Bir tarafta amacı olmayan Trabzonspor.
Diğer tarafta küme düşme endişesini iliklerine kadar yaşayan Gençlerbirliği.
Her iki takım açısından bu tür maçları oynamak zordur...
Bordo Mavililer 33. dakikaya kadar hamle üstünlüğünü elinde tuttu.
Ayağa paslarla topa sahip olmasını bildi.
Ancak gol ihtiyacı olan bir takımın rakibini hataya zorlayan baskısı yoktu Trabzonspor'da.
Sadece antrenmanda ki gibi güzel pas yaptılar, o kadar.
Başkent ekibi sabırla Trabzonspor'un temposunun düşmesini bekledi.
33. dakikadan sonra oyunun kontrolünü eline aldı.
Gol, "geliyorum" diye bağırdı.
Üç net gol pozisyonuna girdi.
Üçüncüsünü ancak atabildi.
Burada sorgulanması gereken durum, oyunun akışına göre golün geleceğinin belli olması ve buna karşı önlem alınamamasıdır.
İkinci yarı, ilk yarının kopyası gibiydi. Gençlerbirliği bekleme yaptı. Trabzonspor ceza alanı çevresine kadar başarıyla top çevirdi. Ceza alanı içinde üretken olamadı. Çünkü gole ihtiyacı yoktu. Beyinler Cuma günkü kupa finalinde.
Kümede kalma şansını son maça bıraktın mı vay haline.
Çoğu futbolcu kafa olarak tatile çıkıyor. Sakatlanmak istemiyorlar. Hocalar oynamayan oyunculara ve gençlere şans veriyor. Performans olarak hazırlık maçlarından daha düşük bir performans sergileniyor.
Fatih Tekke, son bölümde ne kadar genç varsa sahaya sürünce yapacak bir şey kalmadı.
Gençlerbirliği, maçtan önce bu durumu rüyasında görse inanmazdı.
Sezon boyunca gençlere hiç şans vermeyen Tekke'nin, diğer takımların kaderi sana bağlı olduğunda bu kadar rahat hareket etmesi kabul edilebilir değil.
Bu durum Trabzonspor'a yakışmamıştır