Yaş 46...
Nice mutlu yıllara, nice şampiyonluklara...

 ***

46 yaşında...
Hala dimdik ayakta...
Hala parlıyor, hala göz kamaştırıyor...
Kendisiyle oynamaya kalkanları yakıp yıkmaya, yerle bir etmeye devam ediyor!

 ***

46 yaşında...
Rakiplerine korku vermeye, zangır zangır titretmeye devam ediyor...
Korku vermekle kalsa,
İstanbul takımlarını saltanatlıklarına son vermeyle bıraksa;
Hak-Hukuk-Adalet mücadelesi de veriyor.

 ***

46 yılda;
6 Türkiye şampiyonluğu,  diğeri cepte, etti sana 7.
( Çalınan şampiyonlukları saymıyorum bile)
8 Türkiye kupası,
1 TFF Süper Kupası,
7 Cumhurbaşkanlığı Kupası,
5 Başbakanlık Kupa şampiyonluğu.
Ve...
1 tane de Kıbrıs Barış Kupası.
Allah bin bereket versin...
Rabbim, olmayanlara,  hakkıyla çalışıp-çabalayanlara da nasip etsin...
Teşekkürler Trabzonspor.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın...
Sen olmasaydın; bu ülkede futbol hem tatsız/ tuzsuz olurdu, hem de daha çok ayak oyunları oynanırdı!..

 ***

O’nu sevenler, 46.yaşını kutlamaya Haliç’te başlayıp Trabzon’da bitirdiler;
Önce Haliç’i fethetti Fatih’in torunları, sonra Trabzon’u şenlendirdi Kanuni’nin doğduğu şehrin çocukları…

 ***

2 Ağustos günü Trabzon’da gün boyu yaprak kıpırdamadı,
Karadeniz bir başka sakindi; ne karayel, ne poyraz, ne de lodos vardı.
O gün Yoroz feneri de bordo-mavi çaktı!
Aslında tüm bunlar, 46 yaşına basan Trabzonspor’a olan saygıdandı.
Çünkü o gün Fırtına’nın doğum günüydü...

***

O’nun doğum gününde, oklavanın altında ezilmişçesine incelen, Trabzonspor’un forması ve arması gibi beyaz olan tüm bulutlar Trabzonspor’a selam durdular...
Faroz’dakiler “ Bordo”,  Ganita’dakiler “ Mavi” diyerek, koro halinde şarkı söyledi bütün martılar!
Boztepe’den Avni Aker’e sürüler halinde, farklı saatlerde kanat çırptı farklı sülaledeki kuşlar...

 ***

Karıncalar istese su içerlerdi gün boyu Karadeniz’den...
Deniz gündüz mavi’ye, gökyüzü akşam bordo’ya çalıştı durdu...
Çünkü o gün Trabzonspor doğmuştu...

 ***

O gün de yalnız bırakmadı o’nu çocukları...
Yaşlısı, genci, bebesi kendini sokağa, sahile uzandı.
Elinde bordo-mavi bayrağı, meşale olan genç kızlar ve delikanlılar avazı çıktığı kadar haykırdılar:
“ Şampiyon..!”
 O’nun ilk şampiyonluğunu gören, dönemin gençleri, günümüzün yaşlıları da orada olamadıkları için bulundukları yerde dua ve de teşekkür ettiler:
 “ Ömrün çoook uzun olsun..!”
Dünyanın dört bir yanındaki Trabzonsporlular da gün boyu aynı cümleyi söylediler:
“ İyi ki doğdun Trabzonspor..”

 ***

Not: 2-Ağustos-1967’de Trabzonspor’un temelini atanlar, Trabzonspor’un karakterini ören malzemede en iyisini kullandıkları ve bizlere böyle bir takımı bıraktıkları için binlerce teşekkürler..!