Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin, geçtiğimiz günlerde bir açılışta halay çekerken Gülben Ergen’le ilgili yaptığı açıklamalar, siyasetin nasıl kolaylıkla niyet okumaya evrilebildiğinin düşündürücü bir örneği olmuştur.
Destici, Gülben Ergen’in başı örtülü bir kadının elini kasıtlı olarak tutmadığını, onu ötekileştirdiğini, küçümsediğini ve önemsizleştirdiğini ısrarla dile getirmiştir. Oysa Gülben Ergen, olayın ardından açıkça “O anki atmosferde fark edemedim, hiçbir art niyetim yoktu” demiş; bununla da yetinmeyip olayın muhatabına bizzat giderek gönlünü almıştır. Buna rağmen Destici’nin “Hayır, vardır” diyerek ısrarını sürdürmesi artık bir eleştiri değil, açıkça niyet okumaktır.
Asıl sorulması gereken soru şudur:
Aynı hassasiyeti, Türkiye’de başı açık olduğu ya da kıyafeti nedeniyle kadınların maruz kaldığı insanlık dışı muamelelere karşı neden göremiyoruz? Bu durumlarda sessiz kalınırken, mesele neden yalnızca belirli bir ideolojik zeminde büyütülmektedir? Cevap açıktır: Beslenilen siyasi alan bellidir.
“Gülben Ergen sanatçı değildir” gibi ifadelerle bir itibarsızlaştırma çabasına girilmesi ise beyhude bir uğraştır. Sayın Destici’nin bu yöndeki sözleri, Gülben Ergen’in sanatçılığından ya da topluma kattıklarından en ufak bir şey eksiltmez.
Gülben Ergen, yıllardır kendi emeğiyle, gayretiyle ve oluşturduğu organizasyonlarla bu memlekete somut katkılar sunmuştur. Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere, imkânları kısıtlı pek çok bölgede anaokulları kazandırmış; hatta Vakfıkebir’in Deregözü Mahallesi’nde dahi bir anaokulunun yapılmasına öncülük etmiştir. Dezavantajlı coğrafyalarda eğitime nefes olmuş, bir eğitim gönüllüleri ordusu oluşturmuştur.
Hasbelkader siyasetçi olup, hasbelkader genel başkanlık makamında oturanların; memlekete tek bir kalıcı katkısı yokken, “el tutuldu, tutulmadı” gibi ipe sapa gelmez söylemlerle bir insanı itibarsızlaştırmaya çalışması kabul edilemez. Türkiye’nin gündemi bu tür yapay tartışmalarla meşgul edilemez.
Bugüne kadar hangi öğrenciye burs verdiniz?
Hangi okulun yapımına, tamiratına ya da tadilatına katkı sundunuz?
Memlekete dair somut olarak ne yaptınız?
Küçük bir oy potansiyeliyle iktidara yanaşıp, bir dönem siyasi nimetlerden faydalanmak; topluma hizmet etmek anlamına gelmez.
En azından siz katkı sunamıyorsanız, birilerinin heyecanını, şevkini ve projelerini baltalamayın. Destek olamıyorsanız, köstek de olmayın.
Unutmayın: Siz yarın yok olup gideceksiniz. Ama Gülben Ergen, yaptırdığı okullarla bugünün çocuklarının, yarının Türkiye’sinin gönlünde yaşamaya devam edecektir. Sizin yakışıksız ifadeleriniz ise zamanla unutulup gidecektir.
Ben ve benim gibi düşünenler, Gülben Ergen’in bu ülke için verdiği her emek, gösterdiği her özveri ve sarf ettiği her gayret için elim patlayana kadar alkışlıyor, kendisini saygıyla selamlıyoruz.