Hafta sonu Koray Aydın Bey gazetemizi ziyaret etti.
İki saati aşkın samimi bir ortamda düşünce iklimini öğrenmeye çalıştık arkadaşlarımızla.
Her sorumuza yalın, yalın olduğu kadar da içi dolu cevaplar verdi.
Lafı dolandırmadı.
Gerçekleri saklamadı.
Bütün aleniyetiyle konuştu.
Bu muhabetimizin tavsilatı yakında gazetemizde yer alacak.
**
Ben ise Atatürk'le ilgili söylediklerine bu yazımda değinmek istiyorum.
Atatürk'ün her geçen gün gözünde büyüdüğünü, onu tanıdıkça hayranlığının sevgisine eklendiğini anlatımlarıyla detaylandırdı.
Atatürk'ü en iyi telgraflarından tanıyabileceğimizi dillendirerek rutinin dışında bir yorum yaptı. "Bir insan telgraf çekerken bütün doğallığıyla aletin başında olan görevliye düşüncelerini söyler, o da kodlayarak karşı tarafa aktarır. Kalemle yazmaktan daha hakiki bir gerçeklik söz konusudur telgraflarda. Anında vaziyeti özetleyip belki çatışmanın ortasında, belki vaktin en kısıtlı anında bu telgrafları çekmekle yükümlüsün. O nedenle fikirlerini kurmaya, gerçek niyetini örtmeye vaktin bile olmaz. Bu düşünceden hareketle Atatürk'ü telgraflardan izleyin demem bu kanaatime dayanıyor" şeklindeki cümleleri tarihçilerin yaklaşımlarından bile daha özgün bir yaklaşımdı.
O zamana kadar benim de aklıma hiç gelmeyen telgrafın doğal tarafı artık zihnime yerleşti.
Dolu bir lider profili çizdi.
Problemleri teferruatıyla bilen, çözüm yollarını zihninde tayin etmiş, milletin ümitsizliğe düşmesine gerek olmadığını hissettiren özgüveni, yeni mevsimlere hazırım imajını açık bir şekilde veriyordu.
***
Başbuğ'dan aktardığı, "Bir insan görev anında değil, görevin doldu, yerine bir başka arkadaşı uygun bulduk dendiğinde, yani giderken ne menem varlık olduğunu gösterir" anekdotu da hayli ilginç bir aktarımdı.
Gelirken değil giderken adamlık vurgusunu da kaydetmek gerekir.
Anladım ki Koray Bey Trabzon şehrine hapsedilecek boyutu çok aşmış, hatta Türkiye sınırlarının bile katbekat ötesinde bir kimlikle köşesinde bekliyor.
Eğer camia kabuğunu kırar da yeni bir yüzle Türkiye'yi tanıştırırsa, yığınla sokaklara her gün yayılıp toplanan ümitsiz insanlara heyecan verir.
Öyle büyük bir yürüyüş başlayabilir ki tahminleri alt üst eder.
Küçük ama benim olsun anlayışı kişisel menfaatime uygun deniyorsa ona bir şey diyemeyiz.
***
Bir orijinal fikir de benden gelsin ister misiniz?
İstiyorsanız söyleyip bitiriyorum.
"Bir insan şehrinden çok başka beldelerde seviliyorsa o adam düzgün adamdır"
Telgrafın tellerine kuşlar konmasın..