Yaklaşık 4 ay sonra yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için tüm Türk basını resmen toto oynuyor; çeşitli senaryolar üretiliyor, yazılıyor, çiziliyor gündem meşgul ediliyor veya suni gündem yapılıyor.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez halk tarafından yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi, Cumhuriyet’in kurulduğu günden beri TBMM tarafından seçiliyor; her cumhurbaşkanlığı seçimi bu ülkenin gündemini aylarca ve hatta yıllarca meşgul ediyor, aylar süren oturumlardan sonuç alınamayınca bazen düdük çalıyor, demokrasi rafa kaldırılıyor, asker yönetime el koyuyor.
İhtilalin en kudretli ve haşmetli paşası kendini cumhurbaşkanı seçtirirken 'Bak siz beceremediniz ben nasıl seçildim gördünüz mü?' derken resmen bu milletle dalga geçerken yine bu milletten alkış alıyordu!
7 yıllık görev süresi bittimi vesayetine 'Benden sonra bu koltuğa kesinlikle paşa oturacak yoksa tekrar geliriz' diyen de o oluyordu.
İşte bu uygulama merhum cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Köşk’e çıkışı ile son bulurken o tarihten sonra da paşaların Köşk’e çıkışının önü kesildi.
Şimdi cumhurbaşkanını halk seçecek, kim olacağını da tek kişi belirleyecek;
O da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan..
Ya kendi çıkacak veya kendi belirleyecek.. Arkasına bu kadar halk desteğini alan Başbakan Erdoğan o yetkiyi başkasına neden ve niçin versin, bir aday belirleyecek.
Biz de oy vereceğiz.
İşte bu noktada gelin başkanlık sistemine geçelim.
Başkanlık sistemi bu ülkenin olmazsa olmazıdır.
Bu sistem padişahlık getirmez.
Ama demokrasiyi geliştirir .
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı çift fors kullanıyor biri Türk bayrağı diğeri cumhurbaşkanlığı forsu. İyi güzel de Başbakan Türk bayrağını fors olarak kullanamıyor ama 81 ilin valisi bayrağı fors olarak kullanıyor.
Cumhurbaşkanı yalnız valileri değil 81 il emniyet müdürlerini üçlü kararname ile; YÖK’ten yargıya kadar birçok kuruma da atama yetkisini elinde bulunduruyor. Biz hala 'Cumhurbaşkanlığı makamı semboliktir' diyoruz.
Anayasaya göre üç büyük erk olan yasama, yürütme, yargı iç içe girmiş, yasama görevi yapan bakan aynı zamanda milletvekili görevini de yürütüyor.
Bunlardan Adalet Bakanı aynı zamanda HSYK’nın da başı olduğu için yargı erki elinde, ordunun hesabını TBMM’ye Milli Savunma Bakanı, Jandarma Genel Komutanlığı’nın hesabını İçişleri Bakanı veriyor .
Ancak hiçbir atamasına karışamıyor, atamalar askeri şurada yapılıyor. Peki başkanlık sisteminde nasıl olacak?
Başbakanlık makamı olmayacağı için cumhurbaşkanı ile çatışmayacak, Cumhurbaşkanını Başbakan veya siyaset değil halk seçecek.
İki turlu seçimle halk seçecek, cumhurbaşkanı TBMM dışından teknokratlarda oluşan hiçbir dokunulmazlığı olmayan bakanlar kurulu üyelerini belirleyip TBMM’ye sunacak.
Bakanlar kurulu TBMM’den en az 276 evet oyu ile atanacak.
TBMM hakkında soruşturma açtığı bakanı gerekirse düşürecek, cumhurbaşkanı yenisini atayıp cumhurbaşkanının onayına sunacak, Adalet Bakanı ve HSYK siyasetten arınmış olacak, Milli Savunma Bakanı siyasi olmadığı için hesabını verdiği Genelkurmay Başkanlığı kendine bağlanacak, iş adamları ve üst düzey sendikacılar bakan olamayacağı için milletvekili olmak da istemeyecek, milletvekilleri dört yıl için evini Ankara’ya taşıyamayacak..
Her an sine-i millete dönmeye hazır olacak ve bu ülkede demokrasi gelişecektir.. Daha ne olsun!