Hikâyeyi daha önce okumuşsunuzdur. Trabzonspor’u yönetenlerin, layıkıyla görevini yapamayanların ve formasını giyen futbolcuların okumaları için tekrar yayımlıyorum. Tabi ki haklı olduğu davada Trabzonspor’u yalnız bırakanların da...
***
Haziran ayında İstanbul’da yaşayan insanların yüzüne çarpan sıcak hava kimsenin hoşuna gitmiyordu ama Trabzonspor’daki gelişmeleri ziyaretine gelenlerden öğrenen 14 yaşındaki Gökhan Uzun’un aldığı duyumlar hoşuna gidiyor, içini tatlı bir hava sarıyordu...
Trabzonlu-Trabzonsporlu Gökhan, yakalandığı melun hastalığın pençesinden kurtuluşun kolay olmayacağını düşünüyor, fakat Allah’tan umut kesilmeyeceğini bildiğinden, şansını sonuna kadar denemek için Cerrahpaşa’da tedavi görüyordu. Hastalığı herkesi kahretmişti, ancak Gökhan’ı hastalığından çok canından çok sevdiği Trabzonspor’un şampiyonluğunu görememesi üzüyordu.
Yastığa gömülü başıyla babasına işaret etti. Bir şirkette işçi olarak çalışan baba, kan kanseri olan oğlunun yanına usulca yaklaştı.
Yanına çömelip, buyur “Gökhan’ım, oğlum” dedi, talihsiz yavrusuna. Bıyıkları yeni terlemeye başlayan Gökhan, boğazını temizledi, derin bir nefes aldı. Hafifçe gülümsedi yanındakilere, babasına “ Sadri Şener başkanımız çok futbolcu alıyormuş, arkadaşlarım öyle söyledi. Şimdiden heyecanlanmaya başladım. Rica etsem bilgisayarımı ve cep telefonumu evden getirebilir misin ?”dedi.
Trabzonsporlu baba, İstanbul’da doğan, sınıfında tek Trabzonsporlu olan oğlunun isteğini yerine getirmek için kafasını “ evet” anlamında salladı.
Evden, diz üstü bilgisayarını ve Gökhan’a ait cep telefonunu alarak ertesi gün hastaneye gelen baba, parmaklarının ucuna basarak yavaşça odaya girdi. Gözleri yarıya açık olan oğlunun yanı başına oturdu. Babasının geldiğini hisseden Gökhan, gözleriyle onu dünyaya getiren adama baktı, ellerini, babasının ellerinin üstüne koyduktan sonra gözleriyle odada bulunanları baştan aşağıya süzdü... Alnını elinin içiyle sıvazlayan genç adam, titrek bir sesle, “ Trabzonspor’u yattığın yerde takip edebilirsin artık” dedi, oğluna.
Gökhan çok mutluydu. Öyle ki trampet gibi gümleyen kalbinin sesi hastane koridorlarında yankılanır gibiydi. Çünkü Trabzonspor’u daha iyi takip edecek, gelecek yıllar için güzel hayaller kuracaktı. Trabzonspor’un transfer haberlerini takip etmeye başlayan küçük Trabzonsporlu, Trabzonspor’un aldığı her futbolcudan sonra kendine geliyor, morali düzeliyordu...
Yurt dışına geçici göreve giden beden eğitim öğretmeni düştü aklına, e-mail atmak, yaşananları onunla paylaşmak istedi:
“ Canım öğretmenim, Trabzonspor ne futbolcular alıyor görüyorsun değil mi? Bunlar şampiyonluğun habercisi değil midir? Öyle mutluyum ki anlatamam. İyileşmeyeceğimi biliyorum. Öğretmenim, hiçbir şey zoruma gitmez, Trabzonspor’un şampiyonluğunu göremeden ölürsem, işte zoruma o gider” cümlelerini gönderdi ailesinden sonra çok sevdiği öğretmenine...
Aradan birkaç gün geçti. Macaristan’dan dönen Cem öğretmen Görele Lisesine atanmıştı. Eşyalarını toplayıp baba ocağına gelen Trabzonsporlu öğretmen bilgisayarını birkaç gün rötarlı açtı. Gökhan’dan gelen e-maili okuyunca gözleri doldu. Gökhan’a ulaşmak için telefonuna sarıldı, telefonda konuştuğu kişi “ Gökhan sizlere ömür hocam... ” dediğinde yerle bir oldu Şalpazarılı genç öğretmen...
Hafta sonu Yalıköy’e ziyaretime gelen öğretmen Cem Özer, Gökhan’ın hikâyesini benimle paylaşınca, Eynesil açıklarında yükselen bulutlar Beşikdüzü’ne, Vakfıkebir’e, Çarşıbaşı’na ve Yoroz’a yağmurunu çoktan dökmüştü.
***
Gökhan’ım, senin gibi yürekli-cesaretli olamadık. Kemiklerin sızlıyordur, futbol şehitlerimiz gibi, Dozer Cemil, Kazım Koyuncu, Mehmet Dalman, Hüsnü Civelek gibi... İçin kor gibi yanıyordur milyonlarca Trabzonsporlu gibi...
Biz, senin kadar dik duramadık... Yalnız bıraktık Trabzonspor’u, savunamadık, koruyup-kollayamadık...
İki sene önce Şampiyon olan, yıllardır şampiyonluğa oynayan takımı ne hale getirdik. Lig’de kalmasına şampiyon olmuşçasına sevinecek hale geldik-getirildik. Daha düne kadar, şampiyonluğa oynayan takımların puan kaybetmesini isterdik, bugün tam tersi; ligin sonlarındaki takımların kaybetmesini istiyoruz-bekliyoruz.
Affet Gökhan, affet Trabzonspor’um, affet Dozer Cemil, affet Mehmet, affet Hüsnü, affedin bizi futbol şehitleri; sizlere layık olmadık...
***
Not: Trabzonspor’un hepimize en çok ihtiyacı olduğu dönemdir! Futbol şehitlerimizin ve milyonlarca Trabzonsporlunun yüzü suyu hürmetine herkesi Trabzonspor’un yanında olmaya davet ediyoruz!