Türkiye’de son süreçte yeni anayasa çalışmaları sürerken yaşanan tartışmaların  başında  ‘Millet’ kavramı  gelmeye başladı!..

Sormak gerekir...

Dünyada hangi gelişmiş ülkenin adı  anayasasına konulmamış; bir  ‘Millet’ olgusundan yoksun!..

Alman’ı mı, Fransız’ı mı, İngiliz’i mi, Amerikan’ı mı?

Millet olmakla olamamak arasındaki farkı görmek için inelim  Güney’e...

Coğrafi isimlere göre adlandırılan...

Aşiretlere göre adlandırılan...

Irklara göre adlandırılan...

Mezheplere göre adlandırılan...

Düşmanların tahriklerine aldanan, körleştirilip bölündükten sonra bir avuç hayduta  teslim olan kalabalıklara bakın...

Kardeşliklerini imanla bütünleştirmek yerine ırk, aşiret, mezhep vs. alt kimlik ve kişiliklerle uğraşan sömürülen devlet müsveddelerine bakın...

İngiliz, Fransız, ABD gibi        dizayn odaklarının onlar üzerindeki hayallerine dikkat edin...

Tarihlerini yırttırdılar.

Şuurlarını kafa karıştıran   demokrasi sloganlarıyla kaybettir-   diler!..

Durum ortada...

Bir milletin mensupları ırklara bölünemez.

Çünkü bir bütündür. O bütünlüğün de adı bellidir.

Ortada söylenen  bir  millet var ama adı yok!

Olabilir mi?

Asırların verdiği kardeşlikler, akrabalıklar, kaynaşmalar tek vücut yapmıştır bu büyük milleti!

Bölmeye çalışırsanız kaos olur. Yani bölünürsünüz, paramparça haline gelirsiniz!..

Tarih milletlerin aynasıdır derler ya...

O nedenle  hesap yaparken tarihin gerçeklerini de irdelemek gerek...

Bakın Orta Asya’da bu felaketleri yaşamış bir yaşlı profesör, Taşkent Üniversitesinde  Osmanlı ve Orta Asya Türk Devletleri’nin farkını anlatırken gözleri yaşararak şöyle anlatmış!..

“Balam, buradan Anadolu’ya giden Türkler nizam için çalıştı, orada bulunan veya vardıkları yerdeki her adamı adam yurduna koydu, kardeşlik ilan etti ve kardeş yaptı hepsini.

Devlete sahip çıkan, milletine sahip çıkan, harsına, irfanına sahip çıkan, ırk ve mezhepleri hatta dinleri kardeş yaptı.

Ama buradaki kalanlar        ayrılıkları, farklılıkları öne          çıkararak enaniyet yaptı, bir       olmadı, birlik olmadı ve millet olmadı, millet olan bir avuç Rusya’ya  esir oldu.

Kabilecilerin yaşayacak toprağı, iman edecek dini olmaz, millet varsa vatan vardır, vatan varsa devlet vardır, devlet varsa düzen vardır, bayrak vardır, din vardır.”

Fazla lafa gerek var mı?

Millet olmuş muazzam topluluğu ırklara ayırırsanız, ırklar rahat mı edecek?

Onlar da o ırkın içinde aşiretlere ayrılmaya, aşiret farklılıklarını öne çıkarmaya çalışacaklardır!

Tarihin acı dersleri ortada hala!..

Tarihin derinliklerinde kaybolan, parçalanan milletlere bakmak gerekir.

Bu gün bizedeki farklılıkları öne çıkartmak  isteyen  AB ve ABD de var mı böyle bir çalışma...

O nedenle çok ama çok dikkatli olunmalı!..

Millet olma duygusunun sıcaklığını her ferdinin hissettiği  bir süreç içerisinde adımlar atılmalı.

Yazımın başında da belirttiğim gibi dünya’da gelişmiş bir ülke söyleyin bana  ‘Millet’  duygusunu yaşamayan!..

Irkçılıkla milliyetçilik kelimelerinin anlamını  kavramak için...

Araplara bakın, Rusya hâkimiyetindeki ırk ve coğrafi özellikleri öne çıkarılan ufalanmış sömürülen devlet müsveddelerine, bakın.

O nedenle çok ama çok dikkatli olunması gereken bir süreç.

Ortada  Türkiye Cumhuriyeti Devleti varsa o Cumhuriyeti  inşa eden, bütünleştiren, etnik kimlikleri kendi etrafında et ve tırnak gibi yapan, bir de millet vardır.

O  milletin de adı bellidir!..

- - - - -