Trabzon Basınında, son zamanlarda daima yönetimi ve teknik heyeti eleştiri yağmuruna tutan bir durum sergileniyor. Morale ihtiyacı varken, İstanbul basınının taraflı spor gazetecilerini aratmayacak şekilde oklarını Trabzonspor'un yönetici ve teknik heyetine acımasızca batırıyorlar. Kol kırılır yel içinde kalır efsanesini rafa kaldırırcasına böylesine hareketi yeğliyorlar.
Beraberlik ve birlik içinde bulunmamız gerekirken bu husustaki istek ve dileklerimizi müspet yolda kullanmamız gerekirken maalesef tam tersi bir tutum ve davranış içindeyiz. Tabii ki, arzu ve dileklerimizi görüşlerimizle yazılarımızda yorumlamalıyız. Ancak şahıslarla oynayarak, onları acımasızca yerden yere vurarak eleştirmemeliyiz. 1969 Senesinden başlayarak otuz yıl "Milliyet" Gazetesinde, diğer gazete ve dergilerde, Trabzonspor için yazılarımla, bordo-maviye destek olmaya çalıştım. Bugün de aynı düşünce içinde hareket ediyorum.
Karşımızda devasa kuvvetler, parasal yönden bizi fersah fersah geçenler var, onlarla, mücadele ediyoruz. Sayın Ali Osman Ulusoy'un zamanını eleştiriyorlar, Sayın Ulusoy ve Rahmetli Rıfat Dedeoğlu ne günlerden gelerek kulüpçülük yükünü taşımışlar. Onların geçmiş tarihteki hataları nasıl olurda bu gün gündeme taşıma gayreti içinde bulunulur. Anlaması çok zor. Şenol Güneş'in dünya üçüncülüğünü eleştiriyor, daha birçok şeyi eleştiri kervanına yüklüyorlar.
Bizler geçmiş günleri hep güzel hatıralarla anmak ve anımsamak isteriz. Neden ve niçindir; olayları, yaşananları sportif alanlardan soyutlayarak birbirimizi acımasızca eleştirmemiz, bir nevi değişmez usul ve kaidemiz oldu.
Bence, eleştiri ve tenkitler yönetimi devirmek amaçlı ise bu usul ve adet böyle olmamalı, kongre ayı beklenmeli, kongrede kozlar paylaşılmalıdır.
İktidar ve muhalefet gibi sportif olaylar, kavgalı ve dövüşlü siyasi platformlara taşınmamalıdır. Çünkü sportif alanda Trabzonspor'un dostu yoktur ve olmamıştır,
Olamaz da; çünkü onlara senelerce bizimle uğraşanlara, sahaları dar etmişiz, dize getirip şampiyonluklardan etmişizdir.