Hafta sonu Rize'deydim. Dostlarla hasbihal ettim. Her zaman takıldığı yerdedir umuduyla Yaşar ağabeyin takıldığı mekana doğru sürükledi beni ayaklarım.
Solgun yüzünde olgunluk izleri nedeni bilinmez bir gerginlikle kalınlaşmış, oturduğu sandelyesinde iğneler dizilmiş gibi iğretiydi. Selamımı verip kelama başlamadan 'bomba' gibi patladı. "Yaz", dedi. Ve sıraladı cümlelerini "Ben bu davaya yıllarımı verdim. Önce ülkem diyerek öz menfaatlerimizi hep geri tuttuk. İki kelam etmekten acz içinde olanlara mahkumiyetimizi anlamakta güçlük çekiyorum. Biz hitabet partisiyken bizi rekaket partisine çevirdiler. Adam uçağa binemez, halkla sarmaş dolaş olamaz, inandırıcı ekonomik programla halkın gönlünü alamaz, devletin bütünlüğü nasıl sağlanacak sorusuna cevaplarını maddeler halinde sıralayamaz, yine ben yine ben deyip koltuk işgal etmeye devam eder. Bizim sözüyle tılsım yaratacak ne hatiplerimiz var, ne ozanlarımız, ne bereketli bilim insanımız var. Var var ama varlık içinde bizi yokluğa mahküm eden bir anlayışla nereye kadar! Evde hanımlarımızın dahi maskarası olduk. Bununla mı iktidar(!) diyerek imkansızlığı onlar da üzülerek görüyorlar da bizim koltuk kuluçkaları bunları nasıl göremiyor."
Hele bir soluklan dememe bile izin vermeden, devam etmedeki kararlılığı gözlerinden yüzüme boşaldı. Evet ağabey deyip devam etmesine zorunlu imkan tanıdım. "Arkadaş; genel merkezin de katılımıyla geniş katılımlı aylık bölge toplantıları, konserler, yayla şenlikleriyle kaynaşmalar nerede, bir şey yapılmıyor. Tescilli muhalefet unvanından memnun bir ağızla%51'le geldi %51'le gidecek diyor. Bu cümleden ne anlarsın, şunu anlarım; gidecek adamın % 49 alacağını anlarım. CHP'nin 0 çekeceğini anlarım. Diğer küçüklerin buharlaşmasını anlarım. Böyle bir konuşmanın izahı mümkün değil.." Dertlisin anlaşılan çok dertli, bari tamala kendini.. "Vallahi anlatacaklarıma sayfa yetmez, memurunu elinden kaçırmış, polisini kendinden uzaklaştırmış, öğretmenini karşılıksız çalışmasından dolayı ödüllendirememiş bir zihniyete öfkem bitecek gibi değil.. Köylüyle ana damarını koparmış, Güneydoğu'yla hatlarına kedi takılmış, Çöpür Osman'ı Hakkari'de kaybetmiş bir beceriksizliğe ne diyeyim kardeş!" ben anladım derdini Yaşar Mallaahmetoğlu ağabey. Kafi, arife tarif gerekmez.
Not: rekaket; kekemelik