O kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin..
Bu şehir için aykırı kimliği ile büyük bir şanstır..
“İş olsun 'diye değil' sorunlar çözülsün, gündeme gelsin, şehrim kazansın” diye konuşandır..
Susan değil konuşan, şehrin sorunlarına hakim olan, şakşakçılığı değil gerçekçiliği ortaya koyması ile bu şehrin tavanında değil ama tabanında hakkı teslim edilen yürekli bir adamdır.
Öyle bir adam ki;
Doğup büyüdüğü toprakların her mahallesini adım adım arşınlamasını bilen, sokaklarında yetişen, vatandaşa asla tepeden bakmayan bu şehrin halis muhlis çocuğudur..
Devletine, milletine, bayrağına, sadakat duygusunda bugüne kadar en küçük erozyon yaşamayan “Bu duygular üzerine siyaset tanımam” diyebilen bir yürekli adamdır..
Şehrinin sorunlarının kavgasını verebilen, şehrin hakkını hukukunu nerede olursa olsun korumakta asla geri durmayan bir adamdır da..
Açık ve berraktır..
Bugüne kadar karşısındaki kim olursa olsun doğru bildiğini söylemekten de asla çekinmez.
Bananeci hiç olmaz.
“Bu benim görevim değil” asla demez...
Gördüğü yanlışları, eksikleri her koşulda dile getirmesini bilir..
Kendi adına kişisel hiçbir beklentisi olmaz..
'Var' diyen biri varsa çıksın söylesin, yazalım..
Bugüne kadar arkasında en küçük kambur olmadı..
***
Fakat bu şehirde yalnız bir adam..
Çünkü yalnızlığı hak etti artık arkadaş!..
Çünkü bu düzende yeri yok!..
Ya şakşakçı olacaksın..
Ya yağcı!..
Ya da bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyeceksin!..
Bir koltuğun varsa daha ne istiyorsun, susacaksın yan gelip yatacaksın!..
Zaten bir dahaki kongrede yine başkansın..
Allah.. Allah..
Otur oturduğun yerde, sana mı kalmış bu şehrin sorunları!
Görülüyor ki fazla oluyorsun! Sana mı kaldı bu Trabzon'un hakkını hukukunu korumak için yüksek sesle konuşmak, bu şehrin iş adamlarının sorunlarını medya ile paylaşmak!
Açıkçası bıktırdın!..
Sen misin vatan kurtaran aslan misali Trabzon'u kurtaracak adam!
Herkes deli de sen mi akıllı!..
Daha önce uyarmıştım.
“Her soruna limon sıkma. Otur şu koltuğunda rahat bir şekilde, ses çıkarma” diye...
Bak ne oldu?
Herkes halinden memnun..
Kimsenin sesi çıkmıyor..
Her şey yolunda..
***
Trabzonlulara yıllar önce '4 bin kişi çalışacak' denilerek söz verilen Sürmene Çamburnu tersanesinin yerinde yeller esmesine hiçkimse ses çıkarmazken, hiçbir çıkarın beklentin yokken, bu şehrin hakkını hukukunu korumak adına 'Çamburnu ne oldu?' diye isyan etmek senin haddine mi be abi!..
Sonuç ne oldu?
Firma tarafından mahkemeye verildin..
Böyle de yapayalnız kalırsın..
Bak yanında kimse yok..
Trabzon'da bu kadar hayat tecrüben varken, anlamadın mı daha bu şehirde vefanın olmadığını!
Sana mı kalmış!..
Lojistik merkezi konuşmak..
Yatırım adasını ikide bir gündeme getirmek..
'Trabzon sahipsiz, yatırımlar durmuş; ihracatçılar şehirden kaçıyor, Samsun'a demir atıyor. Çamburnu tersanesi masal oldu, Trabzonlular bunu sorgulasın' demek..
Bakanı, Trabzon'a uzak bakmaması için göreve çağırmak!
Bak yine ne oldu?
Komşu ildeki sivil toplum örgütleri hurra bir şekilde seni yerden yere vurarak eleştirmeye başladı.
Senin dostların nerede?
Sivil toplum örgütlerinin, siyasetçilerin ise hiç umrunda değilsin...
Ses yok!.
Çıkmasını da bekleme..
Burası Trabzon..
Burada ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı hakim.
***
Gerçekten çok oldun be abi..
Çekil sırça köşküne..
Yan gel yat koltuğunda..
Sanane Trabzon'un gelişip büyümesinden, sorunlarının çözülmesinden, verilen sözlerin yapılmamasından...
Siyasetçiler, bakanlar gelip gidiyor, toplantılar yapılıyor..
Git toplantılara..
Önünü kapat..
Ayağa kalk..
Alkışla!.
Özür dileyeceklerin varsa özürde dile..
Kimse niye yaptın demez!..
Dikkat et Trabzon’daki dostların(!) istifanı da isteyebilir..
Yani;
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanlığı koltuğunu sen şimdiden korumaya başla, sevgili Ahmet Hamdi Gürdoğan..
Bak..
Trabzon halinden memnun..
Her şey güllük gülistanlık!..
Araya nifak sokma Ahmet abi!..
Bırak Trabzon’u keyfine bak!