Türkiye'de çözüm sürecinde 'Yeni Türkiye' söylemine dayandırılarak özellikle dayatılmak istenen en önemli proje, vatandaşlık tanımındaki Türklük yerine, Türkiyelilik kavramı getirmek!..
İşte bu noktada bugün sizlerle bu ülkede hem Osmanlı hem Türk tarihi için en önemli bilim adamlarının başında gelen Prof.Dr. İlber Ortaylı'nın araştırmalarını da değerlendirerek önemli bir araştırmayı paylaşarak aydınlatmak istiyorum.
Çünkü bu milletin oldu bitti ile sunulacak projelere değil, aydınlanmaya ihtiyacı var!
Gelin, derin tarihi analizlerle başlayalım.
İtalya yarımadasında Kanuni döneminden kalma bir deyiş var; “Mamma li Turchi! - Annee Türkler geliyor!” Neden böyle demişler? Türkler o zamanlar karadan ve denizden İtalya’yı ele geçirmeye çalışmışlar, ele geçirememişler ama yöre halkının sürekli diken üzerinde durmasına neden olmuşlardır.
Mesela denizden gelen İtalyanca “Barba Rossa” yani “Kızıl Sakal” dedikleri Kaptan Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması. O zamanlar donanmanın bahriyelileri yani leventlerin yarısı Rum devşirmeler yani Rum çocukları. Levent adı da İtalyanca’dan gelme, levantino-doğulu demek.
Tuhaftır ki İtalya yarımadasının Türk olarak karadan ödünü patlatan Yeniçeriler de o yüzyılda tamamen devşirme, yani gayrı müslüm çocukları ve de kavmî olarak Türklükle hiç ilgileri yok.
İtalyan tüccarı orta çağdan beri Türkler demiş. Selçuklu Türk dememiş, Osmanlı dememişken elin gavuru neden Türkler demiş? Bütün dünya ezelden beri bize Türk der de ondan.
Çünkü biz Türküz de ondan. Turkiya, Turki adları İtalyanlar, Cenovalılar ve Venedikliler tarafından verilmiştir. Çünkü bu adamlar coğrafya bilirler, dünyanın en zeki, en bilgili insanlarıdır, özellikleri, sürekli etrafı kollayarak tanımalarıdır.
Gözlemledikleri en önemli şey Osmanlıların Türkçe konuşması ve çoğunun ana dilinin Türkçe olması. Ana dili Türkçe olana ne demeleri gerekiyorsa onu demişler. Sonrasında dünyanın dört bir tarafına göçen Osmanlılara da Turco denmiş.
Amerika göçmeni Osmanlı Ermenisi, Rumu gibi. 1890-1913 arasında Arjantin’e göç edenlerin hepsinin etnik yapısı Türk değilse de, o zaman Osmanlı topraklarından gelen herkese Türk deniyordu.
Bunların en meşhuru El Turco lakaplı Arjantin Devlet Başkanı CARLOS MENEM.
Lozan Anlaşması sonucu Yunanistan’a mübadeleyle giden İstanbullu, Karamanlı ve Egeli Rumlara da Yunanlılar Turco demişler.
Bu Turcoların kurduğu takım taraftarlarına da karşı takım taraftarları “Türkler” diye bağırırdı.
Bütün bunlardan habersiz cahiller oturmuş “Türk kimdir, Türk var mı? Türk demek yanlıştır, Türkiyeli demek gerekir” gibi gündem yarattılar bugüne kadar!
Nasılsa millet seyrediyor ya!..
Yabancılar bize Türk derken bizler tarihte ne halt etmişiz?
Türk milliyetçiliği, Avrupa’nın aksine, maalesef yaşanan acı olaylar neticesinde ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın son zamanlarında imparatorluk milletleri birer birer isyan edip bağımsızlıklarını kazanmaya başlayıp zaten olmayan ulus devlet göçünce isyan etmeyenlerin nihayet hangi millete ait oldukları akıllarına gelmeye başlamıştır..
Türklüğün, uyanış hareketinin öncüleri Kırımlı İsmail Gaspıralı, Azerbaycan Türkü Hüseyinzade Ali Turan, Kazan Tatarı Yusuf Akçura, Başkırt Zeki Velidi.
İşin enteresan tarafı hepsi de Anadolu dışından!
Osmanlı yıkılınca yeni devletin adı ne olacak diye fazla düşünmeye gerek kalmamış. Ortada zaten uluslararası bir ad var. İtalya yarımadasında yaşayanların verdiği ad: Turchia okunuşu Turkiya, insanları Turchi-Turki. Araplar da aynen böyle diyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında orta yaşın üzerinde eğitimli nesil de Türkiya diyor, Türkiye değil. Giderken yolda ağız uyumuna göre varyasyonlara uğramış, telaffuzları İngilizlerde Törkiy ve Törk. Fransızlarda Türki ve Tûrk, Almanlarda Türkay ve Türke vb. olmuş.
Anadolu’da 1923’te kurulan devlet halka adını vermiştir.. Bu da yukarıda açıklandığı gibi taa İtalya yarımadasına dayanır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının adının Türk olması bir ırki/kavmî özellik değildir.
Nitekim Anayasa da bunu tarif eder ırkı dışlar. ‘Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür
Bakın..
Coğrafyayla kimlik edinilmez. Mesela Fransa memleketin adıdır. Hiç kimseye Fransa’dan türeme bir isim verilmez. Fransalı gibi. Almanya Almanların ülkesi demek. Almanya'daki halka Almanyalı demek Almanyalıların ülkesi demek gibi saçma sapan bir şey olur.
Dönelim tekrar Amerika’ya.
Amerikalının dili ne? İngilizce. Ülke dili İngilizce ama halkı İngiliz değil. Bu orada ulus olmadığını gösterir. Adlarını kıtayı keşfeden Americo Vespuci’den alanlar kendilerine Amerikalı diyorlar. Aynen Osmanlı gibi.
Şu anda Amerikalılar böyle olmakla övünüyorlar. Herkesi ergime potasında (melting pot) da erittik diyorlar. Ama sonuçta hala toplama bir ülke. Yarın Osmanlı’ya olduğu gibi onlara da bir şey olduğu takdirde, bir kriz anında bir Fransız, bir İngiliz ya da bir Alman gibi duruş gösterebilecekler mi?
Çok şüpheli.
Kendine has dili olanlara millet denir. Sonu “...li, ...lı ” ile bitenlerin soyu belirsizdir; ... Amerikalı, Kanadalı, Perulu, Pakistanlı, Avustralyalı, Arjantinli, Şilili, Yeni Zelandalı, İsviçreli.... diyebilirsiniz çünkü bunların kendine has dilleri yoktur.
Aynen Alman’a Almanyalı, Fransız’a Fransalı, İtalyan’a İtalyalı, İngiliz’e İngiltereli, Rus’a Rusyalı, Japon’a Japonyalı... diyemediğiniz gibi Türk’e de Türkiyeli diyemezsiniz.
Ulus meselesine bakalım..
Yugoslavya, Sovyetler örneğini unutmayalım. Her devlet kendi ulusunu yaratmak zorundadır yoksa dağılır gider. Atatürk de bunu yapmaya çalışmıştır. Bunu yaparken de “Ne mutlu Türküm”, “Ne mutlu ki Türküm”, “Ne mutlu Türke”, “Ne mutlu Türk olana” dememiş özellikle “Ne mutlu Türküm diyene” demiştir.
Buradaki “diyene” çok önemli, ince bir zeka ürünü.
Efendim neymiş “Türk bir ırkın adıymış. Türkiye’de yaşayan herkes Türk ırkından gelmiyormuş, onlar ne olacakmış? Türkiyeli denmeliymiş” falan filan.?
Türkiye bir memleketin adı “Türkler’in ülkesi” anlamına geldiği için Türkiyeli diye bir şey olamaz. Böyle bir kavramın tutması için önce birkaç lisana çevireceksiniz. Çevirin bakalım Türkiyeliyi, Fransalıyı, Almanyalıyı?
Çeviremezseniz varlığını sürdüremez, çürür. Çevirseniz gülünç olursunuz.
Türkiyeli bidon bir kavramdır. Çeviremezsiniz, bundan bir üst kimlik de yaratamazsınız. Sağa sola bakarak bu tür kavramlar kullanamazsınız.
Var mı anlamayan?
(kyn.Prof.Dr.İlber Ortaylı-B.Pakman/2013)