İsrail’in Gazze'de yaptığı katliamın  derin acısı yaşanırken, diğer tarafta Irak'ta Türkmenlere yapılan zulmün boyutunun ne kadar büyük olduğunu görmemezlikten geliyoruz..
Günler geçti Musul'da IŞİD'in elinde rehinelerimiz var.
‘Aman bir şey olmasın’ diye sesimiz dahi çıkmıyor..
Sessiz film gibi bekliyoruz..
Irak Şam İslam Devleti, Musul ve Tikrit’in ardından, nüfusunun çoğu Türkmen olan Telafer şehrini de ele geçiriyor Türkmen kardeşlerimiz 'Biz Türk değil miyiz' diye bize sesleniyor, sesimiz çıkmıyor!..
Türkmenlerin canlarını kurtarmak için 50 derece sıcağın altında yollara düştüğünü, 200 bin Türkmenin yerinden yurdundan olmasını  sadece seyrediyoruz.
Bir film!..
Ama gerçek!
Çaresiz bir şekilde Gazze için bağırıyoruz ama Türkmenler konusunda sesimiz çıkmıyor!..
Türkmenler, çölde mahsur, sıcak, açlık ve susuzlukla baş etmeye çalışıyorlar. Bir oldu bitti ile Türkmen şehri Kerkük’ün ve Türkmen kenti Tuzhurmatu’nun da Peşmerge tarafından işgal edilmesine de  ne yazık ki tepki gelmez oluyor.
Türkmenlerin yalnız ve sahipsiz kaldığının açık bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor!
Daha sonra Peşmergeler, Kerkük ve Bayhasan petrol kuyularını, ayrıca Hurmala Boru Hattı’nın kontrolünü ele geçiriyor, haberimiz var ama yok!..
Irak'taki Kürtlerin, Kerkük’teki iki petrol sahasının ele geçirilmesinin ardından çıkarılan petrolün merkezi hükümetten bağımsız olarak, Kerkük petrolünü de Türkiye üzerinden uluslararası piyasaya ihraç etmek istediklerini duyuyoruz...
Barzani yönetimi Sözcüsü Sefin Dizayi ne diyor.. “Petrol ihracını yıl sonuna kadar 120 bin varilden 400 bin varile çıkarmayı hedefliyoruz ve Türkiye’nin de buna göre hazırlık yapmasını istedik”
Ne güzel değil mi?
Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Irak Uzmanı Ali Semin de, bu yöndeki hedef beyanlarının başından beri Kerkük petrolünün de dahil edilerek yapıldığını, Kürtlerin statüsü henüz belirlenmemiş (bölge hala Irak’ın bir parçasıdır, ayrıca Kürtler’in egemen bir devleti yok) Kerkük’ün petrolünü satmasının Irak anayasasının ihlali olacağını belirtmişti. Semin, “Bu durumda Türkmenler de Araplar da susmaz ve Türkiye de zor durumda bırakılmış olur” diyor..
IŞİD Irak’ta birden bire harekete geçti. Bizim içimizde dahi “Kürdistan’ın kurulma vaktinin geldiği” haykırılmaya başlandı.
Şu bir gerçek ki Irak Türkleri için artık çok daha kötü günler başlıyor. Türkmenler, IŞİD ve Peşmerge’nin insafına ne yazık ki terk edildi.
Türkmenler için artık Irak çok ama çok zor!
Saddam’ı devirirken ne diyordu ABD.
“Bölgeye demokrasi, insan hakları gelecek”
Hani nerede?
Kürtler'in tek başına ve anayasaya aykırı olarak Türkiye üzerinden dünyaya (özellikle İsrail’e) Irak’ın petrolünü sattığı iddia ediliyor.
Yani bugün Türkmen ne kimsenin derdinde ne de umrundadır.
Altta kalanın canı çıkıyor.
Mağdur ve mazlum Türkmenlerden başka altta kalan da yok; tapuları yakılmış, toprakları ellerinden alınmış, insanları göçe zorlanmış ve yerinden yurdundan sürgün edilmiş, gelen vuruyor, giden vuruyor!
Her şey petrol için!..
Türk çoğunluklu bölgeleri Kürtleştirmeye çalışan ve bağımsız bir Kürt devleti amacından vazgeçmeyen Kürtlerin egemenlik alanında kalması hâlinde, Irak Türklerinin canı, malı, varlığı, kimliği, kültürü, dili ve güvenliğinin tehlikeye atıldığını belirtmeye gerek var mı?
Şu bir gerçek ki bin yıllık Türk şehri Kerkük’ü, “Kürt şehri” yapmaya çalışıyorlar ve uyduruk Kürt devletinin başşehri ilân etmeye hazırlanıyorlar.
Ne acı değil mi?
Ne diyor Mesut Barzani: “Artık, bizim şimdiye kadar bildiğimizden, daha farklı bir Irak’ta yaşıyoruz. Irak’ta son yaşananlar, Kürt halkının kendi geleceğini belirleme fırsatını kaçırmaması gerektiğini ortaya koydu. Bağımsızlık hakkımız geri adım atmayacağız” dedi.
Bizde de ne denmeye başladı.  “Eskiden bağımsız bir Kürt devleti mevzuu Türkiye için savaş nedeni sayılıyordu. Hatta Kürdistan kelimesi bile insanları sinirli ve agresif yapmaya yeterliydi. Ama onların adı Kürdistan ve bunun kabul edilmesi gerekli. Eğer Irak bölünürse ki bu kaçınılmaz görünüyor; onlar bizim kardeşimizdir” (Hüseyin Çelik)
Çok ama çok hassas bir dönemden geçiyor Türkiye..
Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü bozuluyor, Türkiye’de özerklik isteyenlerin sesleri yükseliyor..
Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehditleri bertaraf etmeden ve önlem almadan Türkiye’nin ulusal toprak bütünlüğün bozulmayacağının garantisini kim verebilir?..
Dikkatli ama çok dikkatli olmalıyız!
Tarihsel oyunları iyi irdelemek gerekir..
Çünkü tarih milletlerin aynasıdır..
Çevremizde yaşanan gelişmeler çok ama çok vahim!..
Oyun içinde oyun oynanıyor..
Biz de seyrediyoruz!.
Bazen de ‘Duysun dağlan taşlar’ dercesine dağlara, taşlara ‘SESİMİZ GELİYOR MU’ diye bağırıyoruz..

Kyn: Irak'ta Özgürlük Operasyonu ve
Türkmenler-Ali  Kerküklü--İdris DEMİR, “Kirkuk-Haifa Pipeline” Uluslararası Hukuk ve Politika, cilt:5, sayı:19 s:135.