Birileri istediği kadar atlayıp, zıplayıp, hoplasın. İstedikleri kadar “Üzerimize oyunlar oynanıyor” desinler.


O tip insanlar ve o insanlara hak verenler, kurbağalar gibi dünyanın büyüklüğünü kuyunun ağzı kadar sananlardır. 


 “FİFA Güvenlik Kurulu”nu bilir misiniz?


Kısaca bahsedelim.


Bu kurul kısa zamanda dünya çapında bir istihbarat ağı kurdu. Bu üniteye dünyanın her tarafından istihbarat, bilgi, belge gelir. Avrupa’da 53 ülkenin spor polis birimleri bu anlamda periyodik toplantılar yaparlar.


Elde edilen bilgiler doğrultusunda ilgili ülke güvenlik ve adli birimlerince operasyonlar geliştirir.


UEFA ve FİFA ilgili konuda koordinatör görevi yapar.


Bu bağlamda ne demişti FİFA güvenlik şefi Chris Eaton: “FiFA’nın bünyesinde çok özel bir ünite kurduk. Dünyanın her tarafından gelen bilgi, belge, istihbarat ve ihbar bu ünitede değerlendirilecek çalışmalar Interpol, değişik istihbarat birimleri ve her ülkenin güvenlik kurumlarıyla müştereken yürütülecek...”


Gelelim Avrupa Ekonomik Birliği ve Kalkınma Örgüt’ünün “Mali Eylem Görev Gücü” birimine ve bu birimin bir süre önce hazırladığı rapora:


“Piyasa büyüdüğü için nakit ihtiyacı büyüyor, kulüplerin finansal yapısı bozuluyor. Bu nedenle futbol kulüpleri gelen paranın kaynağını sorgulamıyor; paranın aklanmasına köprü görevi yapıyor; ayrıca parayı getirene sosyal statü, çevre kazandırıyor.


Karanlık güç sahipleri futbola yatırım yaparak bahis, gayrimenkul sektöründe hâkimiyet elde ettikleri gibi, yerel ülkesel yönetimlerle de ilişki kurma imkânı elde ediyorlar. Birçok ülkede kulüp yöneticisi ve sahiplerinin inşaat sektöründen gelmeleri dikkat çekicidir” (Adamlar bizi anlattılar sanki)


Hatırlayın, 6222 Sayılı “Sporda Şiddet ve Şikenin Önlenmesine Dair Kanun”un hazırlanmasında büyük emeği geçen Yunus Egemenoğlu’nun söylediklerini:


“Yaklaşık 2,5 yıl süreyle, Federasyonumuzun 13 önemli hukukçusu ve 50’ye yakın hukuk uzmanı bu kanunun hazırlanması için çok çalıştı. Hazırlanan kanun gerçekten kapsamlı ve devrim niteliğinde tedbirleri devreye sokuyor. Kanun, Avrupa Birliği Parlamentosu, UEFA ve FİFA tarafından diğer ülkelere örnek olacak bir çalışma olarak övgü aldı. Nisan 2012 tarihinde Strasbourg’da Avrupa Birliği’nce spor şiddete ve şikeye yönelik alınmış tedbirleri konu edilen bir toplantı yapılacak. O toplantıya bizim uzmanlarımız konuşmacı olarak davet edildiler. 6222 sayılı kanun toplantıda örnek olarak sunulacak. Ülkemiz adına gurur verici bir gelişme...”


Sonrası mı?


Kanun “Cezalar ağır geldi” denerek değişikliğe uğradı.

TFF’nin Başkanı istifa etti.

Küme düşme ve hapis cezasının kaldırılması için kampanyalar başlatıldı.

Örnek denen kanun bir yılda tüyü yonulan tavuğa döndürüldü.


Ve bu kanunu hazırlayanlar, daha doğrusu yaptıkları kanunla gurur duyanlar,  Strasbourg’da 52 ülkeye, yolunmuş 6222 sayılı kanun ve erdemlerini(!) büyük bir gururla anlatmışlardır, hem de kocaman bir “U dönüşü” yaparak.


Elin Avrupalısı neler yapıyor, biz nelerle ve kimlerle uğraşıyoruz.

Dünyaya rezil olduğumuz yetmemiş gibi kepaze de olduk.


O anlamda TFF Eski Başkanı Mehmet Ali Aydınlar hakkında “Görevi kötüye kullanmak ve görevi ihmal suçlarından dolayı soruşturma açılmalıdır. Çünkü bugün içerisinde bulunulan kaosun meydana gelmesinde ihmali ve yetkilerini kullanmamasının payı çok ama çok büyüktür.


Bugünkü TFF Başkanı mı?

Birilerini kurtarmaya, halkı kandırmaya ve ülke futbolunu batırmaya devam ediyor.


Allah sonumuzu hayır eylesin. Gerçi o da kendine biçilen rolü en iyi şekilde oynamaya devam ediyor. Allah’ı var; iyi de beceriyor; rol de bayağı bi oturmuş hani..!


Yıllardır futbolun içinde olan biri olarak, tüm bu yaşananlardan/yapılanlardan, ülke futbolunu bu duruma düşürenlerden utanıyorum.


Siz de hala daha “bunun bir oyun” olduğuna inananlardan mı, yoksa “Çekin pis ellerinizi temiz futbolumuzdan” diyenlerden misiniz?