Sevgili Trabzonsporlu dostlar!
Ben, sen, şu, bu demeden...
Başkanı, yönetimi, eski başkanları, eski yöneticileri...
Teknik Direktörü, futbolcuları, eski futbolcuları...
Şeref tribünündeki taraftarından, bilet alamadan  kahvehane  köşelerinde maçları izleyerek kalplerinde Bordo Mavi sevgisi yaşatanlar...
Topyekün!..
Hepiniz, hepimiz!..
Şapkamızı önümüze koyalım.
Olanlar olmuş, yaşananlar yaşanmış, kırgınlıklar, tartışmalar had safhaya çıkmış, başarılı sonuçlar, başarısız sonuçlar alınmış, yönetim şunu yapmış, başkan şunu söylemiş, kulübün borcu şu olmuş, bu olmuş  ne derseniz deyin!..
Hiçbirinin önemi yok bu            saatte!
Benim, senin, şunun, bunun hiç ama hiç önemi yok!..
Bırakalım  kişisel ihtiraslarımızı bir kenara!..
Hep birlikte kıyıyoruz             koskoca Trabzonspor’a!..
Ele güne rezil oluyoruz.
Puan durumundaki tablo içimizi acıtmıyor mu?
Rakip tribünlerden ‘Trabzon kümeye’ sloganları içimizi yakmıyor mu?
Fenerlisinin, G.Saraylısının, Beşiktaşlısının, Anadolu’nun yıllardır kıskançlık krizine tutulmuş eziklerinin kıs kıs gülmeleri sizleri kahretmiyor mu?
Biz ne yapıyoruz...
Hala sen ben kavgası!..
Hala kişilerin üzerinden Trabzonspor’u yakıp yıkmak!..
Dedik ya...
Olanlar olmuş!.
Şu fikstüre ve puan durumuna bir bakın!..
Bir de üstüne aşırı stresin yükleneceğini düşünün...
Trabzonspor hasta yatağında  en kısa zamanda ayağa kalkmak için  ‘Aman doktor’        bir çare  diye haykır-mıyor mu?
Biz hala kayıkçı kavgasında!
Doktor kim beyler!..
O doktor sen, ben,  o, bu , şu!..
Allah aşkına bu şehirde yaşayan A’dan Z’ye herkes size sesleniyorum!
 Neyiniz var, neyimiz var  Trabzonspor’unuz  dışında?
Sanayiniz o, fabrikanız o, turizm elçiniz o, ekmek tekneniz o, üst kimliğiniz o, gurur duyacağınız tek  adres o!..
Kederimiz de o, tasamız da o, sevincimiz de o!..
Medyamızın da varlığı o!..
Var mı başka bir şeyimiz!..
O nedenle.
Topyekün hepimiz!..
Onurlu, gururlu her Trabzonluya, her Trabzonsporluya düşen görev  bütün kişisel ihtiraslarını, bütün kişisel kavgalarını, bütün kişisel beklentilerini bir kenara koyarak o hasta yatağındaki  büyük sevgilisine; futbolcusundan, yöneticisine, başkanından teknik direktörüne kadar  herkese,  en azından         sezon sonuna kadar  sahip çıkmak ve o büyük sevgilisinin  ayağa kalkması için elbirliği yapmasıdır!..
Trabzonsporlunun Trabzonsporludan başka dostu olmadığını o lanet 3 Temmuz tarihinden buyana yaşanan bütün gelişmelerde görmediniz mi?
Kim dostumuz?
Titreyin ve kendinize gelin!..
Bugünler bizlere hiç ama hiç yakışmıyor!..
Unutmayın her Trabzonlu, her Trabzonsporlu  sadece Türkiye’nin değil, dünyanın neresine giderse gitsin  elindeki   açık  limitli kredi kartı olan  Trabzonspor o, şu, bu demeden bize hakkını helal etmeyecektir!.
Çünkü  Türk futbolunda devrim yapan, göğsümüzü kabartan nereye gidersek gidelim ‘BİZE HER YER TRABZON’ dedirten Trabzonspor’un,  her Trabzonlunun üzerinde ödenmeyecek kadar  hakkı  vardır!
Dua edin o bize hakkını helal etsin!
Çünkü: o, şu, bu, onlar; şunlar, bunlar  demeden A’dan Z’ye hepimizin ondan  helalık istemeye ne yüzümüz var ne hakkımız!
O bizlere, her  yöneticiye, her başkana, her futbolcuya her Trabzonluya her Trabzonsporluya  çok şey verdi biz ona ne verdik!
Kendi iç kavgalarımız, hesaplarımız, yönetim anlayışlarımız, telafisi olmayan yönetimsel hatalarımız, sen ben kavgalarımızla ona sadece kambur olduk!..
Duygularının içini boşalttık!
Sıradan yaptık!.
Şimdi vakit daha geç olmadan...
Başkanı, yönetimi, eski           yöneticileri  kimi tarif ederseniz edin   kişisel ihtirasları ile ardamarları çatlamış birer Trabzonlu, Trabzonsporlular olarak     ona karşı kocaman bir özür        borcumuz ve onu ayağa kaldırmaya ihtiyacımız var!
Yani  o büyük sevgiliye sarılıp, ‘yalnız değilsin’ demeye ihtiyacımız var!
Yoksa vah gidene anlamına gelir!
İhaneti bırakalım!
Sevgili Trabzonsporlular...