D ün akşam müsabakanın ilk yarısında öyle bir Trabzonspor izledi k ki..

 Düşman başına..
Koskoca 45 dakika boyunca değil bir gol pozisyonu, doğru dürüst bir atak, bir şut bile yok..
Tribünlerde herkes hayretle birbirine bakıyor..
“Ne olacak halimiz”
 Ya da , “Nereden geldim bu maça” dercesine..
***

Kalede Onur’u saymazsak Mustafa ile Bamba  rakip ataklara karşı kahramanca direniyor, Zokora ile Colman da  cansiperane sağa sola koşuyor..

Konuk Eskişehirspor ise Trabzonspor’un aksine, adeta döktürüyor..
Topa sürekli sahip olup atak geliştiriyor..
Oyunu sağdan sola, soldan sağa çeviriyor..
Trabzonspor’a top göstermiyor..
Doğrudan yoğuruyor!!
40. dakikada N’Diaye kaleci Onurla karşı karşıya kaldığında gözlerimizi kapıyoruz..
Bereket top inanılmaz bir şekilde direğe çarpıp auta gidiyor..
“İlk yarı gol yemesek” diye geçiriyorum içimden, totem, uğur, dua ne varsa sıralıyorum..

***
İkinci yarı başladığında gözlerden kaçan bir değişiklik var Trabzonspor’da.
Adrian 2. santrafor gibi Henrique’nin yanında başlıyor..
Devre arasında soyunma odasındaki, motivasyon ne oluyoruz arkadaşlar, kendimize gelelim dolduruşlarından çok, bence işin püf noktası burası..
“Madem ki kanatlardan akamıyorum bende ağır Eskişehir savunma arasına top tutan, pas veren, şut çekenleri yaklaştırırım” dedi Mustafa Hoca ve bence bu ayrıntı tuttu.
Adrian sağdan bıraktı araya  son anda kestiler..
Olcan, Colman denedi baldıra, topuğa çarptı yine son anda..
Sonunda  Malouda  bıraktı bir ince araya..
Henrique  girdi   rakiple kafa kafaya..
Sonuçta
Trabzonspor bu yarıda bildiğimiz, istediğimiz gibi oynayarak sonuca gitti.

***
Yani ilk yarı yattı, ikinci yarı attı.
Önce gol bastı, sonra yaptı kolbastı.
Limassol öncesi bu galibiyet fasulyeli pilav üstü 200 döner gibi..

***
Bu arada unutmadan yazalım çocuğa haksızlık etmeyelim.
Bu Kadir Keleş, gelmiş sana mis gibi sol bek, hem de beleş..
Dokunmayın, bırakın yerinde kök salsın..
Ona da bravo..