Trabzon’da gerçekleştirilen Sahipsiz Hayvanları Koruma Birliği Meclis Toplantısı, sıradan bir bürokratik buluşma değil; şehrin vicdanı ile güvenliği arasında kurmaya çalıştığı dengenin açık bir ilanıdır.
Vali Tahir Şahin başkanlığında yapılan toplantıya neredeyse tüm belediye başkanları katıldı. Ancak bir eksik dikkat çekti: Ahmet Kaya. Onun yerine katılan isimler teknik olarak temsil sağlamış olabilir, fakat siyasi sorumluluğun doğrudan taşınmadığı gerçeğini değiştirmiyor.
Toplantının en net sonucu şu oldu:
Kanun da uygulanacak, vicdan da korunacak.
Ama asıl mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü bu ülkede yıllardır yapılan en büyük hata şuydu:
Ya sadece vicdan konuştu, ya da sadece şikâyet.
Trabzon’da ise ilk kez bu iki kavram aynı cümlede buluşuyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in açıklamaları bu açıdan kritik bir eşik:
“Yerimiz var” demekle “önünüze gelen her hayvanı getirin” demek arasında ciddi bir fark var.
750 kapasiteli bir barınakta hâlihazırda 450 hayvan varken, “hepsini toplayın” dememek bir eksiklik değil; aksine sorumluluk bilincidir.
Çünkü mesele sadece hayvanları toplamak değil, onlara insanlık onuruna yakışır bir yaşam sunabilmektir.
Aksi halde ortaya çıkan şey barınak değil, istif alanıdır.
Ve bu şehir o utancı kaldıramaz.
Toplantıda öne çıkan bir diğer gerçek ise şu:
Sokak hayvanı meselesi artık yerel bir sorun olmaktan çıkmış, taşınan bir krize dönüşmüştür.
İlçeden ilçeye, ilden ile bırakılan köpekler…
Sorumluluktan kaçanların yükü başkasına yıkma alışkanlığı…
Bunun adı açık:
Bu bir sabotajdır.
Ve bu davranışın “hayvan sevgisi” ile hiçbir ilgisi yoktur; bu düpedüz sorumsuzluktur.
Öte yandan gönüllüler ve derneklerin iki yılda yaklaşık 1200 köpeği sahiplendirmesi önemli bir başarıdır.
Ancak bu bile bize şunu gösteriyor:
Sorun artık sadece iyi niyetle çözülebilecek bir noktayı çoktan aşmıştır.
Bu yüzden öncelik net olmak zorundadır:
Saldırgan olanlar ve kontrolsüz şekilde üremeye devam eden hayvanlar.
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü sokakta korkuyla yürüyen bir çocuğun güvenliği ile aç ve sahipsiz bir hayvanın yaşam hakkı aynı derecede değerlidir.
Trabzon’un önünde şimdi açık bir sınav var:
Ya bu meseleyi gerçekçi, uygulanabilir bir planla yönetecek,
ya da yıllardır olduğu gibi günü kurtaran cümlelerle erteleyecek.
Ama bu kez durum farklı.
Artık kimse ertelemeyi kaldıracak sabra sahip değil.
Bu şehir kararını vermek zorunda:
Merhametle… ama aklı kaybetmeden.