Biliyoruz, Trabzonspor taraftarı gerçekten cefakar ve tutkulu bir taraftardır. Takımını İstanbul takımlarına benzemeyen bir özgünlükte sever. Onu sahiplenir ve adeta üstüne titrer.
Fakat zaman zaman bu sevgide ölçüyü kaçırıp maçın önüne geçtiğimiz gerçeğini de unutmamak gerekir. Türk futbolunun kirli manzarasından doğrudan etkilenerek bazen fevri davrandığımız da olur. Sahadan başı dik ayrılacak bir oyun oynandığını dikkate dahi almadan saha içine müdahale ederek olası bir sevinci kursağımıza tıkadığımız da oldu.
Tabii kimi zaman ortaya konan haklı tepkilere bir şey dediğimiz yok. Ölçüsünde ve kıvamında, manayla da süslenmiş her tepki asaletlidir. Örneğin bir Galatasaray maçında açılan "Trabzon İmparatorlukların Çökertildiği Yerdir Aslanım" pankartı çok anlamlıydı. Biz o maçı kazanarak tamamlamıştık.
Biriken öfkelerimizi bu şekilde yansıtmayıp da takıma zarar verdiğini bile bile sırf rakip bir oyuncuya kafayı takarak çim zemine madde yağdırmak artık modası geçmiş bir tavırdır. Taraftar, tam bir bilinç abidesi gibi davranıp sadece takımı itecek hamleler geliştirmelidir.
Hele bu maçta en küçük bilinçsiz davranış rakibin ekmeğine yağ sürer. Trabzonsporluyum diyen herkes tahriklere geldim mazeretine sığınarak rakibe emeksiz yemek ikram etmemelidir.
Özellikle genç taraftarlar çok kontrollü olmalıdır. Taraftarların başındaki başkanlar maç öncesi bir bilinç zirvesi düzenleyip öncelikle zihinsel hazırlanmada önayak olmalıdır.
Hepimiz bir bütün olup sadece takımı desteklemek, yanlış bir pası alkışla doğrultmak, güzel hareketleri cılgınca alkışlamak; işte iş bu!
Yanımızda ölçüsüz davrananlara da müsaade etmemeliyiz. İçimize sızabilecek sözümona  Trabzonsporlu görünenlere karşı da uyanık olmalıyız.      
Polisten önce polislik bizim görevimiz.
90 dakika samiyetle destek, iyi ya da kötü oyun demeden kesiksiz destek.
Hatta skorsuz destek.
Biz Trabzonsporuz biz akıllıyız.