspor, Cardozo’nun çayda çıra oynar gibi attığı penaltı golünün haricinde, 39. dakikada Yusuf’un direkten dönen topu var ki, dışarıya atmak, kaleciye nişanlamak, gol atmaktan daha zordu.
Bosingwa’nın yılda bir ya da iki hata yapacağı tutar, o da bu maça denk geldi. “Mevkisi değil.. Nazar boncuğu olsun” deyip geçelim.
Bordo-Mavili takım soyunma odasına tam galip girmek üzereyken Hakan’ın topla ilk imtihanı gol oldu; 1-1
***
İkinci yarı bambaşka bir Trabzonspor vardı sahada. Galiba soyunma odasında ufak bir fırça atıldı!
Aksi halde bir takım ilk yarıya oranla bu kadar değişmez.
***
Mehmet Ekici’ye ayrı bir parantez açmak gerekir. Çocuk aldığı paranın hakkını terinin son damlasına kadar veriyor. Bir topu direkte patladı, attığı gole de doğruyu söylemek gerekirse şapka çıkartılır. Gol öncesi yeni transfer Erkan Zengin’in de gollerde katkısı olduğunu unutmamak gerekir.
***
Futbolda bir terim vardır “atanın da, tutanın da iyi olacak.”
Bir takımda bir kalecinin ne kadar önemli olduğu dün gece bir kez daha görüldü. Maçın kırılma anlarında yaptığı önemli kurtarışlar, takım arkadaşlarına ve camiaya güven verdi. Cardozo’yu anlatmaya gerek yok. Yeter ki toplar doğru adrese, yani ona postalansın; Paraguaylı gereğini yapıyor.
***
Evet, Trabzonspor’un eksikleri çoktu.
Her şey bir yana Sivas maçının Trabzonspor camiası için ayrı bir önemi vardı, tıpkı Eskişehir karşılaşmaları gibi. Malumunuz; Eskişehirspor’a kendi sahasında yenildiler. Bordo-Mavili takım bu maçı da kaybetseydi, emin olun hiçbir Trabzonsporlunun ağzını hafta boyu bıçak açmazdı!
Trabzonsporlu oyuncular da bu durumu tahmin ettiklerinden-bildiklerinden olsa gerek; ikinci yarı bambaşka oynadılar.
Evet, biz de ikinci yarıya “evet” diyoruz.