Işığı her geçen gün daha bir hissedilen…

Tüm karartma ve engellemelere! karşın yürek atışımızı derinden etkileyen büyük Atatürk’ü..

Dilerseniz bugün, Genel Sekreteri… H. Rıza SOYAK’ın anılarından dinleyip,

Zamane zorbalarına niyet zorlaması yapalım!

Recep Peker ve arkadaşları, Nazi Almanya’sı ve faşist İtalya’da bir inceleme gezisi yapmış, dönüşte parti kurultayına sunulmak üzere yeni bir yönetmelik taslağı hazırlayıp Genel Sekretere göndermiş, o da hazırlanan belgeyi inceleyip Atatürk’ün çalışma masasına bırakmış…

Ve böylece kızılca kıyamet, büyük Devrimcinin bu belgeleri okumasının ardından kopuvermiş!..

Dilerseniz devamını Atatürk’ün çağrısı üzerine apar topar giyinip köşke koşan H.Rıza Soyak’tan dinleyelim;

“Yatak odasında idi, banyodan yeni çıkmış, sırtında bornoz, günlük gazeteleri gözden geçiriyordu. Üzerinde ilk bakışta sezilen bir sinirlilik vardı…

Beni görünce azarlar gibi sordu;

‘Bu zorbalar kimlerdir, onları kim seçecektir?’

Şaşırmıştım, kekeledim; ‘Hangi zorbalar Paşam?’

Daha sert ve yüksek sesle;

‘Beyefendi sen dün akşam bana getirdiğin kağıtları okumadın mı?’

‘Biraz okumuştum Paşam’ diye cevapladım.

Atatürk devamla ‘Ha işte orada bahsedilen, bütün kuvvetleri nefsinde toplayıp tek partiyi, tabii dolayısıyla devleti ve memleketi kendi başlarına idare edecek olan Ali Meclisin azalarını diyorum…

Onları kim seçecek?..

bu zorbalar heyeti, kuvvet ve salahiyetlerini kimden ve nasıl alacak?..

Hayret, hayreti uzma…

Bu ne sakat düşüncedir, bu nasıl zihniyettir.

Görülüyor ki varmak istediğimiz hedef, henüz en yakın arkadaşlar tarafından bile, zerre kadar anlaşılmış değildir.’

Büyük Atatürk, kuşaklar boyu unutulmaması gereken ama unutulmaya terk edilen! İtirazlarını, öfkeyle söyledikten sonra, totaliter rejimlerdeki esaslara göre hazırlanmış bu yeni taslağı baştan sona çizip, ardından İsmet Paşa ve Recep Peker’i köşke çağırtır.

Genel Başkan Vekili İsmet Paşa ile Genel Sekreter Peker gelirler, birkaç saat kütüphanede birlikte çalışırlar. Soyak şöyle anlatıyor sonucu…

“Ben de emirleri vechile kütüphaneye bitişik salonda neticeyi bekledim. Tabi aralarında nasıl ve neler konuşulduğunu bilmiyorum…

İnönü ve Peker gittikten sonra yanına girdiğim zaman Büyük Atatürk mütebessim bir çehre ile ‘Neyse, her şey olduğu gibi kalacaktır’ dedi.”

İşte budur Mustafa Kemal Atatürk

Budur Atatürk ilkelerinin vazgeçilmezleri; Halka, Hukuka ve Cumhuriyet’e sonuna değin bağlılık…

Şimdi her sıkıştıklarında!..

Ardından ya da İzinden!..  gittiklerini iddia eden aymazlara baktıkca, derin bir hüzün kaplıyor tüm benliğimizi umarsız…

Oysa büyük Atatürk , liderlik sultası güden bir üst yönetimin zararını ve yanlışını daha ilk günden işaret edip, her fırsatta halkla buluşup, sorunları halkıyla birlikte paylaşan, çözümlemeyi halkın çıkarlarıyla örtüştüren  bir önderdi.

Okuyun “Büyük Söylev”i ve diğer tüm söylevlerini… Liboşlardan değil kaynağından öğrenin.

Okuyun ki…Cumhuriyet ve Hukuk devletinin; sınırsız yetkiye sahip diktatör özentilerinin yetkilerinin sınırlandırılması ile ortaya çıkan bir kavram olduğunu öğrenin.

Zira hukuk devletinde kurallar geçerlidir, devlet erkini elinde bulunduranlar da dahil olmak üzere herkes bu kurallara uymakla ödevlidirler.

Ve hukuk devleti suç işleyen görevlilerini makam ve mevkileri ne olursa olsun hukukun içinde kalarak cezalandırma cesaretini ve erdemini gösteren devlettir…