Telaffuz bile etmek insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor ama bir realite var ki o da Bursaspor maçı öncesinde koca çınar Trabzonspor’un küme düşme hattına 2 puan mesafede olduğuydu. Ve bu nedenle Bursa’daki maçın önemi bir kat daha artıyordu. Bırakın Bursaspor’u çok daha sıradan takımları bile yenme konusunda tereddütlerimiz vardı.
Hani yenilgiler alışkanlık haline geldiğinde, kazanmak adeta imkansız gibi gelir ya insanlara... Trabzonspor’un hali de o hesap!... Aslında ligdeki takımların yüzde 90’ından daha iyi oyunculara sahip olmasına rağmen Bordo-Mavililerin psikolojik olarak çökmüş hali hepimizi ürkütüyordu. Bunun için Bursaspor maçı ayrı bir önem kazanıyordu bizim için...
Kazanmak sadece 3 puan anlamına gelmiyordu. Kaybetmek de öyle... Çok daha derin anlamlar yüklenecekti kazanmaya da kaybetmeye de... Ama kaybetmeyi aklımızın ucundan bile geçirmek istemiyorduk ve Bursa’dan bir zaferle dönmeyi çok çok istiyorduk!
Maçın başından ilk yarının sonuna kadar büyük bir heyecan kasırgası vardı. Bordo-Mavili takımın orta sahası çok yumuşak olması nedeniyle Bursaspor iyi pas yapıyor ve ceza alanına kolayca sızıyordu. Takım savunması açısından kötü olan Bordo-Mavili ekibin geri dörtlüsü de çok kötü günündeydi. Onur da bu kez arkadaşlarına ayak uydurunca ilk yarıda 3 gol kaçınılmazdı. Henrique ve Halil’in golleri takımın mağlup duruma düşmesini önlemeye yetmedi. Oysa çok az gol atan Trabzonspor’un rakip fileleri 2 kez havalandırdığı bir maçta skoru lehine çevirmeyi bilmeliydi.
Bir parantez de Colman’a... Bu sezon boyunca sorumsuzca hareketler ediyor. Bursa maçında da oyuna girdi, hiçbir şey üretmedi, sarı kart gördü ve cezalı duruma düştü. Sonra da saha ortasında takımı için çırpınan Mustafa’ya tokat attı. Aslında o tokat tüm Trabzonspor’aydı. Colman ve onun gibi sorumsuz futbolculara söyleyeceğim tek şey var: Yüreğin varsa, o tokadı sahada futbolunla rakibe at da alkışlayalım. Senin o kutsal formayı giymenden dolayı utanç içindeyim. Umarım bu utancım daha uzun sürmez.
Sonuç, Trabzonspor her geçen gün biraz daha korku tünelinin içinde kendimizi hissetmemize neden oluyor. Umarım bu günleri aşarız!
Yoksa...
Elim varmıyor!