“Bir Ömre Sığdırılan Binlerce Ömrün Hikâyesi”
Bazı insanlar vardır; ömürleri yalnızca kendi nefes alıp verişleriyle, şahsi ikballeriyle ölçülmez. Onların hayatı; dokundukları yaralar, ayağa kaldırdıkları ocaklar ve arkalarında bıraktıkları silinmez izlerle tarihe mâl olur. Karadeniz’in hırçın dalgalarından aldığı sarsılmaz iradeyi, milletine adanmış bir ömrün hamuruna katan Tekin Küçükali, tam da böyle bir şahsiyetin, davasına ve insanına vakfedilmiş bir ömrün timsalidir.
Tekin Küçükali’nin yürüyüşü, kuru bir siyaset arayışı ya da unvan sevdası değil; kökleri derin bir **mefkûreye ve samimi bir ülkücülük şuuruna** dayanan kutlu bir nöbettir. Gençlik yıllarından itibaren savunduğu değerlerin bedelini ödemekten asla çekinmeyen o vakur duruş, hayatının her safhasında mihenk taşı olmuştur. Sürmene’de başlayan Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanlığı, fikir dünyasını genç nesillere aktardığı Ülkü Ocakları konferansları, MHP İl Başkanlığı ve Türk işçisinin hak mücadelesine öncülük ettiği MİSK (Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Başkanlığı gibi üstlendiği her kritik ve gönüllü vazife, onun teşkilatçı dehasını ve dava adamlığını perçinlemiştir. Küçükali için ülkücülük; vatanın her karış toprağını ve bu toprağın her bir ferdini kendi canından aziz bilmek, haksızlığa karşı elif gibi dimdik dururken mazluma kol kanat germektir. Onun siyaset ve sivil toplum anlayışı makam devşirme yarışı değil; devlete sadakat, millete ve emekçiye karşılıksız hizmet etme ahlakıdır.
Bu sarsılmaz adanmışlık ruhu ve teşkilat tecrübesi, onun Türk Kızılayı Genel Başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte adeta kurumsal bir diriliş destanına dönüştü.
Göreve geldiği dönemde yıpranmış, hantal bürokrasiye boğulmuş ve güven erozyonuna uğramış olan bir asırlık merhamet çınarı, Tekin Küçükali’nin vizyoner liderliği ve tükenmek bilmeyen çalışma azmiyle yeniden ayağa kalktı. Hilal-i Ahmer’in kutlu ruhunu 21. yüzyılın dinamizmiyle buluşturan Küçükali; Kızılay’ı şeffaf, hesap verebilir ve milletin her bir kuruşuna gözü gibi bakan örnek bir teşkilat haline getirdi.
Türkiye’nin kan ihtiyacının modern standartlarda ve düzenli olarak karşılanmasını sağlayan tarihi reformları hayata geçirdi.
Kızılay’ı sadece yurt içindeki afetlerde çadır açan bir yapıdan çıkarıp; Pakistan’daki depremden Filistin’deki acılara, Somali’deki açlıktan Balkanlar’daki soydaşlara kadar dünyanın dört bir yanına Türk milletinin şefkat elini uzatan küresel bir aktör konumuna taşıdı.
Afet lojistiğinde çağ atlatıp stratejik merkezler kurarak yardım ulaştırma hızını saatlerle yarışır hale getirdi.
Tekin Küçükali; teşkilatçılığı, cesur kararları ve "hizmette sınır tanımayan" yönetim anlayışıyla Kızılay’ın ak hilalini tüm dünyada mazlumların sığınağı yaptı. Ancak onun asıl büyüklüğü, gerektiğinde inandığı ilkeler ve kurumun itibarı uğruna her türlü makamı tereddüt etmeden elinin tersiyle itebilecek kadar yüksek bir ahlaki olgunluğa sahip olmasında yatar.
Millet sevdasıyla çarpan bir yürek, eğilmeyen bir duruş ve ardında milyonlarca insanın duasını bırakmış bir hizmet kervanı... Tekin Küçükali’nin hikâyesi; bir insanın tek bir ömre nasıl binlerce mazlumun, yetimin ve mahzunun ömrünü, umudunu sığdırabileceğinin en somut ve asil vesikasıdır.
İyi ki varsın Tekin Ağabey,
Küçükalioğlu Vakfının uygun gördüğü “yılın adamı” ödülü için ayrıca bu isabetli kararlarından dolayı da vakıf yönetimini de kutluyorum.
Sağ ve esenlik dolu bir ömür diliyor, en derin ve en samimi duygularımla saygılarımı sunuyorum.