Aranıyor.. Herkesin başkasına kıyamadığı şey aranıyor.. Akıl aranıyor.. Deliden istesen ondan ödünç dahi olsa aklını alamazsın. Satmaz, her insan gibi  o da aklını kıymetli bulur. Zira öyle deliler vardır ki ettikleri laflarla çok akıllıya ışık olacak sözler de söylerler. Böyle bir deliyi hatırladım yıllar sonra.
Adı: Osman
Yıl: 1979
Yer: Artvin'in Borçka İlcesi
Mekan: Selahattin Okutur'un oteline ait kıraathane..
Olay: Devrimci gençlerin Deli Osman'a "devrim" nedir diye sormaları..
Deli Osman üç cevap verir:
"Devrim, bir kilo demirin paslanmasıdır" der ilk önce. Biraz eleştiri içeren bu cevaptan tatmin olmayan şımarıklar, yeniden sorarlar. Osman ikinci cevabını verir, "Devrim, bir kilo incirin çürümesidir" der. Gelen cevaba iyice sinirlenen gençler, Osmannn!.. 'Devrim nedir' diye diretince asıl cevabı patlatır Osman, "Devrim, indirilmiş pantolondur" der. Ben çocuk aklımla olan biteni kenardan dinliyorum. Osman'dan beklentilerine dönük cevap alamayan yırtık gözlü gençler; küfürlü, argolu cümlelerle ayrılırlar mekandan. Mekan sahibi Selahattin Okutur 'Çapulcular ne dedi' diye sorar ve okkalı bir de çay ikram eder Osman'a. Osman, "Don alacak paraları yok, benle dalga geçiyorlar, devireceklermiş şeyi, sandalyeyi" gibi pek de bana anlamlı gelmeyen son cümleyi sarf eder ve kalkıp gider.
Selahattin Okutur rahmetli babam olur. İşte ilk kez devrimin ne olduğunu sözü edilen mekanda Osman'dan öğrendim. Sonra üniversite bitirdim. Tanım aynı sağlamlıkta bende değişmez bir hatıra olarak duruyor. Deli de bile olumlu bir çağrışım yaratamayan bir düşünce, elbetteki bende de bir etki yapmadı. Yüksek tahsilden sonra çok kitaplar karıştırdım. Osman'ın tanımından daha iyi bir tanımı devrim için hala bulabilmiş değilim.
Gezi olayları bir devrim denemesiydi deniyor. İçinde malum bazı takımların taraftarları ve de hatta başkan ve başkan yardımcıları aktif olmasa da tespitli bazı görevler üstlenmiş, belli talimatlarla netice almak istemişlirdi. Güya devirecektiler seçimle gelen bir hükümeti. Seçimle geleni seçimle gönderebilme becerisini gösteremeyenler yine Osmanlara sorarak kendi kafalarındaki doğrulara teyit arayadursunlar, Osman bir türlü istenilen cevabı vermiyor onlara işte. Seçim olmasa bazı malüm başkanlara şınav çektirilecekler ama neylersin seçim var. Halka yaramayan seçimin kaymağını da anlayacağınaz kirlilikleri katrana dönüşmüş bu insancıklar yiyor.
Milletin bağrından kopup gelmeyen hiçbir düşünce toplumda yer etmiyor, etmeyince de bazı kesimler hakaretamiz ifadelerle kendi gibi düşünmeyen topluma alçak sıfatlar yakıştırıyorlar.
Gezi olaylarındaki sırrı çözen bazı muhalif insanlar, bu olayda Osman'dan yana tavır alarak doğru bir yol takip etmişlerdir. Keşke aynı yolu malum başkanların pislikleri için de takip edebilselerdi. Yanlışa muhalif olmak hayır, doğruya muhalif olmak bayır getirir bir ülkeye, gerçeğini bilerek. Peki bizi yönetenlerin hiç mi eleştirilecek tarafı yok, bence çook.. Yanlız eleştiriyi milletin eleştirileri üzerine temellendiremezsen, milleti yine kerhen oy vermeye itersin. Millet ne istiyoru, dakika dakika takip ederek, yönlendirici bilgi verileri oluşturacak anketlerle nabız tutmazsan, mevcut yöneticileri normal yollardan indiremeyiz sakat düşüncesine düçar olursun. Dinden eğitime, güvenlikten teröre, sağlıktan spora iyi analizler yapamazisen bu milletin gözüne giremezsin. Sadece millete kızar durursun.
Deli Osman'ın devrimcileri tanıdığı kadar sen halkı tanıyamazsan, daha çok avuç yalarsın. İki temel ilkeye uyacaksın: Halk her şartta her tercihte haklıdır; halk karnıyla düşünür, ayaklarıyla yürür. İktidar mı olmak istiyorsun bunlara uy.. Uyyy deme!