Siyasetin doğasında değişim vardır, yenilenme vardır. Hele ki köklü bir yapıdan kopup "Yeni Parti" iddiasıyla yola çıkan bir oluşum için, bu değişim ruhun bir parçası olmalıdır. Trabzon’da yaşananlar ise, "yeni" söyleminin altının ne kadar doldurulduğuna dair haklı soruları beraberinde getiriyor.

CHP’den kopan il yönetimi ve 18 ilçenin tamamı, büyük bir iddiayla Özgür Özel ile yürüme kararı aldılar. Bu, Trabzon siyaseti için önemli bir kırılma noktasıydı. "Yeni parti, yeni örgüt" şiarı alkışlandı. Ancak bu heyecan, sahada bir "ayıklama" operasyonuyla gölgelenmeye başladı.

İddiaya göre, kurucu il başkanı; halkın oyuyla, delegelerin iradesiyle seçilmiş 18 ilçe başkanından sadece Araklı İlçe Başkanı'na görev vermedi. Neden? Yanıtı belli değil. Genç, eğitimli ve başarılı bir ilçe başkanı neden bir çırpıda kenara itilir? Aynı durum 18 seçilmiş kadın kolları başkanı içinde de yaşandı; Ortahisar Kadın Kolları Başkanı Şennur Güler Özkan da herhangi bir "güven kaybı" gerekçesi sunulmaksızın, diğer başkanlar gibi doğrudan gerekçesiz bir şekilde saf dışı edildi.

Soruyorum: Bu başkanlar delegenin oyuyla gelmedi mi? Eğer bir "başarısızlık" kriteri varsa, sahaya inmeyen, vatandaşa tepeden bakan, kamuoyu vicdanını yaralayan başka başkanlar yok muydu? Trabzon'un doğusunda oyları artıran tek bir ilçe başkanı bile yokken, ortada somut bir başarı hikayesi yazılmış değilken, neden bu kardeşimiz hedef tahtasına konuluyor ve tek bir kişi saf dışı ediliyor?

Yaşanan bu haksız tasfiyelere tepki gösteren Sayın Osman Dilber, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu durumu eleştirerek "kapkaççı zihniyet" vurgusu yaptı. Emeğin ve iradenin gasp edilmesine karşı dile getirilen bu haklı tepki, parti içi vicdanın sesi oldu.

Eğer mesele başarısızlık değilse, nedir? Siyaset kulislerinde fısıldanan "Bizans oyunları" mı devreye giriyor? Yeni bir oluşumun, kurulduğu gün irtifa kaybetmesine neden olacak bu içe kapanmacı refleks, Trabzon halkına ne vaat ediyor?

Sayın Dilber, Şennur Güler Özkan ve diğer başkanların başarısızlığına dair tek bir somut veri sunmadan, "seni istemiyoruz" demek, demokrasinin "d"si ile bağdaşır mı? Üstelik bir çok ilçemizde bırakın oyları artırmayı, oyları düşüren ilçe başkanları yerlerini korurken. Trabzon, özü sözü bir olan, emeğe değer veren insanların memleketidir. Bu tür kapalı kapılar ardındaki tasarruflar, sadece partinin değil, siyasetin de itibarını zedeler.

Özgür Özel ile yola çıkarken vaat edilen "yeni" ve "demokratik" anlayış bu mudur? Yoksa eski alışkanlıklar, yeni tabelaların arkasında yaşamaya devam mı ediyor? Trabzon halkı, bu soruların yanıtını bekliyor.