Zaferle dolu bir tarihimiz, cevherlerle dolu bir vatanımız var. Zaferlerimize vahlanıp, cevherlerimize göz diken düşmanlarımız her zaman, yalanlarıyla, iftiralarıyla, içten ve dıştan organize ettikleri maaşlı hainleriyle üzerimize gelmeye, bizi Anadolu’dan, uzak Asya’ya göndermek için her türlü sahtekarlığı ve riyakarlığı yapmaya devam ediyorlar!

Bugünlerde, 952. yıldönümünü kutladığımız “Malazgirt Zaferi “ ve 101. yıldönümünü kutladığımız “Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi” zaferlerinin yıldönümleri kutlamaları, bu hain çete ruhlu, devlet görünümlü insanlıktan nasibini alamamış emperyalist katillere en büyük cevaptır. Türkler Anadolu’ya gelmeden ve onu vatanlaştırmadan önce bu coğrafyada yaşayanlara sürü muamelesi yapılıyor ve insan yerine konmuyorlardı. Namusları, ırzları talan ediliyor, dinlerini yaşamalarına müsade edilmiyordu. Vefalı Türk gelince; dillerinde, dinlerinde serbest kaldılar, hatta öyleki, Türklerin gelişleri için “şükür ayinleri” düzenleyen Ermenilere “millet’i sadıka” Mekke’nin, Medine’nin gönüllü muhafızı olan Türkler için, savaşçılık özellikleri kaybolmasın diye, bugünkü Irak’ın kuzeyinde “Samerra” şehrini kuran Araplar’a da “Kavm’i Necip” unvanını bile vermişlik. Ama Türk’ün dünya ya hükmettiği kudretli çağlar sona erince; önce Ermeniler, sonra Araplar bugünkü amansız ve yeminli düşmanlarımız ile işbirliği içine girerek, koca Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında etkin rol oynadılar. Özellikle kutsal yerlerden; Mekke’nin ve Medine’nin elimizden çıkmasında Arapların yaptıkları inanılmazdı! İngilizler tarafından kendileeine vaat edilen “hilafet “ için, akıl almaz ihanetlerin içine girerek, kutsal yerleri İngiliz saldırılarından kurtarmak için savaşan, Cemal Paşa komutasıdaki 4. Ordumuza büyük kayıplar verdirdiler. Ayni şekilde Ermeniler ise, 1.dünya savaşı süresince, Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzda 500 bin insanımızı katlettiler. Savaş sona erince, kutsal vatanımız üzerinde hesabı olanlar, Kurtuluş savaşının zaferle sonuçlanması neticesinde bir kere daha hayal kırıklığına uğrayarak, ihanetlerini içinde saklayıp, fırsat kollamaya başladılar. İşte bugün, hem terör örgütlerine destekle Ermeniler ve de, ülkemizden paha biçilmez emlaklar ve sanayi tesisileri alan Araplar içlerindeki şeytanlıkları bir gün gerçekleştirmek hayali ile yaşıyorlar! Bilinsin ve unutulmasın ki; böyle düşünen ve Türk’ün tarihini bilmeyen ya da unutan zavallılara tekrar hatırlatırız ki; Malazgirt ve Büyük taarruzu unutmayın! Bu millet, sizin fitneleriniz yüzünden birbiri ile ne kadar kavgalı görünürse görünsün, “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” diyebilen bir millettir! Selam olsun Malazgirt’in yiğitlerinin Başkomutanı Sultan Alparslan’a, Selam olsun Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meyfan Muharebesinin cesur muhafızlarının emsalsiz komutanı Atatürk’e, Selam olsun Türk mileti ile anlam bulan tarihe.