Türkiye'ye not artırımı konusunda uluslararası derecelendirme kuruluşları arasında en cesuru Fitch oldu.
 Notumuzu aylar öncesinde (BBB) seviyesine çıkaran Fitch, "Yatırım yapılabilir ülke" olduğumuzu da ilan etti.
S&P, bekledi bekledi, notu artıracaktı ama bir gerekçe bulamadı.
Sonunda, Türkiye'nin Güneydoğu sorununu barışçı yollarla çözme çabalarını ve ekonomimizin güçlü mali performansını takdir eden sözlerle, sanki "ayıp olmasın" çizgisinde notumuzu BB+'ya yükseltti. İlginç bir de saptaması oldu ve "Güneydoğu sorununun çözümü halinde güvenlik harcamaları azalacak ve sınır ticareti de artacak" dedi.
Ayıp olmasın diye
En sıfırcı hoca ise Moody's çıktı.
Hâlâ ondan not alacağımız var.
Türkiye'yi (Ba1) seviyesinde görüyor.
Yatırım yapılabilir seviye için bize (Baa3) vermesi iki puan artırması gerekiyor.
S&P'nin not artışını "iç barış süreci"ne bağlaması, herhalde ilk kez oluyor.
Örneğin, Suriye sorunu başta olmak üzere sınırlarımızda problemler sürerken, 'sınır ticareti'nin artacağına vurgu yapması da ayrı bir değerlendirme gerektiriyor.
Nereden bakarsak bakalım, uzmanlara göre de S&P'nin bir değil, iki puan vermesi gerekirdi. "Hakkımızı söke söke alacağız" mı demeliyiz?
Zaten piyasalar iki yıldır hakkımızı veriyor ki, sürekli yatırım yapılıyor.
İş Portföy Yönetimi Genel Müdürü Dr. Gürman Tevfik, Moody's'in de yakında not artırımına gidebileceğini, S&P'nin de yıl içinde ve sonunda notunuzu "yatırım yapılabilir ülke" seviyesine yükseltmesinin beklendiğini söylüyor.
Acemoğlu'ndan mı esinlendi?
ABD'nin dünyaca ünlü Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) hocalık yapan ve birkaç kez Nobel'e aday gösterilen Türk kökenli profesör Daron Acemoğlu, kendisi gibi saygın ekonomistlerden James Robinson ile kaleme aldığı "Bazı Milletler Neden Başarısız Olur" veya İngilizce'siyle "Why Nations Fail" adlı kitabında "barış"a özel bir vurgu yapmıştı.
Eğer ülkelerdeki kurumlar ve insanlar arasında "uzlaşma" varsa, dışlayıcılık yoksa bu durum direkt olarak yatırım, üretim ve ihracatın artmasına etken oluyor.
Konuşmalarında, ekonomik kurumların nasıl işleyeceği ve nasıl bir evrim sürecinden geçeceği konusunda siyasete ve siyasi kurumların önemine işaret eden Acemoğlu, yoksul ve zengin uluslar arasındaki farkı açıklıyor ve "bir ulusun yükselmesinin ancak eşit şartlar sağlayabilen kurumlarla" reformları gerçekleştirebileceğini söylüyor.
Acaba diyorum S&P yönetimi, Türkiye'ye not verirken Acemoğlu'nun son kitabından esinlenmiş olabilir mi?
Neden olmasın ki. Aslında Acemoğlu'nun kitabındaki görüşleri, uluslararası düzeyde yankı yapmıştı.
GB cari açığı artırıyor
İç ve dış piyasalarda Türkiye ile ilgili değerlendirmeler yapılırken sürekli cari açığın yüksekliğine gönderme yapılıyor.
Petrol ve doğalgaz faturası yüksek olsa da son zamanlarda AB ile 18 yıl önce yaptığımız Gümrük Birliği'nin (GB) üçüncü ülkelerle ticarette aleyhimize durumlara neden olduğundan cari açığı artırdığı saptamaları yapılıyor.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da bu konuya sık sık dikkat çekiyor.
Aslında GB'yi AB ile birlikte gözden geçirip, haksız rekabeti önlemeliyiz.
Bunun yolu da "ticari diplomasi"den geçiyor.
Aynı diplomasiyi, AB ile ABD arasında imzalanacak serbest ticaret anlaşmasının olumsuz etkilerinden kurtulmak için de gündemimize almalıyız.