Çok kere yazdım.
Usanmadan devam..
Çünkü bunu bir milli görev olarak sayarım..
Bu vatan topraklarında etnik kimliği ne olursa olsun aynı bayrak altında yaşayıp aynı havayı soluyan, aynı kaderi paylaşan, birlikte ağlayıp birlikte gülen insanlarımızın hepsi can ciğerdir.
Çünkü biz biriz..
Tasada da, sevinçte de..
Bu ülkenin bugüne kadar bütün nimetlerinden etnik kimliği ne olursa olsun herkes, hepimiz birlikte faydalanmadık mı?
Sen busun; sen şusun diye kim dışlandı ki?
Bu ülkede ister Kürt, ister Boşnak, ister Alevi, ister Çerkez etnik kökeni ne olursa olsun herkes bu büyük devletin bütün kademelerinde cumhurbaşkanlığından bakanlıklara, milletvekilliğiden bürokratlığa, iş dünyasının kulelerine yerleşmediler mi?
Kim karşı çıktı!.
Biz Karadenizliler de öyle..
Bölgecilik gibi bir derdimiz; ayrımız gayrımız olmadı!.
Çünkü yok birbirimizden farkımız dedik..
Diyoruz da..
Bize her yer Güneydoğu, bize her yer Akdeniz, bize her yer Marmara, bize her yer Anadolu, Ege olup çıktı..
Çünkü biz önce Türkiye olduğumuzu hep bildik..
Türk milletinin birer evladı olduğumuzu kalbimize kazıdık..
Bugün..
Tarihsel tezgah aldı başını gidiyor!
Özerklikmiş, eyaletmiş!..
Birileri yazmış, bölge insanımıza resmen oynatmak istiyorlar.
Söylenecek çok söz var..
Dinleyin kardeş..
Biz Karadenizliyiz
Ama önce Türkiye'yiz!..
Türkiye Cumhuriyeti’nin birer vatandaşıyız.
Türk milletinin bir parçasıyız..
Hep 'SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR' deriz..
Çünkü atalarımızdan biz bu dersi aldık.
Bize Laz da derler..
Desinler sorun da değil..
Çünkü;
Lazca konuşma merakımız hiç olmadı.
Ana dilde Lazca isteğimizin olmadığı gibi.
Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbet yaşadık..
Bazen inşaatçı olundu, bazen hamal.
Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
Bazen milletvekili, bazen mühendis.
Patika yollarla doludur yaşadığımız yer. Keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç keleş ile dolaşmadık, çocukları kaçırmadık ki!.
Herkes gibi açlığı iyi biliriz.
Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
Emekçileri oynadık nesiller boyu.
Sizin çektiğiniz yoksulluğu bu bölge insanı da çok çekti..
Halen çekenler de var..
Güneydoğu'da siz susuzluktan yakınırken, biz sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimizin cesetlerini aradık.
Sizin adınız sınır kaçakçılığıyla anılırken, biz yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındık.
Silah ürettik evimizin ahırında, namlu taktık oyuncak silahlara.
Siz Irak, Suriye topraklarında gezinirken, biz de Gürcistan topraklarına uzanmışız ara sıra.
Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
Lazlar Kürt'ün deniz görmüşüdür der, bilirsiniz.
Benziyor muyuz gerçekten?
Hem de çok, hem de hiç!
Benziyoruz; siz karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken, biz de sırtımızda taşıdık yıllar boyu..
Benzemez miyiz?
Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
Siz beton dökerken biz duvarcılık yapıyorduk. Siz duvar örerken biz demir döşüyorduk.
Siz park simsarlığı yaparken biz gazinoları haraca bağlıyorduk büyük şehirlerde!
Benzemez miyiz?
Sizin çocuklarınız ile bizim çocuklarımızın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırıldılar, aynı hastalıklardan sakat kaldılar yılar boyu!..
Benzemez miyiz hiç?
Size ulaşma konusunda yıllarca devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan bizim de farkımız yok bilesiniz.
Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
Sizdeki gibi.
Benzemez miyiz?
Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binlerini öldürdük, namus anlayışı gereği.
Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
Benzemez miyiz?
Çok benziyoruz çok.
Kürtler, Lazların deniz görmüşüdür!
Ne kadar doğru değil mi?
ÜZÜLÜREK SÖYLÜYORUZ..
Hiç benzemiyoruz aslında hem de hiç!
Ana dil hiç sorun olmadı bizim için, bahane de olmadı .
Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadık..
Hiç pusu atıp mayın döşemedik körpe delikanlılara, yiğitlere..
Hiç işyeri yakmadık.
Hiç kepenk kapatmadık insanların yüzüne.
Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadık.
Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadık, yakıştıramadık vicdanımıza.
Çanakkale'de biz de öldük.
Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldük.
Yetmedi Kore’de öldük, Kıbrıs’ta öldük.
Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadık.
Kimsenin tezgahına gelmedik..
Her yol mübah demedik!
Çocuklarımızı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadık.
Bayrakları çiğnesinler, bayrak indirsinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedik.
Lazlığımızı Türklüğümüzün önünde görmedik hiçbir zaman.
Biz hiçbir zaman bölücülere destek vermedik..
Devlete vergiden kaçıp haraç vermedik. Bölücülerin ekmeğine yağ sürmedik.
Gece dağda gündüz kurumda olmadık, hastaneleri basmadık, okulları yakmadık, şantiyeleri havaya uçurmadık.
Çünkü biz yediğimiz ekmeğe hiç ihanet etmedik..
Biz Karadenizliyiz evet..
Bizim için tek dert..
Tek bayrak, tek dil, tek vatan oldu hep!..
Ey sevgili Kürt kökenli kardeşlerimiz..
Yaşarken siz bu ülkede neyseniz biz hep o olduk..
Şöyle bir bakın bu ülkede Güneydoğu Bölgesi’nde yetişip de cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar da dahil devletimizin bütün kurumlarına, iş dünyamızın en iyi yerlerine 'Sen Kürt’sün' diye gelemeyen kim var?
Bakın bölgenizden yetişen o iş adamlarımız sırça köşklerde yaşarken ilinize bir fabrika dahi kurmadı. Milletvekilleriniz çocuklarını yurt içi ve dışında en iyi okullarda Türkçe-İngilizce eğitim ile okutuyorlar.
Siyasileriniz bu ülkede bir elleri balda bir elleri yağda istedikleri gibi yol alırken, sizi sadece bölünme aracı olarak kullanıyorlar farkına varın!
Oyuna gelmeyin..
Ayırımcılık tohumu atanlara izin vermeyin!..
Biz 76 milyon biriz!..
Özerklik, federasyon gibi sözlere kanmayın!..
Oyuna gelmeyin..
Biz Türk milleti olarak bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşayan Kürt’ü,Çerkez’i, Boşnak'ı, Avşar’ı, Laz’ı, Rum’u,Roman’ı ve diğerleri ile BİRİZ..
BİZ TÜRK MİLLETİNİN BİRER EVLADIYIZ..
Ayrılık tohumu ekenlere fırsat vermeyin..
Bu cennet vatan topraklarında 'Hepimiz aynı tavanın balıkları' olarak yaşayalım!..
Kalplerimizi bir atalım.
Senin derdin benim, benim derdim senin!.