Trabzonspor ligin ilk devresini kapattı. Büyük ümitlerle başlanan bir sezonun daha ilk yarısında şampiyonluk hayali bir başka bahara ertelenmiş durumda.
Halilhodzic'le başlanan ligde daha işin başında teknik direktör değişikliğine gidilerek Ersun Hoca takımın başına getirildi. Hücum futbolu oynatan bir hocanın takımın başına getirilmesi doğru bir karardı.
Yalnız takımın futbolcu donanımı bu oyun anlayışını uygulayacak evsafta değildi. Özellikle orta sahanın ortasının çok yumuşak futbolculardan kurulması, stoperlerin savruk ve dikkatsiz tipler oluşu başa çok gaileler açtı.. Böyle olunca attığından zaman zaman bir fazlasını yemen kaçınılmaz bir son olarak hep yaşandı.
Başkanın iyi niyetle şehrin gıptayla izleyeceği bir takım yaratma sevdasında oluşu, bütün riskleri alarak tarihimizde görmediğimiz kariyerde oyuncuları transfer etmesi, istenilen neticeleri vermedi.
Tabii bu yanılgıda, teknik heyetin balansı sağlanmış bir onbir oluşturamayışı kadar Türk futbol ikliminin de payı var.
Her maçta birkaç net hakem hatasıyla karşılaşılması, tesadüfle açıklanacak kadar masum değil. Adeta futbolun kirli şakirtleri Trabzonspor'un başarısızlığı üzerine anlaşmışlar gibi. Olası iyi gidişe meydan vermemek için, Bordo Mavili camianın burnunu sürtmek adına, adalet duygusunu yitirmiş bir dizi yalı uşağı gizli mahfillerde iş tutmaya devam ediyor.
Siyaset de kendi derdiyle hemhal olduğu için bu şakirtlerle uğraşmanın cephe genişletmek anlamına geleceğine kanaat getirerek, işi eski düzenin çirkeflerine terk etmiş durumda.
Bütün bu şer düzeni figüranları, futbolun kanalizasyonu andıran ortamında, pis kokuya alışmış burunlarıyla adeta esans kokusu duymuş gibi haz almaktadırlar.
Hele Trabzonspor darbelendiğinde, ateşlik uzuvlarından büyük bir şehvetle gülmektedirler.
Trabzonspor yönetiminin bu paranoyak futbol paydaşlarıyla temiz futbol dansına kalkmış olması, karınca misali hacca yollanmak gibi bir iyi niyetten öteye geçememktedir.
Ülkeyi terk edemeyeceğimize göre, bu futbol atmosferinde oynama mecburiyetini yaşayacağımıza açıkken, düzeni iğdiş edecek gerçek siyasi iklimi beklemekten başka çare yok.
Bu iklimde bu meyve; ekşiymiş, hammış..
İşine gelirse diyorlar..
Yemeyeni sahada hakemle dövüyorlar..
Fırtına’nın kadrosu, İstanbul takımlarından birinin formasını giyseydi en az 35 puanı olurdu.. Anlayın, beğenmediğimiz futbolla alınan puanları..