Onun için bu ortaklığın istekler faslındaki ülkeme getireceği zararlar için önemli bir kısmına ben hayır diyorum. Bu gün gelinen nokta için umutsuz olsam da, ülkeyi yönetenlere attıkları olumlu adımlar için teşekkür ediyorum.
Gümrük Birliği yanlışlığından ülkeyi soyutlamak için atılan adımlara umut bağlamak istiyorum. Yıllar önce, “Gümrük Birliği” konusunda önemli açıklamalarda bulunmuştum. O gün ne dediysem, bu gün o söylediklerimin doğru çıktığımı görüyoruz. Gümrük Birliği bizi Avrupa’nın açık pazarı haline dönüştürmüştür.
Yiyecek, içecek ve giyecekte, bizi parasal olarak da sarf arsızı yapmıştır.
Kredi kartlarında yaşanan, milyarların sarfıyla borçlanan, icra kapılarında, parçalanan ailelerin dramı bu alım gücü olmayan, harcamalarla sarsılmıştır. Küçük kobiler sorumsuz, ithal pazarlardaki, yabancı mal furyasıyla, büyük sanayi kuruluşlarının kendi bünyelerinde aynı işi yapma hevesleri dolaysıyla, kaybolup gitmiştir.
Büyük holdingler bu sınıfın çökmesine aldırmadan, karlılık marjlarını arttırmaya daha çok önem vermişlerdir. Yan sanayi denilen sınıf bu düşünce ve eylem dürtüsü içinde zor koşullarda yaşama mücadelesi vermektedir. Süper marketler, yabancı malların ülkemizin, üretmeyen yalnız tüketen sınıfına, bu dövizler nereden ödenecek sorgusunu ortadan kaldırarak, yabancı mallar alışverişini teşvik ederek arttırmıştır. Sonra da, yabancı ellerde para bulmak için icra seferberlik ilan ederek, uzun mesafeli seyahatler düzenlemeye mecbur kalmıştır.
Bir türlü ekonomik iç odaklarda bir plan ve program yapılmadan, kapitalin sahiplerine dolayısıyla, AB. Ülkelerine ekonomik esir edilmişliğin sıkıntısı içindeyiz.
Bir fikir verebilir umuduyla duymayan kulaklara yine seslenmek ihtiyacı duymaktayım. İngiliz AB uzmanı iktisatçıların kongresinde şöyle diyordu; Siz eğer bu birliğe katılırsanız, biz Van Gümrüğünü arayarak, “Gürbulak’ı kastediyor” ne olup bittiğini soracağız, Sorulu- Cevaplı diyalogda, kendisine “Ya biz” demiştim, o da rahatlıkla “Hayır” demişti.
Demek ki son ekonomik genişleme programında bizi esir almak niyetiyle sömürücü düzenini ülkemizde işletilmesini isteyen bir fikir gelişmesi karşısındayız. Buna dur diyebilecek elimizde hangi imkânımız var. Yine bu kongrede Avrupa ortak pazar uzmanı tarafından; “Kızıl Çin’i ortak pazara alabiliriz, sizi daha düşünmüyoruz’’, gibi bir cümle de sarf edilmişti. Bu sözleriyle yalnız değildi. Avrupa fikir ve düşünce birliği içinde çoğunluğun amacı bu görüşleri kapsıyordu.
Tabiiki bir konu üzerinde, görüşler, düşünceler, konuşulup tartışılacaktır. Üretilen fikirlerin hepsi gerçek anlamda her hattıyla, değer bulması, kabul görmesi olanaksızdır. Değişken fikirler, tezler, anti tezler birbirini kovalayacak bir kamuoyu oluşturulacaktır.
Yıllar yılıdır, değişik konularda, Gümrük ve Ekonomik ağırlıklı oluşan sorunlara iyileştirici çareler bulabilmek için ömür tüketmişizdir. Değindiğim noktalardaki arızaları, Başbakan Sayın Tayip Erdoğan’ın da görebildiğini, bu hususta bazı girişimler yapmaya çalıştığını müşahede ediyoruz. Ülkenin döviz girdilerinin arttırılması için yoğun bir çalışma temposu içinde olunması memnuniyet vericidir.
Öz söz; bu günkü konumumuzu koruyarak, AB’ye ortak olarak girip, ağır müeyyideler içeren maddelerde sıkışıp, kalmayarak, yeni ekonomik bir düzen için programlar yapmalıyız, diyorum.