İnanın medyada sözde dostlarımızın gazetemizle ilgili yalan yanlış, aleyhte çıkan karalama haberlerine, iddialarına cevap vermek içimden hiç gelmiyor.
Çünkü gazetecilik yaşamım boyunca hiç tarzım olmadı.
Ama bazen 'yeter artık' dememek mümkün olmuyor!
Uzun yıllar çalıştığım Karadeniz Gazetesi’nde de benzerini yaşadım..
Ne yazık ki bugün de yaşıyorum ve görüyorum ki..
Müzmin bir Osman Diyadin kompleksi var bazılarında!..
Bir dönem transfer teklifleri yapsalar da!..
Yazsak roman olur!
Trabzon medya gündemine, 1 Şubat 2013 yılından bu yana sonnokta gazetesinin oturması rahatsızlık verdi?
Bunun da mesleğin içindeki sözde dostlar olması manidar!
Çünkü bakıyorum..
Allah’a şükür ismimizi zikretmeden geçemiyorlar..
Açılmadan, ‘Açamazlar’...
Açıldıktan sonra ‘Şunun gazetesi, bunun gazetesi’ yakıştırması yapanlar..
Yayın hayatına başladıktan sonra, ‘Bakın görün yaşatamazlar...’
Yaşamaya başladıktan sonra, ‘2-3 ay ömrü olur..”
2-3 ayı geçtikten sonra ‘1 yılı geçemezler..’ diyenlerin temennileri! ile bugünlere geldik.
Kurulduğu günden buyana sonnokta gazetesinin kuruluşunu bile görmezlikten gelenler, s'sini bile olumlu yönde kullanmayanlar, adından bahsetmemek için direnenler (en doğal hakları, söyleyecek lafımız olmaz) nedense, iş açık aramaya, karalamaya, şaibe atfetmeye gelince ismini çok güzel zikrediyorlar!
Görüyorum ki sonnokta gazetesinin varlığını güçlü bir şekilde sürdürmesi birilerini çok üzüyor..
Ama sağolsunlar sayelerinde reklama ihtiyacımız kalmıyor!
Fatura kestirip gönderseler de ödesek!..
Dört gözle gazete ne zaman tükenir diye bekliyorlar ama gazete bayilerinde yok satınca hesap bozuluyor!..
İşte o üzüyor sanırım..
Yazık..
Medyada her yerel gazete kendini döndürmek için canla başla uğraş verirken, bazılarının kendi işlerini güçlerini bırakarak siyasetçiler adına görev üstlenip, gazetemizi pür dikkat takip ederek sözde açık kollayıp yazarlarımız üzerinden gazetemizi yıpratma politikası izlemeleri çok garip!..
Şimdi de sansür çamuru!
Yok efendim yazarımız Hakkı Emiroğlu birini övmüş de, başka bir internet sitesindeki yazısında varmış da, sonnokta’da neden yokmuş!
Siz sansür kurulu başkanı mısınız!..
O yazar ile konuştunuz mu!
Hayır..
Varlığımız rahatsızlık veriyorsa vermeye devam edecek..
O yazarımızın internet sitelerindeki yazılarıyla konular bir olsa bile gazetemizde çıkan yazılar arasındaki farklılıkları açıp bakarsınız!..
Geçmişteki başka yazılarınada bakın, daha çok malzeme bulursunuz.
Hem de yazarsınız!..
Yazarımızın böyle bir sorunu, rahatsızlığı yok da sizin derdiniz ne!
Derdiniz sonnokta!
Söyleyecek, yazacak çok söz var ama biz o sınıfa inmek istemiyoruz.
Yakışmıyor bize..
Tarzımız değil!..
O arkadaşlara bizi kendi çamurcu anlayışlarından farklı kıldıkları için teşekkür ediyoruz!..
Herkesin öncelikle aynaya bakmasında fayda olduğunu düşünüyoruz..
Bir gazetenin diğer bir gazeteye yönelik, kendisini ilgilendirmeyen bir konuda dedikodu yaparak işin aslını dahi bilmeden, en önemlisi mesleki sorumlulukla sorma gereği bile duymadan, birinci sayfasından enfes(!) bir şekilde karalama haberi yapması, bazılarının da içine balıklama atlaması çok ama çok manidar!..
O haberi oraya koyduran yetkili şahsın bizlere sorduğu, önerdiği, yönlendirmeye çalıştığı çok konu olmuştur!
Şunu iyi bilsin ki birilerini cilalatma peşinde koşarlarken, sonnokta’yı küçük düşürme gayretleri dün olduğu gibi bugün de nafile çabadır..
Sansür, haber yönlendirme, entrika, yazarı etkileme veya yazdırmama işine gelince bu konuda bizlere uzmanlık dersi vereceklerin hiç konuşma hakkı yoktur.
Aynaya bakacaklar!..
Sonnokta gazetesinin varlığından rahatsız olanlar şunu da iyi bilsinler ki bu şehirde kimin ne olduğunu, kimin ne yaptığını herkes ama herkes çok iyi biliyor ve herkes de herkesi çok iyi tanıyor!..
Yollara düşenleri tanıtmaya gerek yok! İşi pazara indirmeye gerek varsa indirelim!..
Ama ne yazık ki beceremeyiz! Çünkü hiçbir zaman böyle bir yolu mesleki saygınlık açısından tercih etmedik!..
Kuşkusuz hukuksal olarak gereken tarafımızdan yapılacaktır.
Ve..
Görülüyor ki bu aleyhimize haberi işbirliği ile yönlendirdiği iddia edilenler, o anlı şanlı seçim kahramanı; edalı, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığını güden, seçim sürecinde bir basın toplantısı dahi düzenleyemeyen, hiçbir organizasyon yapmayan, yapması gerekenleri sivil toplum örgütleri tarafından yapılan, iftar programlarında başkanın yanında oturarak Ramazanı geçiren ve yukarıdan gelen 'Nedir bu sessizliğiniz' talimatıyla son üç beş gün varlığını hissettiren ama ne hikmetse bütün seçim başarılarını sadece kendinde toplamayı ilke edinerek aramış da, telefonuna bakmamışız da gibi bahanelerle gazetemiz aleyhine propaganda yaptıranlar, şunu iyi bilsin ki sonnokta gazetesinde kendilerinin övülmemesi nedeniyle rahatsız olmaları ve bu yönde organizasyon içine girmeleri bizleri mutlu etmiştir!..
Çünkü biz siparişe kapalıyız.
Ama haklarını da teslim edelim iyi enformasyon yapıyorlar!
Güç onlarda ya!..
Şunu da iyi bilsinler biz, işi düşsün, muhtaç olsun, arasın mantığına getireceği üç kuruşluk adam hiç değiliz!..
Daha derinlere dalmayalım!..
Burası yağlama bağlama yeri değil.
Ama şunu da iyi bilsinler ki kimsenin önünde art niyetli olarak baraj kurma niyetimiz de yok!..
Biz hakkın teslimini yaparız..
Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de hakkın teslimi edilecek kişi hiç tartışmasız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur.
Sonnokta gazetesi de o gün seçim zaferi sonrası 'hakkın teslimini' son derece farklı tasarımıyla 11 Ağustos tarihli seçim sayfası ile göstermiştir!
Siyaseten Kadir Gecesi’nde doğmuş gibi çok şanslı olanlara, Allah Recep Tayyip Erdoğan gibi lider nasip etmiş.
Yan gelip yatsalar da, bana dokunmayan yılan bin yaşasın tarzı siyaseti benimseseler de, ekmek elden su gölden deseler de koltuklar ondan.
Almış sırtına A’dan Z’ye tüm partiyi taşıyor! Sizi bilmem ama Türkiye'de muhalefet parti tabanları da artık aynı şeyi söylüyor..
Keramet tek başına Recep Tayyip Erdoğan'da..
Varsa varsınız..
Yoksa yoksunuz!..