Paris'te, Ortadoğu'da her gün yaşanan vahşetin bir benzeri yaşandı. DAEŞ denen vahşi bir örgüt bu saldırıyı üstlendi.
Biz soru sormayan bir toplum olduğumuz için bilgileri bize aktardıkları kadarıyla biliyoruz..
Toplum sormuyorsa toplum adına biz soralım..
DAEŞ denen bu mahlukların kullandığı silahlar hangi ülke ürünü silahlar? Bu insanların silah fabrikası olmadığına göre, bu vahşet yaratan malzemeleri nereden, kimden alıyorlar? Konvansiyonel silahlardan tutun da uçak düşürecek füzelere kadar bu ölüm kusan malzemeyi nasıl temin ediyorlar? Bunlar petrol satıyormuş, bunların petrolünün kim alıyor?
DAEŞ'i böyle ya PKK..
Bu cani örgüt yıllardır silahı, parayı, ayakta kalma koşullarını kimin desteğiyle sürdürüyor?
Bizde bombalar patladığında cici çocuk ilan edilen bu kan vampirlerinin hempaları olan diğer örgütler Avrupa'da ölüm kustuğunda 'terör' bir anda feci bir şey oluveriyor..
Hiçbir yerde insan ölmemesi için herkes teröre hangi amaç ve gaye ile olursa olsun destek vermediği zaman terör ayakta kalabilir mi?
Devletleri küçük küçük parçalara ayırmak, küçük parçalardan köleler oluşturmak politikasının terör ürettiğini bu sözümona çağdaş dünya nasıl görecek?
Irak parçalandı terör iki katına çıktı. Suriye parçalandı terör katlandı. Şimdi Türkiye'yi parçalamak istiyorsunuz, düşünebiliyor musunuz terörün geleceği noktayı?
Bütün insanlar insanca yaşasın, buna kim ne der? Ama her topluluk bir devlet kurmaya kalkarsa bunun doğuracağı kaos hesap edilyor mu?
Yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği 'senin teröristin iyi, benim teröristim kötü' anlayışı hiç kimsede huzur bırakmayacak.
Haksız mı?
Yerden göğe kadar haklı..
Terörde cinsiyet ararsan, ayrım yaparsan bu ayrımın üstüne birileri hesap yapmaya kalkar.
Dünya huzur istiyorsa çözüm belli. Kimseye silahla hak arama hakkı verilmeyecek.
Başka yolları yoktu, mecburen silaha sarılmak mecburiyetinde kaldılar gibi teraneler bırakılacak.
Teröre karşı edatsız bir dile ihtiyaç var. Ama, ancak, zira, fakan, velakin gibi mazeret üreten cümle başı başlangıçları terör noktasında geçerli değildir.
Bugün Türkiye'de birçok insan Paris'teki olaya Fransızlar kadar üzülmüştür. Hergün şehit cenazesi kaldıran bu millet bu acıyı herkesten daha iyi kavramasını bilir. Gönül istiyor ki bizdeki terör karşısında Avrupalılar da aynı hissiyatı hissetsinler. Onlara parlamentolarda, sivil inisiyatif içerisinde imkan vermesinler.
Acıda kardeşlik yerine mutlulukta kardeşliği herkes öğrenmedikçe insanlık bu belaları aşamaz.
Farklılıklar içinde insanlık üretmektir aslolan..
Bugün dünya bunu başarmalıdır. Teröre paratonerlik her devletin görevidir.
Umutlu muyum peki, dünden daha fazla..