FINDIKTA SÖMÜRGE DÜZENİNE

KARŞI TEK ÇIKIŞ YOLU!

Karadeniz’in dik yamaçlarında, bin bir emekle, alın terinin yanında düpedüz kanla, canla var edilen fındık, bugün yine birilerinin oyun sahası haline getirildi. Türk tarımının gözbebeği, milyarlarca dolarlık ihracat kalemi fındıkta son günlerde yaşananlar, tam bir akıl tutulması, tam bir vicdan yangınıdır.

Rekolte (yıllık toplam ürün miktarı) düşük mü? Düşük. Ekonominin en temel kuralı ne der? Arz azalırsa, talep sabit bile kalsa fiyat yükselir. Ama konu Karadeniz’in, Anadolu’nun gariban fındık üreticisi olunca ekonominin kitabını tersinden yazıyorlar. Fiyatlar kısa sürede 330 TL’den 200 TL’ye çakılıyor! Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir soygun düzeni bu. Üretici perişan, üretici borç içinde, üretici fındık dalına küsmüş durumda.

Peki, bu tiyatronun başrolünde kim var? Adını hepimizin çok iyi bildiği, piyasayı adeta bir sömürge valisi gibi yöneten küresel dev Ferrero ve onun yerli işbirlikçileri. Bugün fındık piyasasında tam anlamıyla bir "Ferrero" düzeni kurulmuştur. Devletin kurumu TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) piyasayı regüle etmek yerine adeta izleyici koltuğunda çekirdek çitlerken, "Ferrero" ne isterse o oluyor. Onlar fiyatı belirliyor, onlar piyasayı kırıyor, onlar Türk çiftçisinin sırtından milyar dolarlık servetlerine servet katıyor.

Bu ülkenin bakanları, yetkilileri her yıl çıkıp "Fındık bizim stratejik ürünümüz" diye nutuk atmayı çok iyi bilirler. Ama ne hikmetse, o stratejik ürünün kaderi tek bir yabancı tekelin iki dudağı arasına bırakılır. Üretici gübre fiyatı altında ezilirken, işçi maliyetleri katlanırken, enflasyon belini bükmüşken, 330 TL’lik malı 200 TL’ye kapatmak hangi kitaba, hangi vicdana sığar? Bu düpedüz alın teri hırsızlığıdır!

Ancak, eğri oturup doğru konuşalım… Suçu sadece "Ferrero"ye ya da seyirci kalan yetkililere atıp kenara çekilemeyiz. Bu perişanlığın, bu çaresizliğin arkasındaki asıl acı gerçek şudur: Üretici yalnızdır, üretici savunmasızdır, çünkü üretici ÖRGÜTSÜZDÜR!

Piyasa devleri milyarlarca dolarlık sermayeleriyle, avukat ordularıyla, lobileriyle tek bir blok halinde hareket ederken; fındık üreticisi bahçesinde yapayalnız. Hakkını arayacak, "Bu fiyata fındık yok" diyecek, gerekirse piyasaya mal indirmeyip direnecek güçlü, bağımsız ve kararlı bir üretici örgütlülüğü yok! Eskinin o şanlı Fiskobirlik’ini siyasete alet edip içini boşaltanlar, bugün üreticiyi kurtlar sofrasına yem edenlerin ta kendileridir.

Karadeniz’in yiğit üreticisine sesleniyorum. Bu feryat, bu perişanlık örgütlü olmadığınız sürece her yıl katlanarak devam edecek. Ferrero da onun gölgesinde ceplerini dolduran aracılar da sizin bu dağınıklığınızdan besleniyor.

Çözüm ne ithal politikalarda ne de her yıl paylaşılan boş vaatlerde. Çözüm; her köyde, her ilçede bir araya gelebilmektedir. Çözüm; kooperatifleşmektedir, üretici sendikalarını ayağa kaldırmaktadır ve hakkını masada da sahada da söke söke alacak örgütlü bir güç oluşturmaktadır. Aksi takdirde, siz bahçede diz çürütürken, elin yabancısı İtalya’da, Almanya’da sizin fındığınızla sefa sürmeye, siz ise 200 liraya şükretmeye mahkûm kalacaksınız.

Unutmayın; tek bir fındık tanesi çabuk kırılır, ama bir çuval fındığı kimse ezemez! Örgütlenmek, artık bir tercih değil, bu topraklarda insanca yaşayabilmek için bir ölüm kalım sorunudur!