Türkiye, çok kritik bir süreçten geçiyor..
Ülke üzerinde oynanan oyunun boyutu, artık apaçık ortada..
Atatürk Havalimanı’ndaki hain saldırı sözün bittiği yerdir..
Çünkü bu asla sadece bir terör saldırısı değildir.
Bu, sadece PKK, IŞİD veya bir başka ‘örgüt’ adı öne çıkarılarak üstü örtülecek bir saldırı da değildir.
Tetiği kim çekerse çeksin, bombayı kim patlatırsa patlatsın, saldırıyı kim yaparsa yapsın, bu sadece ‘terör saldırısı’ diyerek kapatılacak bir dosya değildir.
Bu dar anlamda terör analizleriyle okunacak, anlaşılacak ve anlatılacak bir durum değildir.
Kim ne derse desin kim ne söylerse söylesin..
Bu çok uluslu bir saldırıdır.
Çünkü PKK’sı da IŞİD’i de çok uluslu güçlerin ortaya çıkardığı bir projedir..
Doğrudan Türkiye’yi hedef alan, terör üzerinden yürütülen, terör görüntüsü verilen, uluslararası boyutu olan, bir dış müdahale olduğunu söylemek zor değil..
Zamanlaması ile Türkiye’ye doğrudan bir saldırıdır.
Türkiye'yi terörle terbiye etmeye, kontrol altına almaya, belli bir mevzide tutmaya, diz çöktürmeye çalıştıkları apaçık görülmektedir..
Türkiye'nin en kalabalık şehri olan dünya başkentinde bulunan en önemli havalimanı, tam da iftar vakti böyle bir saldırıya uğruyorsa, bundan çok derin anlamlar çıkarmak gerekmez mi?
İbrahim Karagül “Sen kimsin ki denklem değiştiriyorsun” sözleri ile çok iyi analiz etti.
Dedi ki..
***
Bu bir uyarı saldırısıdır.
“Ayağını denk al” mesajıdır.
Biz yeni bir dünya şekillendiriyoruz, sen içeriye gömül, sakın başını kaldırma, bölgene ve dünyaya bakma, başka şeylerle ilgilenme mesajıdır.
Biz Güneydoğu'da şehirleri, ilçeleri işgal ederken sen bu işgalleri sona erdirdin, bu savaşı Türkiye'nin içinde devam ettireceğiz, her türlü örgütü ardı ardına sahaya süreceğiz, sembollerini vuracağız, seni boğacağız mesajıdır.
Suriye savaşı seni rehin almışken, biz daha Suriye savaşını tam olarak Türkiye içlerine servis edememişken, sen kalkmış İsrail ile, Rusya ile normalleşme yoluna gidiyorsun. Aklın sıra denklem kuruyorsun. Normalleşip krizden çıkmaya çalışıyorsun, buna izin vermeyiz mesajıdır.
Bu saldırı, Kuzey Suriye Koridoru'nu planlayıp uygulayanların, Rus savaş uçağının düşürülüp Türkiye ile Rusya'yı yüzyıllar süren çatışmalar tarihine döndürme projesini yapanların saldırısıdır.
Türkiye'yi de Rusya'yı da tuzağa düşürenlerin Türkiye-Rusya yakınlaşmasının asla kabul etmeyecekleri aşikardır..
Türkiye-Rusya yakınlaşması Avrupa'nın ve Amerika'nın en büyük korkusudur. Denklem bozucudur. Oyun bozucudur. Krizi onlar planladığı gibi onlar devam ettirmek istemektedir.
***
Dosdoğru bir analiz..
Türkiye hedeftedir..
Çünkü kendi başına kararlar alan bir Türkiye istenmemektedir..
Saldırının Türkiye'nin kıvrak bir dış politik manevra ile Rusya ve İsrail krizini çözmeye dönük girişiminin olduğu dönemde yaşanması, asla tesadüf değildir..
Bizi terörle kontrol altında tutmak isteyenlerin olduğu apaçık ortada..
Suriye krizinin içinde tutmak isteyenler, kimlerdi acaba?
Cevabı kolay..
Irak’ı işgaliyle bölgeyi bir bataklığa kim çevirdi?
Irak’tan çekilirken parçalanmış bir Irak, kan gölüne dönmüş bir Ortadoğu kim bıraktı?
Kimin kullanışlı bir aletiydi El Kaide...
IŞİD nasıl doğdu..
El Kaide üzerinden Batı’yı kim terbiye etti.
IŞİD üzerinden de bölgemizi kim dizayn ediyor?
IŞİD’in Musul’u ele geçirmek üzere olduğu tehlikesine dikkat çekilince, “Ha öyle mi bakayım o zaman” diye tepki veren kimin Dışişleri Bakanı’ydı?
IŞİD kimin ürünü?
Musul ve Ramadi’nin düşüşü kimin planlı senaryosuydu!
IŞİD’in kendilerinin imalatı olduğu, kimin askeri istihbarat örgütünün itiraf niteliğindeki yedi sayfalık raporunda yazdı?
Ortaya çıkan bu rapor başta Alman medyası olmak üzere birçok ülkede manşetlere taşınmamışmıydı?
Bu raporda IŞİD’in adım adım ortaya çıkışı, Musul ve Ramadi’nin bir avuç cihatçıya karşı tek bir kurşun dahi sıkmadan düşüşü gibi “kafa kurcalayan” meselelerin yanıtları detaylarıyla yer alıyordu!
Bu rapor kimin ürünü?
Made in USA!
Türkiye’ye kimsin sen de bana karşı denklem kuruyorsun diyen de o..