Trabzon, sayın Erdoğan Bayraktar'ın görevinden azledilmesinden sonra öksüz, yalnız ve adeta çaresiz. Aylar geçti Trabzon'u bir bakan ziyaret etmedi bile. Cumhurbaşkanlığı seçimi olmasa belki de Trabzon'un yerini siyasiler haritada bulmakta zorlanacaklar!..
Bayraktar 15 günü geçirmez Trabzon'da olurdu. Onunla Trabzon'a bereket gelir, 8000 kişilik iftar sofraları imkan dahilinde olurdu. Onun geçen yıl Yavuzselim'de verdiği iftar Trabzon tarihinde bir ilkti.
Şimdi bu şehir bir öksüz çocuk gibi problemleri git gide biriken bir noksanlık dönemini yaşıyor. Böyle zamanlara eskiler fetret devri derlerdi. Yani başsız kalma, meselelerini aktaracak merci bulamama hepsinden önemlisi bir itibar ve inkisar problemiyle yüzleşme dönemine girildi. Kısaca Trabzon, temsil kimliğinin tam anlamıyla temayyüz edemediği, doğru adreslerin kaybedildiği kadersiz günleri yaşıyor.
Erdoğan Bey bakanken, belediye başkanları sıkışır sıkışmaz, adres belli koş Bayraktar'a.. Bayraktar da muhalefet kelimesini sürgün etmiş kimliğiyle, hangi partili olduğuna bakmaksızın elinden gelenin fevkinde bir cömertlikle uğurlardı gelenleri. Hatta bir keresinde Söğütlü Belediye Başkanı Metin Gedikli Bey'den işittim. "Sen projenle, birikiminle, ne istediğini bilerek Bayraktar'ın kapısını çalarsan o seni parti taasubu güderek asla geri çevirmez. Çünkü Trabzon'un yetiştirdiği ender insanlardan biridir" deyişi üzerinde zannederim düşünmek gerekir.
Peki işi olan koşardı Bayraktara da Trabzonspor koşmaz mıydı? Evet Trabzonspor koşmazdı çünkü o Trabzonspor'a koşardı. En küçük problemlerinden en büyük meselelerine vücudunu koyar Trabzonspor'a ayrı bir önem atfederdi. Şimdi Trabzonspor da öksüz, yalnız zaman zaman maddi açıdan çaresiz!..
Bayraktar var olduğu zaman transferler konusunda daha umutlu olan şehir; şimdi bezgin, umutsuz ve bitkin.. O yine boşdurmuyordur ama makamın verdiği kudretin elinden alınışı, kendinden çok Trabzon'a indirilmiş bir darbe oldu. En azından herkes olmasa da ben böyle hissettim, hissediyorum da..
Ama şehirde bir ortak değerlendirme var o da "Trabzon'a kimse uğramıyor, bu insanların dertleriyle kimse dertlenmiyor, beklentilerini kaydetmiyor" değerlendirmesidir.
Anlayacağınız Bakansızlığın acısını her dönemden daha fazla hisseder, bunu yüreği burkularak duyumsar benim şehrim..