Önce şunu belirtmek isterim..
Hiç kimse bizim babamızın oğlu değil..
Ama..
İsyan etmemek de mümkün değil..
Biraz durun, yok..
Yok arkadaş..
Sabah kalkıyorlar asıyorlar..
Akşam yatıyorlar kesiyorlar..
Vurun abalıya misali bir tablo..
Gözlerini öyle bir İbrahim Hacıosmanoğlu düşmanlığı bürüyenler var ki, başka hiçbir şey görmüyorlar.
“Bırakın kardeşim kongreye şurada iki üç ay kaldı. Takım etkilenmesin, biraz bu camiada sulh olsun. Hesaplaşmanız varsa ki var, çıkın onu kongrede yapın.”
Yok!
***
Hacıosmanoğlu diyor ki..
‘Yenildiğimiz Galatasaray maçında protokolde sevinenler vardı. Bunu bana orada maçı seyreden Trabzonspor'un değerleri söylüyor. Böyle Trabzonsporluluk olmaz. İşleri nasıl bozarım diye hesap yapmanın kimseye faydası yok. Trabzonspor bizim tapulu malımız değil.’
Allah aşkına haksız mı?
Öyle sevinenler vardı ki!
Bir düşünün benim dahi maç öncesi “bu takıma inanıyorum’ şeklindeki yazıma Trabzonsporlu geçinip ‘Ne oldu senin güvendiğin takıma’ derlerken ‘ Bırak bu başkana sahip çıkmayı’ sözleriyle ağızlarındaki baklayı çıkaranları da görünce ‘Pes’ doğrusu demekten kendimi alamadım.
Kimsenin derdi Trabzonspor değil..
Trabzonspor’u beğenmek, başarılı olmasını beklemek bile tahammül edilemez hale gelmiş...
Adam diyor ki..
‘Sonuçta Aralık' ta yapılacak bir kongre var. Sizin, 'bu takım başarısız olsun da Hacıosmanoğlu gitsin' düşüncesinde olmanıza gerek yok ki. Başarılı olsun, kongrede kazanın, başarılı takımı alıp daha yukarıya taşıyın. Düşmüş bir takımı alıp ne yapacaksınız?’
Elinizi vicdanınıza koyun..
Bu söze hak verilmez mi?
Ama olur mu?
‘Aman ha Trabzonspor bir iki maç alırda Hacıosmanoğlu tekrar aday olur’ korkusu ile Trabzonspor’un mutsuzluğu üzerine mutluluk kurmaya çalışmak ancak buna denir..
***
Kimsenin derdi Trabzonspor değil.
Kişisel hesaplaşma..
Öyle bir hal ki..
Daha dün birbirleri ile savaşanlar..
Birbirlerine selam dahi vermeyenler..
Birbirlerine olmadık şekilde hakaret edenler..
Kulüp ne olduğu belli olmayan borsaya sokulup, ekonomik olarak intihar ettirilirken seyredenler..
Daha 3 sene önce kulüp göz göre batırılıp, bankalarda gelecek 3-5 yıllık gelirleri dahi ipotek altına sokulurken susanlar..
Kulübün tek varlığı Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri bile bankaya ipotek ettirilirken gıkları çıkmayanlar, bugün Hacıosmanoğlu’nu adeta assalar dahi rahat etmeyecekler gibi!..
Bugün değerlerden bahsedilirken Kore’den devlet töreni gibi Trabzon’a getirdikleri bu camiada efsane olmuş Şenol Güneş’i, sıradan bir teknik adam muamelesi ile daha soyunma odasından çıkmadan resmen kapıya koyanlara, bir teşekkür dahi etmeden gönderenlere ses çıkarmayanlar kimler!
***
Hakkını teslim edelim!..
İbrahim Hacıosmanoğlu önemli bir işi başardı!
Dün birbirlerine düşman olanları, bugün bir çatıda ‘Bu adamdan nasıl kurtuluruz’ diye buluşturdu!..
Hani bu samimi olsa!
Amma velakin..
Bilinmeli ki bugün bir çatıda buluşanlar yarın yine menfaatleri ters düştüğü zaman birbirlerinin düşmanıdırlar..
Çünkü geçmiş ortada..
2000 yılında kulübün Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz’a karşı bir araya gelip sözde devrim yapmanın zaferini kutlayanların, daha sonra nasıl menfaat çatışmasına düşüp birbirlerine düşman olduklarını gördük bu camiada!..
Hep beraber yaşadık!
İyi hatırlasınlar..
***
Bugün 3 bölümlü aynı filmi seyrediyoruz!.
1. Bölümü, Hacıosmanoğlu’nu başkan seçip sonra ‘Olmadı. Kafasına göre kulübü yönetiyor’ diyerek Kurtuluş Savaşı başlatanlarla izliyoruz..
2. Bölümü, Aralık kongresinde izlemeye hazırlık yapıyoruz.
Çekimleri devam ediyor!
3. Bölümü ise Aralık kongresinde seçilecek başkan ve oluşacak yeni yönetim sonrasında çekilecek..
Ama senaryonun adı belli!..
‘İç Savaş..’
***
Tekrarında fayda var..
Başkan Hacıosmanoğlu babamızın oğlu değil..
O da önemli hatalar yaptı, istenilen, beklenen başarıyı yakalayamadı..
Doğru..
Ama adam daha başkan olduğu gün kendi dümenlerine girmediği için üzerinde Kurtuluş Savaşı başlatılmasını kim inkar edebilir ki?
Dedim ya 2000’li yılları..
Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın son başkanlığı döneminde ‘Kulüp Yılmaz’ın kontrolüne geçiyor’ korkusu ile ortalığı yangın yerine çeviren, Divan Kurulu’nu açıklama üzerine açıklama yaptırmaya zorlayanların ‘Trabzonspor kimsenin cebine sığmaz’ sloganı ile başlattıkları sözde Kurtuluş Savaşı’nı hatırlıyorum..
İhanet orada başladı!..
Devrim yapmışlardı ya!
Peki ne oldu?
Bugünlerin temeli o günlerde atıldı?
Eğer bugün Trabzonspor layıkıyla yönetilmiyorsa, yönetim zaafları varsa, kendi içinde düşman üretmeye devam ediyorsa her şey o günlerde başlayıp bugünlere geldi..
Bugünkü tablodan rahatsız olanlar, o gün ektiklerini biçiyorlar!
Bugün onların eseri..
O günlerde Trabzonspor camiası bölük pörçük oldu..
O günlerde Trabzonspor camiası İstanbul’daki güçlerinden, değerlerinden koparıldı..
O günlerde bu camiada birlik ve beraberlik kayboldu..
O günlerde bu camiada düşmanlık tohumları ekildi..
Ve halen de ekilmeye devam ediyor..
Kendi içinde düşmanlık üretmede ve ‘bukalemun’ olmada Trabzonspor camiasının üzerine var mı?
Herkes uzun yıllardır Trabzonspor’un bir yanından çekip koparıyor!.
Öyle bereketli ki bitmiyor!..
Kendi değerlerine karşı ihtilal yaptık denilen o anlı şanlı 2000 kongresinden sonra bugünlere gelinen sürece bakınca bugünkü durumu daha iyi anlarsınız!..
Yoksa Ali gitmiş, Veli gelmiş..
Veli gitmiş, Mehmet gelmiş..
Fark eden hiçbir şey olmadı!..
Kaybeden kişiler değil, hep Trabzonspor olmuş!.
Sadece ‘Kimin döneminde ne kadar az zarar tespiti var’ onun hesabı yapılmış..
Hep, kişisel egolar yüzünden Trabzonspor’un mutsuzluğu üzerine mutluluk kurma yarışı olmuş ne yazık ki?
Ben varsam var, yoksam yok.
Veya benim sözümü dinlersen var dinlemezsen yok!..
***
Dost acı söyler..
Böyle bir camiada masada da, sahada da başarılı olmak, iyi yönetimler oluşturmak, birlikteliği sağlamak kocaman bir hayaldir!..
Çünkü böyle bir camia kulübün hakkını, hukukunu dahi korumakta ne yazık ki zavallı kalır..
Şike sürecinde kalmadı mı?
Herkes aynaya baksın..
Kıvırmadan gerçekleri kim söyledi!
Hiç kimse!..
Bir gün dahi bütün değerleri ile bir araya gelerek bir basın toplantısı yapamayan, Türkiye’ye güçlü bir mesaj veremeyen bu camia değil mi?
Yargıda şike yaptığı tescilli olan Fenerbahçe; eski, yeni, iktidar, muhalif demeden bütün camiası ile ‘Adalet için sen de bir Fener yak’ sloganı ile Ankara’ya koşup bir saatte yasa çıkarttırırken, bu anlı şanlı Trabzonspor camiamız ne yaptı?
Sadece seyretti!
Kayıkçı kavgası yaptı..
Acı ama gerçek bu..
Beni bağışlayın..
Trabzonspor camiası kağıttan aslan gibi karşımızda!
Laf çok, icraat yok.
Trabzonspor’da asıl olan kim biliyor musunuz?
Sadece ve sadece Trabzonsporlarına hiçbir kişisel beklentileri olmadan, her koşulda sahip çıkan, gönül ve destek veren, kalpleri sadece ve sadece takımlarının başarısı için atan milyonlarca taraftardır.
Gerisi hikaye kardeşim hikaye!