Asgari ücret artışıyla birlikte dükkan kiralarındaki fahiş zamlar ve artan maliyetler Trabzonlu bakkal esnafı ile emlak uzmanları tarafından değerlendirildi. Emlak uzmanı Sinan Sağlam, enflasyon yüzde 70–80 seviyelerindeyken piyasada yüzde 300’e varan artışlar yaşandığını aktardı
RESMİ RAKAMLARI AŞAN FAHİŞ ARTIŞLAR, ESNAFI VE VATANDAŞI MAĞDUR EDİYOR
ENFLASYON YÜZDE 80
ARTIŞ YÜZDE 300
Asgari ücret artışıyla birlikte dükkan kiralarındaki fahiş zamlar ve artan maliyetler Trabzonlu bakkal esnafı ile emlak uzmanları tarafından değerlendirildi. Emlak uzmanı Sinan Sağlam, enflasyon yüzde 70–80 seviyelerindeyken piyasada yüzde 300’e varan artışlar yaşandığını aktardı
Trabzon’un emlak piyasasına yön veren uzmanlar ve mahalle kültürünün son kaleleri olan bakkallar, kontrolsüz fiyat artışlarıyla ilgili piyasa değerlendirmesi yaparak önemli açıklamalarda bulundu. Bakkal Bekir Öztürk; eski ticari gelenekler, ticari kiralardaki fahiş artışlar, değişen müşteri profili ve mesleğin gelecek kuşaklarca sürdürülebilirliğine yönelik çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Öztürk, “Eskiden ticari ortam bugünden çok daha iyiydi. Çünkü o zamanlar en temel şey vardı: Güven. İnsanlar birbirine güvenirdi. Hele mahalle bakkalları tam bir güven kaynağıydı. Bugün insanlar zorluk yaşıyorsa, mahalle bakkallarının aradan çıkarılmasındandır. Bakkallar vatandaş için bir nevi ‘açık kredi’ kapısıydı. Şimdi zincir marketlerden 1 lira bile veresiye alamazsınız. Vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntının bir numaralı nedeni budur” dedi.
PANDEMİDEN SONRA DEĞİŞTİ
Ticari kira artışlarıyla ilgili “Pandemiden sonra her şey değişti” diyen Öztürk, “İnanın ben de anlayamadım. Özellikle pandemiden sonra her şey bir anda değişti. Sanırım insanlar birbirini görerek fiyat artırıyor; yanındakinin fiyatı yükselince ‘benimki de geri kalmasın’ mantığıyla hareket ediliyor” ifadelerini kullandı.
Değişen müşteri profiline dikkat çeken Öztürk, veresiye sisteminin kalkmasıyla birlikte “sabit müşteri” kavramının da tarihe karıştığını belirtti. Öztürk, “Şimdiki ortamda ‘sabit müşteri’ diye bir kavram kalmadı. Çünkü veresiye sistemi bitti. Veresiye olsaydı sadık müşteri de olurdu. Veresiye olmayınca sabit müşteri de kalmıyor” dedi.
KURALLAR YIKILDI
Esnaflığın dışarıdan göründüğü gibi olmadığını belirten Öztürk, “İki çocuğum var ama ikisi de esnaflığı düşünmüyor. Çünkü esnaflık dışarıdan göründüğü gibi kolay değil; hem zaman hem sabır hem de büyük bir denge istiyor. Gençler önünü göremiyor; yarın hangi büyük holdingin yan mahallenize gelip ticaretinizi baltalayacağını bilemiyorsunuz. Eskiden iş kolları arasında bir mesafe, bir kural vardı. Bu kalkınca kimse ticarete güvenemez oldu” diye konuştu.
ALIM GÜCÜ VARDI
Emekli öğretmen olan ve oğluna ait bakkal dükkânını işleten Ahmet Nihat Erdem, vatandaşın alım gücünün tükenme noktasına geldiğine dikkat çekerek, “Eskiden insanların alım gücü vardı; gelir, alışverişini yapardı. Şimdi o güç bitti. Adam geliyor, bir tane soğan tarttırıp alıyor. Kilo ile alışveriş devri bitti, vatandaş bu hallere düştü. Kiralar artık vatandaşın tek geçim kaynağı haline geldi. Adam dükkanını bana kiraya vermiş, kendisi de o parayla geçinecek. Dışarıdan alışverişini o kirayla yapıyor; güvencesi bende. O benden alacak ki kendi hayatını devam ettirecek. Şu an kiralar %40–%45 civarında arttı, bu da maliyetleri çok zorluyor” dedi.
Erdem, müşteri profilleriyle ilgili, “Çok değişti. Binalar eskidiği için yapılar artık çok iyi değil. Hâliyle iyi aileler burada durmuyor, yerlerine geçici olarak Afgan ya da Suriyeli sığınmacılar geliyor. Mahallenin demografik yapısı tamamen başkalaştı” diye konuştu.
Genç kuşağın mesleği sürdürebilmesi için desteklenmesi gerektiğini belirten Erdem, “Eğer babasından, dedesinden hazır bir yer kalırsa, o imkân sağlanırsa sürdürürler. Ama sıfırdan bu işe girmek çok zor. Burası aslında oğlumun dükkânı, ben emekli öğretmenim” ifadelerini kullandı.
KALICI OLMAK İMKÂNSIZ
Kepenk kapatan esnafın çok fazla olduğundan bahseden Erdem, “Biz 15 yıldır buradayız ama bu dükkân aslında 40–50 yıllık köklü bir bakkaldır, devraldık. Çevrede kapatan esnaf çok, hem de çok fazla” şeklinde konuştu.
Mahalle kültürü ve bakkallık geleneğinin bittiğine değinen Erdem, “Mahalle kültürü ve bakkallık geleneği maalesef bitmek üzere. Bu sadece duygusal bir tahmin değil, gerçek bu. Vergi, işçi maliyeti, elektrik ve kira derken küçük esnafın ayakta durması çok zor. Çoğu yakında kapısına kilit vurur, bu gidişle kalıcı olmaları imkânsız görünüyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.
YÜZDE 300 ARTIŞ
Trabzon’da 21 yıldır emlakçılık yapan Sinan Sağlam, kentteki fahiş kira artışlarını ve bu durumun sosyal dokuya verdiği zararları anlattı. Sağlam, son 3–4 yılda ticari kiralarda nasıl bir değişim yaşandığına yönelik, “Son 3–4 yıldır kiralarda afaki zamlar oldu, işin doğrusu artık bir oranı kalmadı. Kanunen artışların enflasyon oranında olması gerekiyor ama kimse buna uymadı. Enflasyon %70–80 iken piyasada %200, hatta %300’lere varan artışlar gördük. Her mal sahibi tamamen kendi inisiyatifini kullandı, kimse enflasyon oranına bakmadı” dedi.
EN ÇOK GIDA SEKTÖRÜ
Kira talebinin en yoğun olduğu alanın gıda sektörü olduğunu belirten Sağlam, “Genel bir sektör söylemek zor ama gıda sektörü, özellikle kafe ve restoranlar bu artışların lokomotifi oldu. Örneğin Beşirli bölgesini ele alalım; eskiden 20 bin lira olan dükkân kiraları, kafe ve restoranların o bölgeye yığılmasıyla 120 bin liralara çıktı. Bir bölgede iş kolu yoğunlaşınca dükkân azlığı da eklenince kiralar uçuyor” şeklinde konuştu.
CİDDİ ANLAŞMAZLIKLAR
İşlek bölgelerde boş dükkân bulmanın imkânsız olduğunu ifade eden Sağlam, boş kalan alanların genellikle ticari hareketliliğin zayıf olduğu bölgelerde yoğunlaştığını belirterek, “Bu durum tamamen bölgeye göre değişiyor. Uzunsokak gibi Trabzon’un merkezinde asla boş yer bulamazsınız, buralar her zaman değerlidir. Ancak ticaretin biraz daha zayıf olduğu Pazarkapı’dan Meydan’a doğru olan güzergâhlarda boş dükkân sayısı arttı. Ticari hareketliliğin azaldığı yerlerde dükkânlar boş kalıyor. İşlek yerlerde ise hâlâ ‘hava parası’ olmadan yer bulmak imkânsız” dedi.
Kiracı ve mülk sahipleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar hakkında bilgi veren Sağlam, şunları söyledi:
“Çok ciddi anlaşmazlıklar var. En büyük sorun, halkımızın kanuni haklarını tam bilmemesi. Örneğin; 5 yılı doldurmamış bir kiracıya enflasyon oranının üzerinde afaki zam yapılamaz. Ancak ev sahibi ‘2.500 liradan 15 bin liraya çıkardım’ deyince kiracı ya ‘uğraşamam’ deyip kabul ediyor ya da davalık oluyorlar. 5 yıldan sonra ise mal sahibinin ‘kira tespit davası’ açma hakkı doğuyor ki bu aralar mahkemeler bu dosyalarla dolu”
GELECEK PARLAK DEĞİL
Kira artışlarının mahalle kültürünü ve esnaf yapısındaki değişimleri yönelik ise Sağlam, “Maalesef kültürel bir yozlaşma yaşanıyor. Kirası nispeten ucuz kalan yerlere artık Afgan veya Suriyeli sığınmacılar yerleşiyor. Kendi dükkânlarını açıyorlar, vergiden muaf gibi hareket ediyorlar ve sadece kendi aralarında ticaret yapıyorlar. Bu da mahallenin sosyal dokusunu bozuyor; bir Türk vatandaşı kolay kolay o dükkânlardan alışveriş yapmıyor, mahalle kültürü değişiyor” ifadelerini kullandı.
Geleceğe dair karamsar bir projeksiyon çizen ve emekli maaşı ile asgari ücretin kiralar karşısında eridiğini vurgulayan Sağlam, şu ifadeleri kullandı:
“Gelecek pek parlak görünmüyor. Emekli maaşının ve asgari ücretin durumu ortadayken, en eski evin kirası bile 15 bin lira olmuşsa geçinmek imkânsız. Sadece enflasyon değil, insanımızın ‘daha fazla kâr’ hırsı da piyasayı kilitliyor. Eğer ekonomik şartlar ve insanların bakış açısı değişmezse, daha çok tahliye davası ve sosyal sürtüşme yaşarız”
RÖPORTAJ: GÜLCAN AYDOĞAN