Aman, bir güldüm, bir güldüm. Sokaklarda yüzlerce kişi ellerinde broşür, önlerine çıkan kişilere vermeye çalışıyorlar. Bu, demokrasinin güzelliği, açık rejimin hoşluğudur. Bu yazımı önceden planladığım için önüme çıkan dağıtıcılardan birkaç partinin broşürlerini aldım. Açtım inceledim beş yukarı üç aşağı birbirine benzeyen vaatler. Haklılar çünkü güzel Trabzon’umuzun ,gelecek belediye başkanından beklentileri belli. Gülüşümün nedeni bir başka. Benim bildiğim proje beraberinde kaynağını da belirtirse ciddiyet kazanır. Onlarca projeden bir dönemde yapılacaklar sıralansaydı, maliyeti ve kaç yılda biteceği yazılsaydı sanıyorum ki daha inandırıcı olurdu. İşte benim gülüşümün nedeni, Kayseri ‘ye liman yaptıracağım gibi olmayan hatta belediyenin gücünü aşan umutları sıralamış olmalarıdır.
Gerçek ve yapıcı fikirler topluma zindelik ve yaşama bilinci kazandırır. Siyasal parti denilen sosyal kurum, oluş ve inandırıcı özelliğinden saptırılmadığı sürece ve bir partinin ilkeleri ile toplumun koşulları örtüştükçe kendi vicdani rahatlığı ile gider oyunu sandığa atar. Kişinin bu özgürlüğüne de denilecek ve itiraz edilecek taraf yok. Çünkü partiler toplum yararına kurulmuş birer itici güçtürler. Ancak demokrasinin en büyük düşmanı olan cehalet ve yobazlık, bayrağını kaldırırsa bundan hem toplum hem de rejim zarar görür.
İşte şimdi ülkemizde yapılacak yerel seçimler, insan onurunun bir göstergesidir. İnsanlarımızın duygularını istismar ederek, onları kandırma yoluna gidilirse o saf temiz duygulu insanın günahını taşımak kolay olmayacaktır. Bunun yanında seçim meydanlarında tahrik girişimleri genç demokrasimiz için hiç de güzel değildir. Ülkemizde Cumhuriyeti kuranlar ve demokrasimizin yeşermesini sağlayanların ruhunu zedelemek de kanımca insani davranış olamaz.
İnsana sormazlar mı, sizler bir dönem başkanlık yaptınız verdiğiniz sözlerin ne kadarını yerine getirdiniz? diye. Doğrudur, ülkemizde en zor iş, gerçeği dile getirmektir. Onun için bizde gerçekler tebdili kıyafet dolaşır, aynada kendilerini bile tanımazlar. Türk kamuoyu bugüne değin gerçekle beslenmekten yoksun bırakılmıştır. Kamuoyunu aydınlatmakla görsel ve basılı yayın organları gerçekleri dile getirmekle görevli iken, maalesef bu kutsal görevini yerine getirememektedir. Bunda politik, ekonomik nedenlerle korkunun etken olduğudur. Çünkü bizde düşünce ve basın özgürlüğü iktidara göre şekillenmektedir. İktidarlar yalnız kendi düşüncelerini ve eylemlerini kamuoyuna duyurulmasını isterler. Demokratik davranma kültürünü bir yerlerde unutmuşlardır sanki. Hoşgörü, paylaşım, ortak düşünce gibi demokrasinin güzelliklerini sergilemekten korkarlar. Bir de insanlarımızın temiz duygularını sömürmek yok mu işte insan o zaman kahroluyor. Yarasalar nasıl aydınlıktan korkarlarsa iktidarlarda karşıt görüş ve fikirlerden öyle korkmaktadırlar. Haklı olarak korku sertliği, kini getiriyor perdenin önüne. Sertlik ve kin ise korkuyu besliyor.
Duyguların sömürülmesi bence bir haktır, kul hakkıdır. Çünkü insanımızı kandırıyoruz, onun güzel duygularını çalıyoruz. Bunu din esasına göre kurulan parti ileri gelenleri de yapıyor, diğerleri de. Allah’ın buyruğu ”Karşıma kul hakkı ile gelme.” değil midir? Duyguları sömürülen birtakım sözler verilerek insanları umutlandıran bu insanlar Allah’a nasıl hesap vereceklerini anlayamıyorum.
Gerçekleştiremeyeceği projeler, yaldızlı sözlerle meydanlara çıkmak güzeldir de başaramadığın projeleri n hesabını önce Allah’a sonra o topluma vermek zordur.
Ülkemize demokrasiyi getiren ve insanlarımıza seçme, seçilme hakkını veren Cumhuriyetimizin kurucularına toplum olarak minnettarız. Cumhuriyetimiz sayesinde seçme, seçilme hakkını elde etmiş olmak insan onuru açısından önemli yapılanmadır. Umarım seçilenler, Cumhuriyet kurum ve kuruluşlarına saygılı olurlar ve oturdukları dalı kesmez değerlerimize sahip çıkarlar ve çağdaş Türkiye yolunda ilerlerler.
Tüm adaylarımıza kolay gelsin.