Trabzonspor öyle bir ilk yarı oynadı ki sanki Avrupa maçı değil de amatör bir maçı anımsattı. Rakip bu şekilde oynayabilir. Trabzonspor olarak sen ortaya kendi futbolunu koymalısın. Kendine yakışına oynamalısın. Hele de ilk maçta iki farkı yakalamışsınız böyle bir zayıf rakip  karşısında. Ancak ne oyun temposunu yükseltmek var ne de pas alışverişi.


Sağdan soldan hücum varyasyonlarına girmek gerekirken anlaşılmaz bir futbol oynamak neydi ben anlayamadım. İlk 45 dakikada gol girişimi olmazken kaleye bir tek şut bile atılmadı. İlk yarıda sadece Volkan ile bir pozisyon buldu Bordo-mavililer.  45 dakikada kötü bir futbol oynayan  Trabzonspor izledik.


İkinci yarda Teknik Direktör Mustafa Akçay’ın oyuna yaptığı müdahale ile  takıma bir canlılık geldi.  Bordo-Mavililer daha çok hücum yönünü rakibe hissettirdi.  Bilhassa Henrigue ve Volkan takımın gol pozisyonlarına girmesine neden oldu. İleride çoğalabildik. Tabii ki, ikinci yarıda Aykut Demir’in oyuna girişi pozitif bir etki yaptı. Genç Abdulkadir’in orta alana getirdiği ivme ve neticesinde attığı gol alkışa değerdi.  Her iki oyuncu verdikleri mücadele ile ilerisi için umut verdiler. Ne olursa olsun Avrupa’da  3-0’lık bir  galibiyet önemli. Hem takıma güven vermek hem de teknik heyet açısından çok önemli bir netice.


Fakat şunu iyi düşünmek gerekir. Rakip her zaman böyle zayıf olmaz. Bütün bunlara rağmen takımımız Avrupa sınavlarının ilk iki maçını kolay geçti.


Kendi oyunumuzu bir an önce ortaya koymalıyız.  Takıma yapılacak takviyelerle oyunumuzu sahada göstermeliyiz.


Avrupa’da böyle farklı bir galibiyet ile Trabzonsporlular bir kez daha mutlu olmuştur. Zihniyeti dumurlu futbol ülkesi de üç puan kazanmıştır.