Trabzonspor Eski Başkanı Sadri Şener hala konuşuyor! Kulübü ekonomik olarak resmen batırdığı rakamlarla tescilli olmasına rağmen, hala konuşmayı kendine bir marifet saymasının nedeni bu camiadır!..


Başkanlığı boyunca bu şehri, bu şehrin insanlarını, bu kulübün eski futbolcularını, teknik adamlarını, yöneticilerini, hatta kendi yanındaki yöneticileri dahi hiç sıkılmadan sürekli aşağılayan açıklamalar yapan, kendisinden başka herkesi suçlamayı marifet sayan Şener, kulübü ekonomik olarak getirdiği böylesine karanlık tablo içinde, hala çok rahat bir şekilde konuşma fırsatını kendinde bulup ahkam kesiyor. Şimdi de Trabzonspor’un şike süreci üzerinden kendisine siyasete girme yolu açmak istiyorsa, suç kendisinde değil, bu camianın insanlarındadır!


Ve göreve gelen Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ile yönetim kurulundadır.


Çünkü  ekonomik olarak çaresiz bir kulüp bırakmıştır!..


Artık bu camianın, bu takıma gönül verenlerin, Sadri Şener yönetimleri döneminde gelinen noktayı da bütün gerçekleri ile bilmesi gerekmektedir. Bu kulübün böylesine büyük bir borç batağı içine girmesinin, 2016 yılına kadar bütün gelirlerinin kullanılmasının, M. Ali Yılmaz Tesisleri’nin dahi bankalara ipotek edilmesinin, kulübün uçan kuşa borcu olmasının, bizzat Şener’in kendisinin özel olarak anlaştığı ve sözleşme imzaladığı iddia edilen avukatlara inanılmaz rakamların ödenmesinin (Bu rakamlar açıklanmalı) , bankalardan inanılması zor bir şekilde yüzde 16 ile yüzde 18’e kadar yüksek faiz oranlarıyla  paralar alınmasının,  yabancı transferinde ödenen büyük paralar ile Şampiyonlar Ligi’nden gelen paraların, açıkçası kulübün A’ dan Z’ ye bütün hesapları ortaya konmalıdır.


Beyaz sayfa böyle açılmalıdır...


Sayın Hacıosmanoğlu eğer şeffaf bir yönetim dönemi başlatmak istiyorsa bunu yapmalıdır.


Bu taraftar kahramanlık edebiyatı yapanları ve bıraktıkları manzarayı bilmelidir!


Sadri Şener’in nasıl bir kulüp teslim aldığı, nasıl bir kulüp bıraktığı bilinmeden, yoluna devam eden bir yönetim, asla ve asla şeffaf olamaz. Bu kulübü kısa zamanda olsa başkan olarak yönetirken önemli hizmetler yapan, Akyazı Projesi’ni ortaya koyan Nuri Albayrak’ın ayağını kaydırmak için her yolu deneyenlerin, o projenin önünü kesmeye çalışanların, o dönemde kulübün gelirleri ortada iken 25 milyon TL borç nedeniyle Albayrak’ı  ibra etmeyip kulübü mahkemeye taşıyarak büyük bir ihanet içine girenlerin, 250 milyon TL borç ile Sadri Şener’i alkışlarla göndermelerinin adı nasıl bir vefa ise, Nuri Albayrak’a yapılan o büyük vefasızlık  bilsinler ki ahrette iki yakalarında mutlaka olacaktır.


Bu kulüp kimsenin babasının malı ve kimsenin oyuncağı değildir.


Sayın Şener siyasete girmenin hesaplarını yaparken, bu şehirde dün Trabzonspor Kulübü’nü ziyaret ettikleri için CHP’lileri nasıl toplumun önüne atan açıklamalar yaptığını, aşağıladığını, kendi Asbaşkanı Nevzat Şakar’ı dahi ‘Sen bunları nasıl kabul edersin’ diyerek basın önünde nasıl rencide ettiğini de herkes biliyor. CHP’lilerin de  ‘Şener yalan konuşuyor, kendisinin ziyaretten bilgisi vardı’ dediğini de!..


Şimdi de Başbakan Erdoğan’ı, TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in adını kullanarak Trabzonspor camiası  ve taraftarı  ile karşı karşıya getirmek istemesi, şark kurnazlığı yaparak ucuz hesaplarla kendisine siyasi yol açmaktan  başka bir şey olmasa gerek!       

       

Sayın Şener ayrıca 58. maddenin TBMM’de değiştirilmesi yönünde kulüplerin verdiği teklifin altında kendi imzasının olduğunu da, Mehmet Atalay’ın federasyon başkanı olmasının önünü kesip, bugün dert ağladığı Yıldırım Demirören’in, daha önce de Mehmet Ali Aydınlar’ın  federasyon başkanı olmasında öncü rolünü kendisinin oynayarak, kapılarına kadar gittiğini unutmamalı! Trabzonlu bir isim olarak Mehmet Atalay’ın federasyon başkanı olmasının önünü resmen kendisi kesmiştir!


Gerçekler ortada!


Ayrıca şike sürecinde gelinen nokta tamamen Trabzonspor taraftarının bir gün dahi olayın peşini bırakmayan, dünyanın her yerinde ses getiren cesaretli yürüyüşünün eseridir. F.Bahçe taraftarlarının yürüyüşleri arasına yöneticileri girerken, bir gün dahi Trabzonspor taraftarının protesto yürüyüşleri arasında yer almayanların konuşma hakkı yoktur!


Bakan Erdoğan Bayraktar’a yönelik de ahkâm keserek   ‘Trabzon’u sevdiğine pek inanmıyorum.  İstanbul’u daha çok seviyor ’ şeklinde rencide edici açıklamalar yapması çok yakışıksız. Ama kompleksli insanlar bunlar. Çok normal. Bu şehirde Erdoğan Bayraktar kompleksine kapılan bir zümre arasında olması da bence doğal!


Onlar şehirli, Bayraktar köylü ya!


Dümen suyuna gelmez ya!


Akyazı Projesi’nin böylesine gecikmesinin nedeninin kimler olduğunu buradan detaylı bir şekilde yazdığımız zaman, şehirlilerle köylülerin kimler olduğu ortaya çıkar! 


Ama Sayın Şener unutmasın;


Kendisi Trabzonspor’u resmen ekonomik olarak batırırken, o Trabzon’u sevmediğini söylediği Bakan Bayraktar, Trabzon şehrini marka şehir yapmak için 10 yıldır çalışıyor.  Şimdi de o engel oldukları Akyazı Projesi’ni bir an önce hayata geçirmek için mücadele verirken, kulüpte bıraktığı enkaz nedeniyle Trabzonspor’u o bataklıktan kurtarmak için de büyük uğraş veriyor!


O nedenle herkes  önce aynaya,  sonra arkasında bıraktığına bakacak!.


Çünkü sonunda iş oraya varacak!