Tek adam, diktatör, padişah yakıştırmalarının yapıldığı bu günlerde geçen pazar günü yazmış olduğum yazımı, okuyamayan okurlarımızı da  dikkate alarak tekrar gündeme taşıyorum.
Türkiye gezi olayları ile öylesine bir süreç yaşadı ki o sürecin AK Parti’nin kendi iç döngüsünde yarattığı dalgalanma karşısında, dimdik ayakta kalan  ve partisini adete tek başına dimdik tutmasını başaran isim, hiç tartışmasız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmuştur!.
Çünkü o gezi olayları eylemlerinin tsnunamiye dönüşme yoluna girmeye başladığı dönemde, Başbakan Erdoğan’ın da yurt dışında bulunduğu ortamda, AK Parti’de herkesin bir köşeye çekilmeye başladığı, büyük bir panik yaşadığı; hatta  paniğe kapılarak ‘Bu böyle gitmez’ diyenlerin dahi sesini çıkarmaya başladığı gerçeği karşısında, Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’ye dönüşünde yaptığı gece yarısı, o görkemli miting hamlesi, AK Parti’nin  dimdik ayakta kalmasının  kırılma noktası olmuştur.
Çünkü  gerek parti, gerek teşkilat, gerek bazı bakanlar gerekse de  milletvekili bazında gezi olaylarının paniğine kapılarak sağa sola çekilen, ses çıkarmayan; hatta Başbakan’a karşı  kamuoyu  önünde cılız, perde arkasında ise  güçlü bir şekilde  sadakatsızlık sözlerinin sahiplerinin, o gece yarısı mitingden sonra  U dönüşü yaptıkları aşikardır!
Çünkü bir kez daha halkın kendisine büyük güven vermeye devam ettiğini gördükleri, Başbakan Erdoğan’ın partiyi tek başına ayakta tutan o büyük iradeye sahip olduğunu apaçık bir şekilde görerek, yine yanına uçuşmaya başladılar!
Ama Başbakan için  bu sürecin, parti içinde bir samimiyet sınavı da olduğu kesin!..
Sınavı geçenler ve kaybedenler ortada kaldı!..
O gün Gezi olayları Türkiye’de sürerken, Tunus’ta bulunan Başbakan’ın dönüşündeki o güçlü miting hamlesini düşündüğü sırada,  yakın dostu  Tunus Başbakanı’nın ‘Bu tip olayların üzerinden güçlü bir miting  ile  çıkarsın. Ben öyle yaptım’  sözlerinin düşüncesiyle örtüşmesi, hem kendisi, hem de partisi adına, güçlü bir irade ile  ayakta kalmanın bir kırılma anı olmuştur!.
Şu bir gerçek ki AK Parti’de kendi iç dinamik yapısında, özellikle parti tüzüğüne göre üç dönemden sonra milletvekili olamayacak olan isimlerin,  çok derinden Başbakana yönelik ‘Bu tüzük değişsin’ hamlelerinin olduğu kesindir. Ama Başbakan’ın da ‘Bu tüzük değişmeyecek, biz millete verdiğimiz sözü tutmakla mükellefiz’ sözleri de kesin!
Bunun  hesabını yapanların kendi iç dünyalarında nasıl fırtınalar koptuğunu, nasıl hesaplar yaptığını, o Gezi Parkı eylemleriyle bir sonuca doğru gitmeye çalışmalarından, kendilerine yarınlar için pay çıkarmaya çalıştıklarını söylemek, paranoya mı olur!
Hayır..
Çok büyük zorlanmaların olduğu aşikardır!
Ama Başbakan’dan asla taviz yok!..
Zaman zaman bu köşede dile getirdim. Türkiye’de bu gerçeği zaten bilmeyen de yok. AK Parti demenin  Recep Tayyip Erdoğan demek olduğu gerçeği ortada iken Recep Tayyip Erdoğan’a karşı hamle yapmak isteyenlerin, Nasrettin Hoca misali bindikleri dalı kestikleri de aşikar!..
Çünkü Gezi olayları sürecinde ortaya konan parti içi performans, şunu gösterdi ki AK Parti’de herkes yıkılabilir ama Recep Tayyip Erdoğan asla!
Çankaya Köşkü de dahil herkes koltuğunu ona borçludur. Çünkü ona o gücü halk verdi. Recep Tayyip Erdoğanlı veya Erdoğansız AK Parti anketleri bunu zaten belgeliyor. Yüzde 70 bir fark ortaya çıkıyor.
Böylesine gergin bir ortamın içinden   herkesin sağa sola kaçıştığı ortamda, bazılarının; hatırlayın Hüseyin Çelik’in sözlerini, ‘Başbakanı havaalanına karşılamaya gelmeyin’ sözlerine rağmen gece yarısı yüz binlerce insanı  tek başına evet tek başına  oraya  çekerek, sözlerinden geri adım atmadan,  kısasa kısas dercesine,  böylesine gece yarısı  güçlü bir miting hamlesi yaparak,  partisinin bütün  dinamiklerini korku tünelinden çıkarmak,  son derece önemli bir liderlik özelliği olmasının yanında, sadakatsızlık yoluna girme eğilimi gösterenlere karşı  ‘Bakın halk burada.. Ama siz bensiz  yoksunuz’ mesajı da olmuştur.
Ve  o  gece otobüsün üzerinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın  Başbakan Erdoğan’ın karanlıkta önündeki  kağıdı okurken o kağıdı aydınlatmak için  saatlerce tuttuğu ‘fener’  ve ardından kendisiyle konuşurken ‘AK Parti  ve bizler, siyaseten her şeyimizi  Sayın Başbakanımıza borçluyuz. O varsa, varız; yoksa, yokuz’ sözleri  gerçek bir dava arkadaşının  nasıl olması gerektiğinin tescilli bir markası  olarak, karşımıza çıkmıştır!
Ama kaç tane Bayraktar olduğunu, Sayın Başbakan bu süreçte iyi görmüştür!
Bir yazımda dile getirmiştim.
Başbakan açısından iyi bir test oldu diye!
Ve dış güçler.
‘Biz Recep Tayyip Erdoğan’ı kullanıyoruz’ diyenlerin, özellikle son süreçte ‘Bu adam bizi kullanıyor’ türünden  kendi iç döngülerinde artık mesajlar vererek, hamle yaptıkları da aşikar olmaya başladığı apaçık ortaya çıkmıştır.
Açıkçası AK Parti’de Gezi olayları sırasında Başbakan Erdoğan’a karşı  birtakım sinsi hesaplar yapmaya başlayan, oyun içinde oyun oynayanlar başta olmak üzere, tabandan tavana kadar herkes ama herkes, oturdukları koltukları Recep Tayyip Erdoğan’a borçlu olduklarını Gezi olayları sürecinin  sonunda  partisini o karalık tünelin içinden aydınlığa çıkaran adam ile  bir kez daha gördüler!..
Bugün teşkilatlarda, belediyelerde, milletvekili koltuklarında oturanlar  Başbakan Erdoğan’ın varlığı sayesinde bu kadar güçlü bir siyaset yapma gücünü ellerinde bulunduruyorlar.Yoksa, kendilerinde hangi kerametin olduğunu söyleseler de bilsek!..
Şöyle bir bakın!
Gezi olayları sırasında sağa sola kaçan, sesleri çıkmayanlar, o günlerde Başbakanlarına karşı sahip çıkılması yönünde mesaj vermekten kaçınanlar, o havaalanı mitinginden sonra ortaya çıkarak, yeniden Recep Tayyip Erdoğan’ın kanatları altına girmeye başlayarak, kükremeye başladılar!.
Ama onlar olsa olsa kedi olduklarını o süreçte belgelediler!
Baktılar ki halk yine Başbakan ile, kafalarını deve kuşu misali kumdan çıkardılar!
Ama sınavdan çaktılar!
Başbakan  kimin geçtiğini, kimin geçer not aldığını, kimlerin çaktığının notunu almıştır!..
Onun için de Recep Tayyip Erdoğan  zaten!..
Gezi olayları  süreci bunun açık kanıtıdır!..
Böylesine içinde her türlü hesabı olanların varlığının ortaya çıktığı bir parti yapısını idare etmek, her baba yiğidin harcı değil. İnanılmaz bir teşkilatçı duruşu, her yerden ses alabilen, doğru bildiğini yapmaktan ve  söylemekten çekinmeyen ve  geri  adım atmayan, hata olsa da eğilmek nedir bilmeyen, kırılganlık yaşamayan, devletin kurumlarını  kontrol altında tutan Recep Tayyip Erdoğan, bugün görüyor ki  en zor, en kritik, en dalgalanmalı  dönemlerin altından kalkarak tek başına  siyaset sahnesinde varlığını güçlü bir şekilde sürdürmektedir!.
Yerel seçimlerdeki sonuçlar O’nun başkanlık arzusu için  sınav olacaktır!..
Bekleyip görelim!..