Trabzon’da Boztepe-Çukurçayır hattında dolmuş şoförlüğü yapan Dilek Koç, güçlü duruşuyla kadınlara örnek oluyor. Mesleğe taksicilikle başlayan ve şoförlükten önce 16 yıl lokanta işleten Koç, azmi ve başarı dolu hikâyesiyle görenlere ilham veriyor.

LOKANTACILIK DA YAPTI, ŞOFÖRLÜK DE… MESLEĞİN CİNSİYETİ OLMADIĞINI TRABZON’A GÖSTERDİ

DİLEK KAPTAN TÜM

KADINLARA İLHAM

Trabzon’da Boztepe-Çukurçayır hattında dolmuş şoförlüğü yapan Dilek Koç, güçlü duruşuyla kadınlara örnek oluyor. Mesleğe taksicilikle başlayan ve şoförlükten önce 16 yıl lokanta işleten Koç, azmi ve başarı dolu hikâyesiyle görenlere ilham veriyor

Kırk yaşında, iki çocuk annesi olan ve Boztepe Durağı’nda şoförlük yapan Dilek Koç, bu meslekten önce de lokantacılıkla uğraşıyordu. Güçlü duruşuyla yakınlarından büyük takdir toplayan Koç, kendisini gören diğer kadınlara hem güç veriyor hem de hayattaki başarı azimlerini artırıyor. Her mesleğin içinde kadınların olması gerektiğinin altını kalın harflerle çizen Koç, yaptığı işle birlikte kadınların gücünü bir kez daha göstererek işin cinsiyeti olmadığını gözler önüne seriyor.

I M G 3199-1

ÖNCE LOKANTA, SONRA ŞOFÖRLÜK

Şoför olmaya nasıl karar verdiniz?

Şoförlüğe nasıl başladığını anlatan Dilek Koç, önce taksicilik yaptığını, daha sonra ise dolmuş şoförlüğüne geçtiğini söyledi. Koç, “Aslında şoför olmaya beni hiçbir şey itmedi. Lokantadan sonra bir taksiyle bu işe başladık. Taksiyle yolcu taşımaya başlayınca, daha önceden de tanıdığım durak başkanımız Hüseyin Abi beni durağa çağırıp çalışmamı söyledi. Bu vesileyle durağa geldim. Lokantacılıktan sonra mesleğe taksi ve dolmuş üzerinden devam etmiş oldum. 2006 yılında açtığım o lokantada köfte ve haşlama yapıyordum, çocuklarımı da orada büyüttüm” dedi.

GÜZEL MESLEK

Aileniz, çevreniz şoför olmanızı nasıl karşıladı, ne tepki verdi?

Çevresinden olumlu tepkiler aldığını belirten Koç, “Herkes çok memnun. Annem, babam, en çok da annem ve kız kardeşlerim gurur duyuyor. Çevremdeki arkadaşlarım da başarımla mutlu oluyorlar, bu çok güzel bir duygu. Diğer kadınlara örnek olmak ise apayrı bir güzellik. Herkese tavsiye ederim, gerçekten çok güzel bir meslek” diye konuştu.

Di̇lek-2

HER ŞOFÖRÜN BAŞINA GELENLER

Bir kadın olarak bu meslekte en çok hangi zorluklarla karşılaştınız?

Meslekte en çok zorlandığı durumlar hakkında bilgi veren Koç, araba arıza yaptığında ya da önüne aniden bir araç veya motosiklet çıktığında zorlandığını, bunların aslında her şoförün başına gelebilecek ortak sorunlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Araba arıza yaptığı zaman ister istemez zorlanıyoruz. Bir de önünüze aniden bir yayanın veya motosikletin çıkma riski var; bu yüzden sürekli tetik üstündeyiz. İşin zorluğu bundan ibaret, başka bir şey yok. Bu da zaten her şoförün başına gelebilecek bir durum”

ON NUMARA OLDU

Erkek meslektaşlarınızla aranız nasıl? Çalışma azminize nasıl bakıyorlar?

Erkek meslektaşlarıyla olan ilişkisine ve duraktaki atmosfere de değinen Koç, kadın eli değen iş ortamlarında saygının arttığını belirterek, “Vallahi on numara oldu. Erkekler argo konuşmaya çalışsa bile biz kadınlar orada olduğumuz için otomatikman kendilerine çeki düzen veriyorlar, o küfürlü muhabbetleri yapamıyorlar. Önlerine bir sınır koyuyorlar. Bu durum ortamı çok güzelleştirdi” diye konuştu.

I M G 3195-1

MESLEĞİ YAPARKEN OLGUNLAŞTIM

Bu mesleği yaparken hayatınızda değişen bir şey oldu mu?

Mesleği yaparken insanların arasına karıştıkça ve farklı çevrelerde bulundukça daha da olgunlaştığını ifade eden Koç, “Aslında daha da olgunlaştım. Farklı insanlarla bir arada olup insanların içine girince bazı şeyler insanın başına sonradan dank ediyor. Ben de o pozisyona geldim, herhâlde kırkımdan sonra piştim. Sürekli bir koşuşturma hâlindeyiz. Aslında çok güzel ama bir o kadar da zor. Duruma göre değişiyor; güzelliği de var, zorluğu da var” dedi.

MOTİVE KAYNAĞI

Sizi bu işte en çok motive eden olay ne?

Meslekte kendisini en çok motive eden unsurun hırs olduğunu aktaran Koç, “Hırs vardı. Burada diğer duraklardan olsun, kendi içimizden olsun rekabet içinde olduğumuz birçok kişi var. Sonunda iş hırsa döndü” ifadelerini kullandı.

KADIN YOKSA HAYAT YOK

Kadın yapamaz algısına ne söylemek istersiniz?

“Kadın yoksa hayat yo.” diyen Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadın yapamaz diye bir şey yok aslında. Kadını baskıyla aşağı çekmeye, sömürmeye çalışıyorlar; sadece ‘sus, otur’ muhabbeti var. Aslında kadın her şeyi yapıyor. Evde de kadın, dışarıda da kadın, arabada da kadın... Kocasına destek olmaktan onun bakımına kadar her şey kadının üzerinde. Çocukların bakımı... Yani hayatın her yerinde kadın var. Kadın yoksa aslında hayat da yok”

I M G 3186-1

HER ALANDA OLALIM

Bu işi yapmak isteyen kadınlara ne söylemek istersiniz?

Şoförlük yapmak isteyen kadınlara da seslenen Koç, mesleği tüm kadınlara tavsiye etti. Kadınların girdiği her alanı güzelleştirdiğini vurgulayan Koç, “Kadınların hepsi yılmadan bu mesleğe adım atmalı. ‘Burası duraktır, erkek ortamıdır, kendi ihtiyaçlarımızı gideremeyiz.’ gibi korkuları veya endişeleri kesinlikle olmasın. Hiç böyle bir şey olmuyor. Çünkü kadınların olduğu yerde erkekler ister istemez kendilerine çeki düzen veriyor; kadınlar orayı istedikleri gibi çiçek gibi yapıyorlar ve çok da güzel oluyor. Şoförlük kadınlar için gerçekten güzel bir meslek, hepsine gelmelerini tavsiye ederim. Başka bir işte ya da ev temizliğinde çalışıp kazanmak varken, oturduğun yerde şoförlük yaparak sigortalı bir şekilde paranı kazanıyorsun, bir ekmek kapısı ediniyorsun. Genel algıya göre kadınlar ya fabrikada çalışır ya da ev temizliğine gider; gündem budur ama hayat bundan ibaret değil, kesinlikle değil. Uzun yolda da olalım, kısa mesafelerde de olalım, takside de olalım; hayatın her alanında olalım. Yakında tren hattı da gelecek, orada da olalım. Kadınlar olarak tek bir alanda kısıtlı kalmayalım.” şeklinde konuştu.

ÇOCUKLARIM İÇİN YAŞIYORUM

Çocuklarınızla aranızdaki ilişkiye bu meslek ne kattı? Aranızdaki ilişkiyi nasıl etkiledi?

Yaptığı meslekten dolayı çocuklarının kendisiyle gurur duyduğunu vurgulayan Koç, “Çocuklar aslında anneleriyle çok gurur duyuyorlar. Büyük oğlum sanayide, motor sektöründe çalışıyor. Arkadaşları ‘Annen ne iş yapıyor?’ diye sorduğunda büyük bir gururla ‘Annem durakta şoför.’ diyor. İnsanlar şaşırıp ‘Annen şoför mü?’ diye tepki verebiliyorlar. Küçük oğlum da aynı şekilde gururla ‘Benim annem.’ diyor. Çocuklar aslında çok mutlular. ‘Bizim annemiz Boztepe Durağı’nda şoför.’ diyorlar, herkes de biliyor bunu. Bence ayrı bir gurur duyuyorlar. Bir çocuğun annesiyle gurur duyması kadar güzel bir şey herhâlde yok. Zaten ben onlar için yaşıyorum” diye belirtti.

KIRICI TEPKİLER ALMADIM

İşe başladığınızdan beri yolcularla ilişkiniz nasıl? Yolculardan nasıl tepki alıyorsunuz?

Direksiyon başına ilk geçtiği dönemlerde yolculardan farklı tepkiler aldığını dile getiren Koç, “İlk zamanlar ‘Aa, kadın mıymış? Ne güzel!’ diyen de oldu. Bazıları da ‘Ya kadın sürebilir mi? Düşürmesin bizi, atmasın bizi bir yerden aşağıya.’ diye endişe etti. Ama çoğunlukla hep ‘Ne kadar güzel.’ dediler, çok güzel kelimeler geldi. Yolculardan bugüne kadar hiç öyle kötü, kalp kırıcı kelimeler almadım.” diye konuştu.

VİCDAN MESELESİ

Dolmuş şoförlüğünde yevmiye sabit mi?

Mesleğin kazanç durumu, çalışma saatleri ve araç sahipleriyle olan ilişkilerine de değinen Koç, “Sabit bir taban ücret var ancak gece 12’ye kadar, yani 17-18 saat çalıştığınızda ve işi de güzel tutturmuşsanız 3 bin lira alabiliyorsunuz. Tabii bu senin vicdanına kalmış, tamamen bir vicdan meselesi. Yani 2 bin lira kesin ama daha çok çalışırsan daha çok alırsın. Tabii arabayı gözlemler, gözetir ve ilk önce onu korumaya çalışırsan, ‘Önce mal sahibinin arabasını kollayayım, onun aracını kullanıyorum.’ dersen, gerisi yine mal sahibinin vicdanına kalıyor. Gün geliyor ben 2 bin 500 de alıyorum, gün geliyor 2 bin de alıyorum ama gün geliyor bin lira alıyorum; o günkü işin durumuna bağlı” dedi.

BANA GÜVENİYORLAR

Mal sahibiyle aranız nasıl?

Araç sahipleriyle kurduğu güçlü güven ilişkisine değinen Koç, çalıştığı dolmuşu kendi aracı gibi sahiplendiğini belirterek arabanın bakımıyla da yakından ilgilendiğini ifade etti. Koç, “Çoğunlukla sanayi işleri bendedir, mal sahipleri çok nadir gelir. Diğer mal sahipleriyle de bir problem yaşamadım. Bu benim çalıştığım ilk araba değil, bundan öncekiler de vardı. Anlaşamadıklarım da oldu ama hepsiyle hâlâ bir aradayız. Bundan da anlaşıyorum, ötekinden de anlaşıyorum; benim için fark etmiyor. Bana sonuna kadar güveniyorlar. Adamın arabası bende, kapımın önünde duruyor. Kendi arabam gibi alışverişimi de yapıyorum, her işimi onunla görüyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

RÖPORTAJ: Gülcan AYDOĞAN