Soma maden faciası sonrası hayata bakış daha farklı olacak elbet..
301 şehit işçimiz geride gözü yaşlı yakınlarını bırakırken, yaraların sarılması noktasında 77 milyonun kenetlendiğini belirtmekte fayda var..
Elbette ne yaparsak-yapalım ocaklara düşen ateş öyle kolay-kolay sönmeyecek..
Ama neresinden bakarsak-bakalım artık bu faciadan hepimizin ders çıkarması gerekiyor..
Her şeyden önce ihmali olanlar mutlaka bunun hesabını vermeli, yargı önünde diz çökmeli..
Geride yetim kalan yavrular baştan-aşağı devletin himayesi altına alınmalı..
Soma faciası bize şu gerçeği de gözler önüne serdi.
Artık ne olursa olsun taşeron sistemine geçit vermemeliyiz. İşçilerimizin sağlık güvencesi,sosyal hakları ve emeğinin karşılığı adil bir şekilde verilmeli..
Siyasetçiler, devleti yönetenler, takım elbise içinde caka satanlar işçinin yanında olmalı.
Onlara sarılmaktan korkmamalı..
Öyle her kaza sonrası, her facia sonrası timsah gözyaşları dökmekle işçi hakları savunulmaz..
İşçisine sarılan vekil lazım bize..
2 yıl önce aramızdan ayrılan Rahmetli Mustafa Cumur işte böyle bir siyasetçiydi.
Emeğe sarılmak, işçilerin hal hatırını sormak için seçim sandığını beklemezdi.
Sanayide, inşaatlarda, fabrikada işçileri ziyaret eder dertleşirdi.
Bugün işçi sendikaları bile onu yad ediyor..
Türk-İş Trabzon Şube Başkanı Hasan Basri Hatipoğlu vefasını her fırsatta gösteriyor.
Kendi partilileri bize onu unuturken Hatipoğlu her fırsatta mezarının başında oldu..
Bunlara bizzat şahit biri olarak şunu da söyleyeyim..
Rahmetli Cumur bu noktada sürekli öz eleştiri yaparak “Hükümet olarak işçilerin emeğinin karşılığını alması ve güvenliğinin sağlanması noktasında ne yazık ki yetersiz kalıyoruz” derdi.
İster iktidar cephesinden ister muhalefet cephesinden bize işçisini kollayan koruyan arkalarında değil yanlarında olan siyasetçiler lazım bize..
Cumhur’u özlememek mümkün mü?
Bir kez daha rahmetle anıyorum kendisini.