Elbette onların da artı ya da eksi çok  katkısı  olur ama, sonuçta iş sahada oynayan futbolcuda biter..
Eğer o futbolcular kazanmak için üstün bir mücadele verirse,tuttuğunu koparır maçı da kurtarır..
Dün  Ankara 19 Mayıs Stadında, Gençlerbirliği  karşısında  forma giyen Bordo-Mavili futbolluların kaçında böyle bir arzu vardı?
Kaçı ,” Yahu bu millete çok ayıp ettik, bari şu maçı alalım da ,sezon başından beri kahrettiğimiz bu insanları  biraz sevindirelim” mantığındaydı?..
***
Rakip 28. dakikada etkili oyuncularından birisini kaybetmiş 10 kişi kalmış..
Haliyle Trabzonspor büyük bir avantaj yakalamış.
Ancak   kaç tane etkili atak yaptık?
Kaleye kaç tane şut çektik..
Kaç pozisyonda “ Bu da kaçar mı” dedik?
Hiç yok değimli.
Ama bol bol sanal atak var..
İş olsun kabilinden güya gol atmaya gidiyoruz.
Kendimiz de inanmıyoruz ya..
Bakarsın ‘Şeytan doldurur’!..
***
Daha da kötüsü şu..
Rakip 10 kişi oynuyor ve bizler atacağımız bir golü bekliyoruz ancak, içimizden de ‘Bari yenilmesek de berabere kalsak’ diye geçiyor..
Çünkü her karşı atak yüreğimizi ağzımıza getiriyor..
Nitekim Kaptan Onur 91. dakikada iki adımdan mutlak golü önlemese ,hepten rezil olacağız..
***
Trabzonspor, geçen sezon 7-0,6-0 yenilen takımdan bile kötü durumda..
O takımda en azından gençler mücadele ediyordu, şimdi alayı Bağ-kur emeklisi gibi..
***
Onu bunu bilmem..
Bu Trabzonspor’un kümede kalması bile büyük başarıdır.
Çünkü ligin en etkisiz ve kötü futbolunu biz oynuyoruz..
Yani bir takım hiç idman yapmasa da, maçtan bir saat önce soyunma odasında toplanıp sahaya çıksa, bundan kötüsü olmaz!
Bankosuyla ,yedeğiyle,alternatifiyle  koy sepete..
Onur ve Durica hariç..