Bürokrasiyi azaltacağız diyerek yola çıkan merkezi hükümet, bağımsız kurumlar dışında öyle resmi kurumlar oluşturdu ki iş daha da karmaşık hale geldi.
     Bu ülke, kurumlarının tarumar edilmesi gerçeği arasında dolaşırken vatandaşın aklı da dönüp duruyor. Öyle ki bir kurumun içinden birkaç kurum çıktı. İl Sağlık Müdürlüğü üçe bölünüp, tek başına yarım trilyon para harcayıp 500 kişinin okuduğu okul binasına yerleşirken, her odaya bir adam koyup binayı boş bırakmamaya çalışıyorlar ama ne işe yaradığını halen bilen yok.
     İçinden çıkan Halk Sağlığı İl Müdürlüğü’nün halen kalıcı bir yeri yok, yaptığı tek faaliyet beyaz tişort giyip sahil yürüyüş yolunda poz vererek kendisini faaliyette göstermek.
     Bir başka faaliyetleri, 2 Nolu Erdoğdu Mahallesi Sağlık Merkezi altında koca röntgen cihazını çürümeye terk etmiş olmaları. İlgilenen yok. İşin kötüsü Soğuksu Mahallesi’nde 40 senedir hizmet veren Halk Sağlığı Labaratuvarı Değirmendere’de mahalle arasına taşınmış, çamurdan kapısından içeri giren yok, cihazları kutularından açan yok. Yarım trilyonluk labaratuvarı faaliyete alan yok. VSD binasına ise küften girilmiyor, bulunduğu yer sağlıksız, sorsan sağlık dağıtıyor.
     Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği mi? Ne yapsın, koca kurum o da yer bulamayınca gitmiş koca hastaneye el koymuş. Çünkü başka gideceği yer yok. Numune Hastanesi  kamu kurumuna dönüşmüş, her odaya bir memur koyup binayı kollamaya çalışıyorlar.
Büyükşehir olduk ya, şehrin göbeğinde Ortahisar adında yeni bir ilçe kurduk ya, Kaymakamlığı sokak arasına asari antikadan bozma bir binaya koyduk ya..
İşlem tamam..
Gidin bakın binanın içinde eskiden kalma tek bir kapı ve duvar kaldı mı? Açıkçası vatandaş gitse kaymakamı bulamaz, bulsa da iş yapamaz, yani sorun çözemez.
Ortahisar Belediyesi, Büyükşehir’in bünyesinde hizmet vermeye çalışırken, cadde ve sokaklarda araçlar resmen kırılıyor. Vatandaş seke seke yürüyor, dilenciler sokak başlarında boş yer bırakmadı. Her yerdeler..
 Özellikle Fatih, Toklu, 1 ve 2 Nolu Beşirli mahallelerimizde apartmanların birinci katları hep ofice dönüşmüş, kimsenin çıtı çıkmıyor.
Başkan Av. Metin Genç çıkmış eğitim programları hazırlıyor, ilk ve ortaokulların koridor ve sınıf boyalarını yaptırıyor, spor faaliyetlerine de büyük destek veriyor.
Ama asli işini bu derece maharetle yapabildiğini söyleyemiyorum..
Niçin böyle söylüyorum?
Şimdi çıkıp İl Milli Eğitim Müdürü Hızır Aktaş köprü, asfalt, menfez yapıyorum, çöpleri topluyorum derse sakın şaşırmayalım..
Yani herkes işini yapacak..
Siz, Milli Eğitim’in işini yaparsanız onlar da gelir sizin işinizi yapar.
İşte böyle bir şehir Trabzon..
Kimin tam olarak ne yaptığı belli değil..
Ben sorumluk sahibi bir yazarım. Gördüğüm aksaklıkları sevdiklerimi de bazen üzecek dozajda yazmama kimse mani olamaz.
Benim kitabımda ‘sus külahım görünmesin’ anlayışı yazmaz.
İyi işleri yazdığımız gibi aksayan şeyleri de yazmaktan imtina edemem..