Bazı şehirler küçülüyor, bazı şehirler büyüyor.
Bazı şehirler modernleşiyor, bazı şehirler gettolaşıyor.
Bazı şehirler fakirleşiyor, bazı şehirler zenginleşiyor.
Bazı şehirler göç alıyor, bazı şehirler göç veriyor.
Bazı şehirlerin ziyaretçi sayısı on milyonları geçiyor, bazı şehirlerin on bin ziyaretçisi bile yok.
Bazı şehirlerin adını tüm dünya biliyor, bazı şehirlerin adını ise kendi ülkesindeki vatandaşları bile zor hatırlıyor.
Demek ki sadece ürünler değil, insanlar, kitaplar, filmler, ülkeler gibi kentler de markalaşıyor.
Ürünler gibi kentlerin de cazibesi varsa marka değeri ve dolayısıyla taliplisi artıyor. Doğal olarak marka değeri yüksek bir üründen bahsediyorsak, marka değeri yüksek bir kentten de bahsedebiliriz.
Marka kent yeni hayatımıza giren bir kavram. Son on yılın kavramı. Markalaşmış bir kenti ifade ediyor.
Herkesin gitmek ve görmek isteyeceği bir kent. Okumak, yerleşmek, yaşamını rahatça sürdürebileceği, trafik sorunu olmayan, kirli havadan eseri kalmayan, kendisine huzur verecek ve yatırım dahi yapmak isteyeceği kenti ifade ediyor.
Marka kent kendine turist, tüccar, yatırımcı, öğrenci ve göçmen çekebilen kenttir. Kentine, geçici veya kalıcı gelenlere iyi hizmet sunabilen kenttir.
Marka kent, dışa açılmayı bilen kenttir.
Marka kent davetkardır.
Marka kent misafirperverdir.
Marka kent ilginçtir. Marka kent sosyaldir, eğlencelidir.
Marka kentin hava kirliliği olmaz.
Dünyanın marka kentleri iki üç sözle marka kent olmamıştır..
O nedenle marka kent olmak bir iki projeyle ve birkaç yılda başarılacak bir şey değil. Öncelikle marka kent olmak isteyen her kent kendine en az on yıllık bir yol haritası koymak zorundadır.
Marka, ısrardan ve sabırdan doğar.
Marka kent olmak için uzun soluklu planlama ve uygulama ile istenen sonuçlara ulaşılabileceği açık ve net ortadadır.
Bir kenti markalaştırmak için kentin etkin yöneticilerinin katkısına ihtiyaç vardır. Onlar kentin markalaşması yolunda irade ve kararlılık göstermez ise, markalaşma çalışmaları ölü doğar veya sonuca ulaşmaz.
Ve en önemlisi A’dan Z’ ye kentin ileri gelenleri kendilerini bir marka yöneticisi gibi görmeleri gerekir.
Marka olmak zihinde başlar!...
“Marka Kent” kavramını ve teorisini doğru anlayabilmeleri için kentin ileri gelenleri kendi kent üniversitelerinde “Marka Yönetimi” alanında mastır yapmaları gerekiyor.
O üniversiteler marka kent için öncülük yaparlar!
O nedenle dünyanın marka şehirlerini iyi araştırmak gerekir.
Böylece “Marka Kent” konusunda nereden başlamaları ve nasıl devam etmeleri gerektiği konusunda daha bütünlükçü bir fikirleri olur. Bu alanda nelerin yapılması gerektiğini söyleyen uzmanların görüşleri ortaya çıkar!..
Sadece valiliğin veya belediyenin başlatacağı “Marka Kent” olma çabası bir yere varmayacaktır. Daha geniş bir katılımla belirlenecek bir planla kent markalaşabilir. Vali ve kaymakamlar, il ve ilçe belediye başkanları, kentin milletvekilleri, üniversite rektörleri, emniyet genel müdürü, kalkınma ajansı başkanı, ticaret ve sanayi odaları başkanları, yerel medya ve STK temsilcileri gibi kentin önemli kuruluşlarının liderlerinin bu yoldaki işbirliği bir kenti markalaştırabilir.
Özellikle Ticaret Sanayi odaları hayati önem taşır. Çünkü bütün dünyada marka kent projeleri için şehirlerin Ticaret ve Sanayi Odaları öncülük yapmıştır. Bakın biraz araştırma yapıldığı zaman New York Ticardet Odası, Kent Konseyi ile yürüttüğü çalışmalarla mark kent projesini hayata geçirmiştir.
Siyasete de yol haritası çizmiştir!
Bir kent, beyin ve emek göçünü tersine çevirmek, kentin vasıflı nüfusunu artırmak, kent ekonomisini geliştirmek, hemşerilerinin refahını artırmak istiyorsa öncelikle cazibesini artırmalıdır.
Coğrafi olarak avantaja sahip her şehir kendi kaynaklarıyla büyümeyi başarabilir. Düzenli olarak nüfusu, kişi başı geliri artabilir. Kentsel dönüşümünü sağlayabilir. Pırıl pırıl sokakları, harika yapıları, temiz havası, tıkır tıkır çalışan kamu kuruluşları, şehrine aşık hemşerileri olabilir.
Kente refah getirecek yeterli kaynağı kent içinden çıkarabilmek her zaman mümkün değildir. Ama marka kent hedefini koyan şehirler, şehir dışındaki kaynakları şehirlerine çekmeye odaklanmalıdır.
Nedir bu kaynaklar;
Yerli ve yabancı turistler
Şehre okumaya gelen üniversiteli öğrenciler.
Şehre çalışmaya gelen vasıflı işçiler.
Şehre alışveriş için gelen tüccarlar.
Şehre yatırım yapan iş adamları.
O nedenle tarihsel derinliği olan ama bu derinliğin gücünü bir türlü kendinde bulamayan Trabzon’un, marka şehir olabilmesi için önünde uzun bir yol vardır!
İşte önemli olan o yola şehrin bütün katmanları olarak zihinsel devrimi başlatarak çıkabilmektir!.
Yoksa lafla marka oluruz !..