Siyasette kaçak inşaata göz yumarsan çarpık siyasi kentleşmeden şikayet etmeye hakkın olmamalıdır. Dememiz odur ki ülkenin içinde ikinci bir iktidar kurulmuşsa, bu inşaati görmezden gelip inşaat yükseldikten sonra bu binayı yıkıyorum dersen, siyasi ikbal uğruna bu yıkımı mutlak zaruri görürsen, paralel inşaat sahibi haklı olarak binası yıkılmasın diye çare arayacaktır.
Bu çarelere başvuran insanı ihanetle suçlamak yerine ruhsatsız hemen yanıbaşında yükselen katlara ses çıkarmadığın sürelerden kimi sorumlu tutacak bu millet, sorusuna öncelikle cevap verilmesi gerekmez mi? Sonra paralel; eşit boydaki aynı yoldaki gidiştir. Bu kadar boydaş olmanın ceremesini kim çekecek?
Ben hiç bir cereme çekmeden, hiçbir bedel ödemeden ortağımın hemen yanıbaşımda yükselmiş paralel binasını güneşimi kesiyor diye yıkmak şimdi mi akıllara geldi? Paralelsek diyor paralellerin ikisi de ortadan kalksın, ortada bir meydan kalsın. Meydanın yeni sahipleri burada yeni inşaat yapsın. Ya beraber ya beraber diyor adamlar. Bir gökdelen kalacak öteki yıkılacak, yok öyle yağma, serzenişi çok da haksız görülmüyor.
Bir yerde usülsüz yapı varsa oranın yıkılıp temizlenmesi için aynı evsafta yükselen bir yapıyı bırakıp diğerinin dayısı yok diye yerle bir etmek hakkaniyete uygun düşer mi, bir düşünelim lütfen.
Bir tarafa yaptığı inşaatten doyayı hakaretin bini bir para, diğerine en küçük bir ceza dahi yok, bu adalet mi Allah aşkına..
Bunlara tamamen dişarıdan bakan birisi olarak bu vukuatları sorgulamak hakkımız değil mi?
Sonra matematiği bu kadar siyisetin argümanı yaptığında diğer biçimsiz matematik şekillerini biri devreye sokarsa ne diyebilirsiniz. Örneğin yamuk, huni, köşe ve ışın gibi..
Siyasette günü kurtarma değil yılları kurtarma anlayışı egemen kılınmadıkça anlaşılan geometri ilmi epey bir zaman daha hükmünü icra edecek.