HORMONLU FUTBOL !..

Bahane hazır;
“Efendim, cemaat, hükümet,
 ihale mafyası”
Yok ya;
Radara ben mi yakalandım
hormonlu puan tayfası..
Az kaldı;
Ahada geliyor ağustosun son haftası..

***

Tarlayı ekersiniz, ekini de biçersiniz,
O hormonlu kupayla
CAS’ı nah geçersiniz..

***

Yani demem odur ki;
Yukarı tükürsen bıyık,
Aşağıda zaten sakal,
Bu saatten sonra fayda etmez,
İster cin ol, ister çakal!.

Çocukları zorla tarzan yapacaklar

Neymiş?
Kız ve erkek öğrenciler  aynı  merdiveni  kullandıkları için  müdür bey  diken üstündeymiş, gözüne uyku girmiyormuş …
-Hadi yaa.
-Bu sıkıntıya mutlaka bir son vermek lazım...
- Nasıl?
-Kolayı var canım!
Erkek öğrenciler bundan böyle yangın merdivenini kullansın!
Ya da pencereden halat sarkıtsınlar, çocuklar Tarzan gibi insin,çıksın.
-418 Ahmet…
-Yetiştim hocam  burdaaaaaaaaaa !..

Mahkeme doğru söyler federasyon şaşar!.

Kargaşayı gören Temel kalabalığın olduğu yere  koşar. .Gördüğü manzara şudur: Minare alev alev  yanıyor, müezzin çaresizce yardım istiyor, “Kurtarın beni” diye bağırıyor.
 Temel bu, kaçar mı.  Hemen uzun bir ip bulup  atıyor müezzine.
- Yakala hemşerim yakala, sar beline çık şerefenin kenarına, korkma kurtaracağım seni . Garibim denileni yapıyor, Temel de asılıyor ipe.
Tabii paat diye yere düşen vatandaş  sizlere ömür..
Ahali öfkeli “Ne yaptın” diyorlar  “Öldürdün  adamı.”
Temel mahçup  bir vaziyette , “Yahu arkadaşlar” diyor. “Ben bir zamanlar iple birini kurtarmıştım ama, onu minareden mi çekmiştim kuyudan mı orasını karıştırdım.”
Tamam anladık Temel saftır böyle hatalar yapabilir de;
“Mahkemeye göre olsa da şike,  bize göre yoktur bişe” diyenler.
Marka değerini, prestijini katledip Türk Futbolunu nakavt edenlere ne diyeceğiz?
Saf mı?
Temel oldu olacak minare ile kuyuyu karıştırdı, bunlar  sporun ruhunu hançerleyen tüm cambazlıkları  görmezden gelip insanları  futboldan soğuttular, sahalardan uzaklaştırdılar.   Futbol artık bir kıvılcımdır ülkemizde..
 Neyi, nerede, ne zaman  patlatacağı  belli olmayan.!

Aşağısı kurtarmaz!

Yıllar önce Sebatla Urfa deplasmanına gidiyoruz.
O günkü otobüs ve yol şartlarında git git bitmiyor kilometreler. Urfa’ya yaklaştığımızda  futboldan bihaber olduğu anlaşılan şöför  hemen sağındaki koltukta oturan yöneticimiz rahmetli Hüseyin Reis’e sordu:
-Abi durumunuz nedir buradan bişe alabilecek misiniz?
Hüseyin Abi, “Fena değiliz ,herhalde bir puan alırız”  deyince şöför şaşkınlık ve kızgınlıkla çıkıştı:
 -Ne bir puanı ya, bu kadar sıkıntıyı  bir puan
için mi çektiniz. Buradan en az
4-5 puan almanız lazım!..

Üstgeçit değil efor testi!

Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesi’nin hemen önüne yayaların can güvenliğini düşünerek bir üst geçit yapmışlar. Öyle ya, vızır vızır işleyen şehirlerarası yol . Ne olur ne olmaz. Sağolsunlar  yayaları düşünmüşler ama  o geçidi daha çok hastaneye gelip giden yayaların, yani hastaların  kullandığını unutmuşlar.
Ben diş için çok gittiğimden biliyorum, sezon başında bir takımı orada antrene etsen ilk beş hafta idare edecek kadar kondisyon depolatacak o dik merdivenleri tırmanmayı gözüm kesmediği için tehlikeyi göze alarak ana yolu kullandım.
Şimdi yaşlısı,hastası; oflaya  puflaya çıkıyor iniyor. Lakin tam bir perişanlık..
Allah korusun merdivende kalp krizi geçirecekler.
Zaten ben hastanedeki kalp doktorlarının yerinde olsam muayene için  efor testiymiş, koşu bandıymış filan kullanmam! Üstgeçidin bir ayağına yollarım hastayı, diğer ayağında da kendim dururum. “Gel amca der basarım kronometreye. Eğer makul bir sürede yanıma gelebilirse hiç korkmam veririm raporu:
Sağlamdır, komando bile olur!