1983’te tek başına iktidara gelen ANAP, 1984 yerel seçimlerinde tüm belediyelerin %80’ni kazanmış ve 2007 Genel seçimlerinde 292 milletvekili çıkartmıştı.
Üst üste iki seçim kazanan ANAP 1989 yerel seçimlerinde oyları %21.75’e düşünce merhum Turgut Özal soluğu köşkte almış, Başbakanlığa atadığı Yıldırım Akbulut koltuğu Mesut Yılmaz’a kaptırmıştı.
Yılmaz’ın kurduğu ilk hükümet genel seçimlere 18 ay kala erken seçime gitmiş, 1991 genel seçimlerinde Başbakanlık koltuğunu Süleyman Demirel’e kaptırmış, merhum Özal’ın ani ölümüyle köşke çıkan Demirel, yerine Hüsamettin Çindoruk’u getirmek istemiştı.
Ancak Prof.Dr Tansu Çiller koltuğu kapmıştı. Bu arada siyasetten çekilen SHP genel başkanı merhum Erdal İnönü de koltuğu Murat Karayalçın’a devretmiş ti. Bunlar yaşanırken CHP’nin başına ise Deniz Baykal gelmiş, SHP CHP’ye iltihak etmiş, DYP-CHP iktidarında Baykal ile bu işin yürümeyeceğini anlayan Başbakan Prof.Dr Çiller seçime gitmişti.
1995 genel seçimlerinden ANAYOL Hükümeti çıkmış ancak Prof Dr Çiller hükümet dışında kalmıştı. Başbakanlık koltuğuna ikinci kez oturan Mesut Yılmaz bir müddet sonra ‘ben çamurun üstünde oturmam’ deyince hükümeti bir kez daha yıkan Çiller, Refah Yol hükümetinin kuruluşunu sağlamıştı .
Ancak tüm medya’nın önemli bir bölümü merhum Başbakan Prof.Dr. Erbakan’a yüklenmiş bunu gören Erbakan Başbakanlığı Prof. Dr Tansu Çiller’e devretmek istese de Cumhurbaşkanı Demirel durumdan vazife çıkararak Başbakanlığı meclis çoğunluğu olmayan ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a vermişti.
Başbakan Yılmaz’ın ANAP+DSP+DTP ve CHP’nin dıştan desteği ile kurduğu 55. hükümet bu kezde Baykal tarafından yıkılınca Cumhurbaşkanı Demirel bu sefer de hükümet kurma görevini 55 milletvekili bulunan merhum Ecevit’e vermişti.
Ecevit çoğunluğu bulamayınca Yalım Erez e, Erez’de kuramayınca tekrar Ecevit’e vermişti !
Hey gidi Türkiye hey!
Neler yaşamışız neler!
Devam edelim.
ANAP, DYP, MHP, DTP desteğiyle 56’ncı Cumhuriyet hükümetini kuran Bülent Ecevit’in kucağında bebek katili Abdullah Öcalan’ı bulmuş ve DSP 1999 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmıştı.
Sonucunda Ecevit ANASOL-M Hükümeti kurulmuştu. Ancak Ecevit hastaydı bakanlar kurulunu hastanede toplanmaya başlamış , bir vatandaş başbakanlığın önünde kasayı merhum Ecevit’e fırlatmıştı. Yetmemiş ve birde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de anayasa kitapçığını kafasına fırlatınca ekonomi çökmüştü.
Ekonomiyi kurtarmak iççin getirilen ABD’den getirilen Kemal derviş DSP’yi bölmüştü .
İşte o günlerde yaşanan Düzce ve Marmara depremleri ülkeyi yıkmıştı. Duruma müdahale eden Bayındırlık ve iskan Bakanı Koray Aydın binlerce konutu ihale etmiş, binlerce insanı çok kısa zamanda ev sahibi yaparken Japonlar Aydın’a ‘Dahi adam’ demişti.
O dahi adam denilen Bakan Aydın’a bir müddet sonra bir operasyon başlatılmıştı. Müsteşar Yardımcısından Genel Müdür Yardımcısı’na hatta danışmanına kadar herkes gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.
Bakan Aydın bakanlık ve milletvekili görevinden istifa etmesine rağmen ifadeye dahi çağırılmamıştı. 3 kasım 2002’de tek başına iktidara gelen AKP Koray Aydın’ı yüce divana sevk etmişti.
Baş savcı Bakan Aydın’a ‘310 yıl hapis cezası’ istemiyle dava açmıştı. Yargılama sonunda Bakan Aydın Anayasa mahkemesinde 11-0 gibi bir karar ile beraat ederken bu operasyondan tek bir kişi ceza almamıştı .
Şimdi bu filmin senaristleri ve oyuncuları değiştirilerek milli görüş geleneğinden gelmeyen son derece başarılı işlere imza atan dört Bakan; Egemen Bağış, Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’ın yakınları göz altına alınarak hedefe konuyorlar. İstifaları ve haklarında fezleke hazırlanması isteniyor!
Bu senaryo hiç yabancı değil!.
Bu senaryoyu yazanlar CHP ve MHP için hazırladığı ahlaksızca kasetleri sosyal medya yoluyla piyasaya sürmediler mi?
Biz aynı filmleri daha öncede seyrettiğimiz için hiç de bize sürpriz gelmiyor. O nedenle seyretmeğe değmez bile!
Ama ne oluyorsa yine millete oluyor!
Bakın borsa ne durumda!
Bakın dolar ve Euro ne durumda!
Bakın bu süreç Türkiye’ye ne kadar ekonomik kayba uğradı!
Kimin umrunda bu ülke?
Kimin umrunda bu millet!..