2011'den sonra ilk kez bütün benliğimle bir maçın heyacanıyla doluyum. Başımızda usta etiketi almış bir Ersun Hoca var. Takımı bu zorlu maça her yönüyle hazırlamış olduğunu düşünürken büyük bir kaleci hatasıyla daha ilk nefeste geri düştük.
Bu golden sonra sahayı parsellemede zorluklar yaşayan Trabzonspor yine bireysel bir hatadan ve de hakem Kalkavan'ın faulü değerlendirmemesinden bir gol daha yedi.
Oyuna müdahale eden Yanal Costant'ı oyuna alarak orta saha dengesini kurdu ama bir kere ruhsal dengesi bozulan takım en iyi yaptığı şeyleri de ilk yarı boyuncau yapamaz oldu.
İkinci 45 dakikaya belli umutları taşıyarak girdik ama Trabzonspor o kadar bozuktu ki üç pası bir arada yapamayan, birlikte oyunun gereklerini yerine getiremeyen bir oyun sergilendi. Pozitif diyebileceğimiz hiçbir şey yoktu.
Şampiyoluk umutlarını yeşertmek için çıktığımız maçtan kuruyan beklentilerle ayrıldık. Havamızı bulalım derken havamızı aldık. Ersun Hoca'nın çok tedbirler alması gerekir. Bu takımın yeniden ruh kazanması için kesin doğru onbirle sürülmesi gerekir sahaya. Hiçbir şeyi doğru yapmayınca sahadan 3-0 boynu bükük ayrıldık.
Yenildik diye ince ince kıyım yapan hakemi de es geçmeyelim. Trabzonsporlu oyunculara kartlarda cömert davranan Kalkavan, Beşiktaş’a kart verme konusunda çok cimriydi.
Çift forvet seçeneği değerlendirilebilir, ortada Salih'in dinamizmi kullanılabilirdi. Bunlar da olmayınca üzülerek geçecek bir hafta kaldı geride.