Zihni çürük, aklı sedyede upuzun yatan bir hastaydı ama bir dönemin makbülüydü. Belki de marazlı insana töleranslı olma genetiğinden kaynaklıydı bu yaklaşım.

İnadı murat, yalanı hakikat yapma becerisinden de olabilir bu kötü şöhret.

Kitleler sürükleniyordu arkasından, inancı, her değeri kendi varlığının temayyüzü için kullanan bu seçkin sapkın, bir bakışıyla orduyu yatırıyor, bir bakışıyla kaldırıyordu.

Ülkede büyük işler yaptığından bahsediyor, şimdiye kadar yapılmamış şeyleri yaptıklarını halkına anlatıyor ve koşulsuz itaat talep  ediyordu.

Ülkeyi bir numara yapmaktan, herkesi kendine tabi etmekten dem vuruyordu.

Hakikaten kudretliydi.

Bakışında buyuruş, işaretinde şetaret vardı.

Seçimle gelmişti işbaşına. Fakir bir hayattan tırnaklarıyla kazıyarak ulaşmıştı bu mertebeye. Teknolojiye çok meraktı. Tank ve teyyare konusunda hassasiyeti vardı. Bıyıkları badem, kendisi elit bir ademdi güya..

Coğrafyasına komşu olanlardan hiç dostu kalmamış, herkes ona bilenmiş bıcak gibi bakarken, o da en hazin hikayeler hazırlıyordu komşularına.

Bir ara öyle bir esti ki soluğu Rusya'nın Moskovasından, Fransanın Parisinden aldı. Havadan yerden rüzgara dönmüştü adeta.
Zaman geçmiş adı belaya çıkmıştı. Kesinlikle ortadan kaldırılması gereken bir siyasi figür olarak bakıyordu ona herkes. Ama kimse cesaret edemiyor, nasıl yıkacağına karar veremiyordu.

Sonunda tehlikenin boyutu dağları aşınca amaçları benzemez devletler biraraya gelerek saldırdılar hep birlikte.

Havadan ve karadan dövdüler günlerce.

Sonunda intihar ederek veda etti bu seçkin insan dünyaya..

Geriye yasak bir selam bıraktı.

Bu adam Hitlerdi..

Baş harfini düşürerek anlamlı hale gelen bir ismi yadigar kaldı. Cehennemi bol olsun..